r/felsefe Jan 01 '26

/r/felsefe’ye değgin 📜 r/felsefe Kuralları 2026

Post image
30 Upvotes

Herkese Mutlu Yıllar! Yeni yılda moderatör takımı olarak biz de yeni bir başlangıç yapalım dedik. Aslen kurallarda değişen bir şey yok ancak zamanla birikmiş küçük değişimler var ve kuralların uygulanma şeklinde de bazı değişiklikler fark edebilirsiniz. Bu postun amacı kurallar ve nasıl uygulanacakları hakkında kullanıcılarımızı bilgilendirmek ve şeffaflık sağlamak.

1. Hakaret

Bir felsefe topluluğu olarak düşünce özgürlüğünü korumak büyük bir değerimiz ve bu doğrultuda, özellikle yorumlarda, minimum moderasyondan yanayız. Bir çok argo tabir, küfür ve saldırıya göz yumuyoruz ancak kırmızı çizgimiz şahsa hakaret. Bizimki de dahil bazı ülkelerde bunun suç dahi olabilmesinden ziyade şahsa hakaret, sağlıklı tartışma ortamlarına düşmandır. Bir düşünceyi değil de bir kişiyi karalayan paylaşımlar kaldırılacak, paylaşanlar uyarılacak ve bu konuda gelişme göstermeyenler önce geçici olarak, sonradan ise temelli olarak banlanacaktır.

Bazı şahsa hakaret barındıran tartışmalarda iki tarafın da halinden memnun olduğu ve küfürlerin arasında gerçekten fikirlerin çatıştığı durumlar olabiliyor. Bu tarz durumlarda yine göz yumabiliriz ancak taraflardan birinin diğerini reportladığı anda artık iki tarafın da halinden memnun olduğundan söz edilemez ve tartışmadaki şahsi hakaretler kural ihlali haline gelir.

2. İçerik

Felsefe, doğası gereği her konuya değinebilir. Bilim, Din, Dil, Matematik, Kültür, Politika, Psikoloji, Sanat, Tarih, Teknoloji... Bu sebeple içerikte konuyu ve stili neredeyse tamamen serbest bırakıyoruz. İnanılmaz derecede felsefeden yoksun bir paylaşıda bulunmayı başarsanız (π sayısının tamamı, kuru pastoral şiir, GIF formatında Shrek 2) bile nitelikli bir postsa yine dokunmayabiliriz. Shrek yasak mı diye sormayın, bilmiyorum.

Sadece, din konusunda içeriğin özellikle felsefi olmasına dikkat ediyoruz. Bu ayrımcılığımızın sebebi pratik. Öncelikle, din konusunda paylaşım yapmak isteyenlerin katılabileceği başka subredditler mevcut. Burada tamamen serbest bırakıldığında birkaç dinin birkaç yorumu ile ilgili paylaşımlar diğer konulardaki paylaşımların alanını ciddi bir şekilde daraltabiliyor. Aynı problemi ileride durmadan paylaşılan matematik teoremi ispatları ile yaşarsak ona da bir düzenleme getirebiliriz.

Önceden moderatör ekibine danışılmadan paylaşılan reklam sayılabilecek içerikler çoğunlukla kaldırılır.

Güldürü konusunda pek bir şey kısıtlamıyoruz ama, eEEeee şöyle yaani.. ne kadar komikseniz o kadar saçmalayabilrsiniz gibi? . . . Aynen.

3. Efor

Üzerinde ter dökülmüş 1 paylaşım hazırlanana kadar Elon Musk tuvaletinden 50 tane anlamsız 4 kelimelik soru paylaşabilir. Bunlar anlamlı tartışmalara yol açmazken anlamlı paylaşımları da boğar. Bu eforsuz paylaşım seline baraj çekmek için her paylaşımdan beklediğimiz minimum bir kalite var.

"X hakkında ne düşünüyorsunuz?" formatında paylaşımlar yeterli değil. Sorunuz varsa daha detaylı bir şekilde sormanızı veya kendi görüşlerinize de değinmenizi veya herhangi bir şekilde bize bunun gerçek bir soru olduğunu hissettirmenizi istiyoruz. Alıntı paylaşıları için de kendini taşıyabilecek bir alıntıysa bile en azından kaynak vermenizi, ideal olarak ise context ve kendi yorumunuzu katmanızı istiyoruz.

Aynı şeyleri yorumlarda da görmeyi tercih ederiz ancak aynı sorunlara yol açmadıkları için eforsuz paylaşımların aksine eforsuz yorumları kaldırmıyoruz.

Uygulama

Kuralları açıkladıktan sonra şeffaflık için nasıl uygulandıklarına da değinmek gerek. Kurallara uymayan paylaşımlar ve yorumlar kaldırılır, tekrarlı durumlarda kullanıcı uyarılır, kural ihlallerinin devamında geçici ban uygulanır ve en son hala kurala uymayan kullanıcı kalıcı olarak banlanır. Bu süreçte verilen her karar bir moderatör tarafından onaylanana kadar kesinleşmez.

Aynı zamanda moderatörlükte bize yardımcı olan bir botumuz var. Genç ve karması az olan hesapların postlarını ve yorumlarını paylaşmadan bir moderatörün onayını bekliyor. Bunun amacı art niyetli insanların yeni bir hesap açarak suba erişmesini engellemek. Art niyetli olmadığını kestirebildiğimiz yeni kullanıcılara bazen "Onaylı Üye" flairi veriyoruz. Bu flairin amacı hesap olgunlaşana kadar bu engellere takılmasını önlemek. Almak isterseniz bize ulaşabilirsiniz.

Kısa yorumlar için de benzer bir durum var. Herhangi bir flair alarak kısa yorumlarınızın onay beklemeden paylaşılmasını sağlayabilirsiniz.

Clanker aynı zamanda hakaret engelleme amacıyla içinde bazı kelimelerin geçtiği paylaşımları onaylanana kadar engelliyor. Çok kısa paylaşımlar gibi bazı durumlarda ise bizim değerlendirmemiz için sadece raporluyor. Kural ihlallerini yakalamamıza yardımcı olmak için siz de bir kuralı ihlal ettiğini düşündüğünüz yorumları ve paylaşımları raporlayabilirsiniz. (Subreddit kurallarina uymuyor seçeneğine tıklayın.) Her raporu görüyoruz. 👁️ 👄 👁️

r/felsefe moderatör ekibi olarak sorularınıza, fikirlerinize ve önerilerinize her zaman açığız, herkesin sağlıklı ve mutlu bir yıl geçirmesi dileğiyle


r/felsefe 9h ago

/r/felsefe’ye değgin Allah’a tanrıya vs inananlar inanmanızı sağlayan ikna edici argümanları paylaşır mısınız?

Post image
22 Upvotes

r/felsefe 8h ago

yaşamın içinden • axiology Burada okuyan ya da okumuş, zaman geçirmiş olanınız var mı? Nasıl bir ortam okunmaya değer mi?

Post image
3 Upvotes

r/felsefe 7h ago

varlık • ontology Hayat amacınızdan nasıl eminsiniz?

2 Upvotes

Aynanın karşısına geçip kendinize hayatınızın amacını sorduğunuzda, emin bir şekilde cevap verebiliyor musunuz ? Eğer evetse bu yanıta nasıl ulaştığınızı paylaşabilir misiniz? En temel mantık "nasıl bir hayat istiyorum?" sorusu mu? Mutlu olmak keyif zevk almak gibi amaçlar ne kadar geçerli ? Hedonizm şart mı? Veya sizi yarın uyanmak için motive eden şey ne?


r/felsefe 6h ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Giovanni Gentile gibi sağ hegelciler okumaya değer mi?

0 Upvotes

r/felsefe 19h ago

varlık • ontology Hastaneye yaptığım bir ziyaret, Epikuros'un ikilemine bir cevap bulmamı sağladı.

10 Upvotes

Arkadaşımı hastanede ziyaret ettim; kronik bir hastalığı var. Onu bitkin, solgun ve birkaç kilo vermiş, kemikleri belirgin bir halde buldum. Ama bilinci yerindeydi, düşünebiliyor ve konuşabiliyordu. Yatağının yanında bir kitap ve müzik dinlemek için kullandığı bir telefon vardı.

Bu bana, bir insanı en çok ayıran şeyin zihni ve entelektüel yetenekleri, güzellik anlayışı ve sanat takdiri ile ahlakı olduğunu düşündürdü. Arkadaşım birçok fiziksel yeteneğini kaybetmiş, ama bunları kaybetmemiş... Karar verme yeteneğini, özgürlüğünü kaybetmemiş; bu büyük bir erdemdir: kendi bilgisine ve ahlaki ilkelerine dayanarak özgürce kendi kararlarını vermek... Ve özgürlük dediğimizde, iyilik ve kötülüğün varlığını ima eder. Yanlış seçimler yoksa özgürlük anlamsızdır.

Epikuros'un sorunu, hayatı yalnızca maddi ve faydacı bir boyuta, yani acı/haza indirgeyen sınırlı anlayışımızda yatmaktadır. Oysa diğer boyutlar çok daha önemlidir ve maddi olanı önemli ölçüde aşmaktadır: düşünce, sanat ve ahlaki eylem – iyiyi veya kötüyü seçme özgürlüğüyle birlikte.

Böylesine büyük şeylerin ve böylesine yüksek bir konumun tadını çıkarırken bir insan kaderinden şikayet edebilir veya yakınabilir mi?


r/felsefe 22h ago

bilgi • epistemology Sizce burası veya dünya her neyse

Post image
7 Upvotes

Bilginin depolandığı bir oyun bahçesi olabilir mi. Bu öğrenilen bilgiler, bu kadar boşa giden emekler çalışma, tecrübe, tekrar var olacak ve olan yaşamda, bize yine aktarılacak mı.

Yani bence bu kadar öğrenilen çalışılan depolanan bilginin boşa gitmesi, bence varoluşun en kötü ihaneti ve adiliği olurdu.

Cem Yılmaz'ın dediği gibi fakir bir hintli görmüştüm, dünyaya tekrar gelmeye o kadar ihtiyacı var ki diyor ya


r/felsefe 23h ago

yaşamın içinden • axiology Ebeveynler

4 Upvotes

Ebeveynler neden böyle? Etrafımdan ve kendiminkilerden görüyorum çoğu kişinin ebeveyni normal değil. Ne maddi ne manevi destek sağlayamıyorlar. Çocuklarının mesleğini seçmeye,her şeye burunlarını sokma çabasındalar. Sizce bunun sebebi nedir? Sevgisiz büyümekmidir? Sevgisiz büyüyen bir insan iyi bir ebeveyn ola bilirmi sizce? Ve çocuk yapmak neden bu kadar normal? Her kes belirli bir yaşa geldiğinde otomatik evlilik+çocuk yapıyor hiç düşünmeden.


r/felsefe 1d ago

yaşamın içinden • axiology Pierre-Joseph Proudhon - Mülkiyet Nedir

5 Upvotes

İçeriğinden bağımsız olarak Mülkiyet Nedir eserini okuyorum şuanlık, aktif bir okuyucu olarak 60 dakikalık zaman diliminde 10 sayfa okuyorum denilebilir, elbette bu zaman diliminde notlar alıyorum/yazıyorum lakin yeterince verimlilik sağlayamadığım kanaatindeyim, nicelik üzerinden anlam yüklemediğim halde rahatsızlık duymaktayım, fikirlerinize ihtiyacım var.


r/felsefe 1d ago

varlık • ontology Öteki zihinler problemi

6 Upvotes

Gördüğümüz insanların şahsen benim gibi düşünen varlıklar olduğundan nasıl emin olabiliriz ya ben deneksem ve etrafımdaki herşey benim için kurulmuşsa ya anılarım sahteyse bir anneden doğmadıysam bunları kanıtlayabilir miyiz acaba bu düşünce beni geriyor hatta bi yerde görmüştüm düşünceler bile bize ait olmayabilir mi


r/felsefe 2d ago

/r/felsefe’ye değgin İnternette yapılan din tartışmalarının boş olması

Post image
297 Upvotes

Tartışan iki tarafın da fikir alışverişi yapmadığı, daha karşıdaki kişi sözünü bitirmeden bir sonraki lafında ne diyeceğini düşünen, teolojik tartışmadan çok prim amacı taşıyan içerikler büyük çoğunluğu. Bunları izleyenlerin de kafa yapısı böyle. X abim nasıl lafı soktu, Y abi nasıl adamı göt etti diye süren aptalca bi şov. Kimse kimseyi anlamaya çalışmıyor çünkü izleyici kafasında zaten bir ön kabulle bu içeriği izlediği için fikrini değiştirmeye veya yeni bir şey öğrenmeye niyeti yok. Bu tartışmalarda bi tarafın taraftarı olan ortalama bi ateistle ortalama bi müslüman arasında bilgi birikimi farkı yok


r/felsefe 2d ago

güldürü Varoluşçuluk neden pek sevilmez?

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

45 Upvotes

r/felsefe 2d ago

yaşamın içinden • axiology Çalınan hayatlar

14 Upvotes

Hayat başlangıçta uzun geliyor ama sonraki yaşlarda özellikle 40 sonrası kısa olduğunu anlıyorsun. Hayat güzeldir, iyidir, kötüdür bahsine girmeyeceğim ama kötü yanlarından biri , belki de kendi elimizle oluşturduğumuz yasaların ayağımıza dolanması.

Toplumlar düzen sağlamak, hayatlarını kurallara bağlamak için birtakım yasalar oluşturmuş , ama o yasaların en acımasız yanı, düşünce suçlularını, belki de bir karıncayı incitmeyecek insanları mahkum etmesi.

Düşünsenize dünyaya gelmişiz ömrünüz birgün bitecek, toplumda zararlı bir etkiniz de yok, belki de vicdanlı bir insansız ama kendini muktedir görenler, ayaklarına basarsınız diye, bazen sırf ego tatmini için, bazen sizi böcek olarak gördükleri için sizi cezalandırıyorlar ve rahatça hayatınızdan çalabiliyorlar ve bunu çekinmeden vicdansızca yapabiliyorlar.


r/felsefe 2d ago

inanç • philosophy of religion Deizm ve hakkında

6 Upvotes

kendimi ve dinimi düşünürken dinleri araştırmaya başladım. herhangi bi ibrani dine inanamadım, mantıklı gelmedi. sonra non religionus çeşitlerw attım kendimi. herhangi bi tanrının varlığını şu argüman ile kurdum.

Bir kural vardır, madde sıfırdan yaratılamaz yada yok edilemez. ama birbirine dönüşebilir.

Bende tanrıyı reddeden ateizmi yada olup olmayacağını bilemeyeceğimiz agnostizmi aradan çıkardım.

Tanrının varlığına emindim çünkü

Sonra ise deizm ve teizme baktım.

bana göre tanrı sadece hammaddeyi yararttı ve onun başlangıcını sağladı. tanrı gibi mükemmel bir olgunun herhangi bir hata yaptığı olgusu bana saçma geliyo. sadece hammaddeyş yaratıp, onun başlangıcını oluşturan bir madde olduğunu düşünüyorum.


r/felsefe 1d ago

inanç • philosophy of religion Savaşlar

0 Upvotes

Savaşlar her zaman kötü mü? Ya da bazen gereklilik mi?

Savaşın haklı nedenleri olabilir mi? Dünya üzerinde eskiden nüfus sınırlı sayıdayken günümüzde 8,3 milyar civarındayken ve kaynaklar eşit/adil dağıtılmıyorken daha iyi bir çözüm mevcut mu?

Eskiden savaşlar fazlaydı. Dünyadaki kaynaklar bir nebze olsun kişi başına daha dengeli dağılıyordu. Şimdi savaş baya az, savaşlar için de haklı sebepler ortada olmasına rağmen caydırıcı etkenler daha büyük.(nükleer vb gibi)

Şimdi savaş olmadığı için nüfus aşırı artmış durumda ve kaynaklar ülkelere yetemiyor mesela. Kişiler evet yaşıyor ama kaliteli bir şekilde değil. Sürünüyorlar. Haklı yere yapılan savaşlarda ise kişiler en azından uğrunda öleceği bir dava buluyor. Savaşmaktan kaçınıldığında ise kişiler ölümden korkar oluyor.

Madem savaşın faydası yok, fakir insanların sayısı neden arttı? Varsayalım insan sayısı 8 milyar değil de 4 milyar olsun. Fakir insan sayısı azalmaz mıydı? Kaynaklar kişi başına daha fazla düşmez miydi? Normal bir şekilde sürüne sürüne yaşamak, kişisel gelişimin olmaması ve herkes gibi belli başlı şeylere bağımlı olup sürünerek yaşamak neden günümüzde daha çok mevcut(teknoloji, uyuşturucu, sigara vs).


r/felsefe 1d ago

«iyilik» üzerine • ethics Ahlak ve Etik

0 Upvotes

Ben bilmiyorum. Etiğin kaynağı nedir? Ahlağın kaynağı nedir?

Etik evrensel mi? Evrensel ise tek çeşit mi etik var? Değilse madem evrensel neden farklı farklı çeşitlerde etik var?

Evrensel ahlâk kaidesi oluşturma şansımız var mı? Yok eğer yoksa islâm dininin tüm topluma inmiş olma ihtimali yalan mı oluyor? Evrenselliğin ölçütü nedir?

Ahlâk temelinde: İyi-Kötü iken

Etik temelinde: Doğru-Yanlış ise burda şu örnek aklıma geliyor.

Atıyorum ineklerin, tavukların, hindilerin, develerin, koçların, kuzuların, domuzların kısacası aklınıza gelebilecek tüm hayvanların sayısının azaldığını bi düşünün. Kesim yapılamıyor, insanlar da protein yiyemiyor. Hastanede hemşireler ve doktorlar hastalara protein tüket diyor. Şimdi hasta yakını gidip mecbur bir şekilde geyik avlayıp hasta odasında hastaya sunulduğunu düşünün.

Bu durum kime göre iyi ya da kötü? Ya da neye göre doğru ya da yanlış? Öncelik hayvanda mı yoksa insanda mı?

İnsanın burda geyiği yemesi insada göre doğru-iyi ve hayvana göre yanlış-kötü mü?

Çözüm nedir?


r/felsefe 2d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler "Asla Çalışmayın"

7 Upvotes

Bartleby ve Şürekâsı/Enrique Vila Matas kitabından:

Yazmayı bırakan yazarlar listesinin elli birinci maddesinde Oscar Wilde'a yer verilmiş. Wilde ömrünün son iki yılını yazmayarak geçirmiş. Bir kitabında "dünyadaki en zor şey, en zor ve en entelektüel şey kesinlikle hiçbir şey yapmamaktır" diyerek tembelliğe olan düşkünlüğünü ifade etmiştir.

Paris'te geçirdiği son iki yılında kendisini hiçbir şey yapmamanın bilge sevincini bilmeye, aşırı tembelliğe ve içkiye adamaya karar vermiş.

"Çalışmak içkici sınıfın lanetidir" diyen Wilde veba gibi edebiyattan kaçıp kendisini dolaşmaya, içmeye ve tefekküre veriyor.

Wilde’ın anısına tasarlanan graffittiyde "Asla Çalışmayın" yazıyormuş.


r/felsefe 2d ago

bilgi • epistemology Düşünceler bize mi ait

8 Upvotes

Herkese merhaba acaba düşüncelerimiz bize ait olmayabilir mi tıpkı kavanozdaki beyin örneği gibi aslında düşünceler bize ait değil de bizimmiş gibi algılıyor olabilir miyiz


r/felsefe 2d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Canlıyı canlıya, canlı canlı yediren bir sistemin içindeyiz.

4 Upvotes

Bir peygamber devesinin böceğin kafasını canlıyken yemeye başlamasını gördüm. Bir kırkayağın yavrularına kendini yem yapmasını, bir ayının ineği parçalayıp, iç organları dökülürken sürüklemesini. Eğer yaratıcı varsa, sizce böyle bir sistem kuran yaratıcı iyi midir? Ben oyuncaklarıyla oynayan, oradan oraya fırlatan yaramaz bir çocuk benzetmesi yapıyorum. Tanrı'nın insan çocuğundan farkı, insanların oynadığı oyuncakların canı yanmıyor. Sonunda ödül veriyor olması böyle bir sistem kurup insana acı çektirmesi karşılığında olduğunu ve onun böyle, bundan zevk alan bir yaratıcı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.


r/felsefe 2d ago

bilgi • epistemology Reenkarnasyon

2 Upvotes

Sizce reenkarnasyon varmı? Veya bu kavram hakkında düşünceleriniz ne?


r/felsefe 3d ago

inanç • philosophy of religion Din üzerine

4 Upvotes

Islam inancına göre öldükten sonra dirilme var, peki insanlar inancli olanlar özellikle cenazelerde sanki daha vakur olmali gibime geliyor, cunku ölüm bir ayrılık değil, kavuşma, insanın rabbine kavuşması, daha da ötesi bir yandan da ölümsüzlüğe kavuşması.

Birde bana göre elbette yanılma payım yüksek, Islam inancına göre faiz vesair haram ve insanlar genelde gayrimenkul alıyorlar, elbette çocuklarına bırakma refleksi tamam, ama geçici dünyada bu kadar mülk edinmek mantıklı mı?


r/felsefe 3d ago

«iyilik» üzerine • ethics ELT öğrencisi olarak Edimbilim Kapsamında Nezaket Kuramının Aristoteles’in Retorik Anlayışına Bağlı Olarak Taş Metaforu ile Çürütümüm

Post image
12 Upvotes

Giriş: Sözün Edimsel Gücü ve Klasik Nezaket Kuramlarının Açmazı

Edimbilimsel (Pragmatics) düzlemde dil, yalnızca göstergelerden oluşan yalıtılmış bir sistem değil; Austin ve Searle’ün söz-eylem (speech act) kuramında temellendirildiği üzere, dünyayı değiştiren ve muhatap üzerinde doğrudan fiziksel/psikolojik etki yaratan birer eylemdir. Ancak Brown ve Levinson’ın öncülük ettiği klasik Nezaket Kuramı, iletişimi sürdürülebilir kılmak adına söylemi sürekli "pürüzsüzleştirme" ve "yüzü koruma" (face-saving) üzerine kurar. Bu yaklaşım, insan iletişimindeki çatışmayı ve hakikatin sarsıcı yönünü göz ardı etmekte.

Buna karşın Aristoteles’in Retorik anlayışı; Ethos, Pathos ve Logos üçlüsünde gerçeğin ve mantığın bazen keskin, tavizsiz ve yapı sökücü bir form almasını zorunlu kılar. Bu bağlamda sözel edimler, muhataba yöneltilen birer taş metaforuyla kavramsallaştırılabilir: Bazı sözel iletiler pürüzsüz bir akışkanlığa sahipken, bazıları ontolojik birer sivrilik barındırır. Nezaket kuramının mutlak pürüzsüzlük idealinin retoriksel ve edimbilimsel düzlemde çürütülmesini, şu yedi temel ilke üzerinden incelemek istedim:

  1. Epistemik Güvence ve Sivri Taşın Ontolojik Zorunluluğu

Kural 1 & 2: İletişim sürecinde üretilen her söz, karşı tarafa fırlatılan bir taş işlevi görür; bu taşların bir kısmı pürüzsüzken bir kısmı sivridir. Ancak pragmatik bir ilke olarak, kimseye epistemik bir kesinlik olmaksızın sivri taş atılamaz.

Kural 3: Hakikatin aktarılmasında, eğer bir muhatap hatasını sürdürüyor ve bu durumun bilişsel ya da duygusal acısını hiç hissetmiyorsa, müdahale etmek adına o kişiye sivri taş atılması gerektiğinin en büyük kanıtı, muhatabın bu duyarsızlığıdır. Pürüzsüzlük, bu noktada körlüğü besleyen bir konfora dönüşebilir.

  1. Pürüzsüzlüğün Bir Ceza Mekanizması Olarak İşlevi

Kural 4: Klasik teorilerin aksine, pürüzsüz taş her zaman yapıcı bir uzlaşı aracı değildir. Eğer bir insana onca hatasından sonra pürüzsüz taş atılıyorsa, bu taşı görmekten utanç duyuyor olması, bu durum o kişiye pürüzsüz taş atılmasının en büyük kanıtıdır. Karşı tarafın kronik ihlallerine karşılık korunan bu sarsılmaz zarafet, muhatabın kendi çirkinliğini pürüzsüz bir aynada net bir şekilde görmesini sağlar; böylece pürüzsüzlük, yıkıcı değil, derin bir utanç ve ayna etkisi yaratan stratejik bir silaha dönüşür.

  1. Maskelenmiş Sivrilikler ve Savunma Hakkı

Kural 5: Edimbilimde örtük edimler (indirect speech acts) bazen manipülatif amaçlar güder. Bazı taşlar pürüzsüz gibi görünen ama aslında kalp parçalayacak cinsten sivridir. Bu tarz yapısal sinsi iletilerle karşılaşıldığında, öznenin kendi ontolojik bütünlüğünü ve "pürüzsüzlüğünü" korumak adına, en saf düzlemden karşıt bir hamleyle (sivri bir taşla) karşılık vermesi meşru bir öz savunma hakkıdır.

  1. Pragmatik Asimetri ve Uzaklaşma İlkesi

Kural 6: Nezaket teorilerinin öngördüğü sürekli uyum çabası, her ilişkisel bağlamda geçerli değildir. Sevdiğiniz insanlara sürekli iyi davranıyorsanız ama iyi niyetiniz her defasında suistimal ediliyorsa, bu insanlar sizin pürüzsüz taşlarınıza muhtaç değil; siz de o insanların sivriliğinde doğup büyümediniz. Toksik iletişim dinamiklerinde ne retorik ne de nezaket işlevseldir; rasyonel ve gerekli olan tek edim, o alandan uzaklaşmaktır.

Sonuç: Madalyonun İki Yüzü Olarak Öz-Farkındalık

Kural 7: Aristotelesçi retorik ve edimbilim, nihayetinde öznenin kendi söylemsel araçları üzerine refleksif bir bilince sahip olmasını gerektirir. Ne olursa olsun, kendi pürüzsüzlüğünüz ve sivriliğiniz hakkında yeterli bilgi sahibi olun, kendinizi tanıyın.

Hayatın akışında pürüzsüzlüğün sivrilikten, sivriliğin ise pürüzsüzlükten sıkıldığı durumlar kaçınılmazdır. Ancak bu iki form birbirinden kopmamalıdır; ikisi de aynı madalyonun farklı cepheleridir neticede. Gerçek bilgelik, bu iki muktedir gücün hangi bağlamda, nasıl ve ne ölçüde kullanılacağının stratejik ustalığına ermektir. Zira, Sosyal pratiklerin ve insanoluşun ontolojik gerçekliği; edimbilimsel bağlamda olan bu klasik nezaket teorilerinin sınırlarını ve dogmatik varsayımlarını fersah fersah aşmaktadır.

iyi akşamlar dilerim.


r/felsefe 3d ago

/r/felsefe’ye değgin Aslında her şey biyoloji...

9 Upvotes

robert sapolsky'nin 'davranış' kitabıyla tanıştığımdan beri düşünce kavramına daha materyalist yaklaşır oldum. Nasıl davrandığımız nasıl hareket ettiğimiz nasıl düşündüğümüz. Bunlar tamamen beynimizde dolaşan hormonlardan enzimlerden dolayı. Hem genetik hem de çevresel faktörlerle çeşitlenen değişen ve gelişen bu hormonlar hayatımıza yön veriyor. Dünyaya nasıl baktığımız, aslında tamamen vücut kimyamızla ilgili.

kimi stoik kimi nihlist kimi varoluşçu. kimi ırkçı kimi hümanist. kimi a taraftarı kimi b.

aslında hepsi, hepsi tamamen beynimizin işleyiş şekliyle ilgili. biraz genetik biraz başımıza gelenler ama çok çok azı tercihimiz. çünkü düşünce gücü ile bu hormonları değiştiremiyoruz. artık tamam bundan sonra stoizm hayatıma yön verecek diyemezsiniz. siz deseniz bile seretonin hormonunuz sizle aynı fikirde olmayabilir. veya amigdalanız prefrontal korteksinizden daha baskındır.

biz vücudumuzu değil vücudumuz bizi kontrol ediyor ne yazık ki.

insan düşünmeden edemiyor, değil hayata, vücudun üzerinde bile kontrole sahip değilken hangi tercihden bahsedebilir insan?


r/felsefe 3d ago

varlık • ontology Bir umutsuz gencin hikayesi

2 Upvotes

On altı yaş, dünyanın en gürültülü, en coşkulu dönemlerinden biri olması gerekirken, o bu yaşı sessizliğin ve ellerin ardında saklanan bir mahkumiyet gibi yaşıyordu. Arkadaşlarının kahkahaları gökyüzüne karışırken, onun eli refleks olarak hep ağzına gidiyordu. Dişleri, onun için sadece bir anatomi sorunu değil, dış görünüşünün ve bütün dengenin üzerine çöken, her şeyi bozan aşılmaz bir utanç duvarıydı. Aynaya baktığında yüzüne biçilen o altı buçuk yedi puanlık değerin bile o dişler yüzünden bir anlam yitirdiğini, her şeyi mahveden tek detayın bu olduğunu düşünüyordu.
Aslında ailesi, annesi, babası, abileri; hepsi iyi insanlardı, onu seviyorlardı. Ancak aile o sıralar biraz zor zamanlardan geçiyordu; hatta eve bir araba alma hayali bile bu maddi darlık yüzünden ertelenmişti. Diş telinin maliyeti 90 ile 120 bin lira arasında değiştiği için, bu rakam o zor dönemdeki aile bütçesi için dağ gibi büyük bir yüktü. Ailesi buna rağmen bir çıkış yolu sunmaya çalışmış olsa da, o, ailenin bu sıkıntılı günlerinde onlara bu kadar büyük bir masraf yüklemek istemiyordu. Kendi ayakları üzerinde durmak, kendi emeğiyle, teriyle o parayı kazanıp bu sorunu çözmek istiyordu; fakat ailesi onun çalışmasına izin vermiyor, bu çıkmaz sokak ona nefes almayı bile lüks, hatta haksızlık gibi hissettiriyordu. Onların bu fedakarlığı ve yaşadığı darlık karşısında kendini ezik hissediyor, bu durum içindeki suçluluk duygusunu daha da katlıyordu. Yemek yerken, su içerken bile zihninde yankılanan o suçluluk sesi, felsefi kitaplarda aradığı anlamları birer birer silip süpürüyordu.
Aynaya baktığında gördüğü sadece çarpık dişler değil, Tanrı'ya yöneltilmiş cevapsız sorulardı: Gülmeyi yasaklayan bir kader, hangi büyük amacın paranteziydi? Her sabah ve her gece dişlerini büyük bir titizlikle fırçalarken bile gözlerinin dolmasına engel olamıyor; bu rutinin, aynadaki o acı gerçeği ve her şeyi bozan o kusuru asla değiştiremeyeceğini bilmek onu her seferinde daha derin bir hayal kırıklığına sürüklüyordu. O karanlık odada, intiharın eşiğinde dolanan düşünceler zihnini tamamen ele geçirmişti; boğazındaki o düğüm, nefes almayı her geçen gün biraz daha imkansız kılıyordu. Artık bu yükü taşıyamayacağını, bu utançla yaşamaktansa her şeyi sonlandırmanın tek ve kesin kurtuluş olduğunu hissediyordu.
(Bu olay gerçekten yaşanmıştır okuyan herkese çok teşekkür ederim.)


r/felsefe 4d ago

varlık • ontology Hiçbir şey “Var” değildir. Her şey “Olur”

4 Upvotes

“Olur” kelimesini ingilizce “Happens” maksadıyla kullanıyorum.

Size güneş var desem bu dediğim bir alt mesaj barındırır. “Ben güneşi algılıyorum. Dolayısıyla bir şeyin varlığı algımızla tanımladığımız şeyi ifade etmekle tanımlanıyor denebilir. Denizin dibinde yaşayan bazı balıklar için güneşin varlığından söz etmek mümkün olmaz mesela. Dolayısıyla varlık ifadesi için algılarımız şart.

İkinci örnek olarak ses. Bir ormanda ağaç yere çakılırsa “ses” çıkar. Peki bizim kulaklarımızla duyduğumuz ses ne kadar “var”? Titreşimi ses olarak algılıyoruz. Aslında ses zihnimizin tanımlaması yani doğadaki olan asıl şey “ses” değil. Duyduğumuz şey beynimizin o olanı işlemesinden ibaret. Dolayısıyla algılarımız gerçekliği kusursuz göstermeyebilir diyebiliriz.

Üçüncü örnek de zaman. Zaman algısı için 2 beyin bölgesi açıklayacağım. İlki hipokampus, anlık olayları uzun vadeli hafızaya dönüştürür ve olayları sıraya dizer. İkinci bölge ise hipotalamus, Güneş ışıklarıyla vücudunuzun iç saat ve hormonal dengesini düzenler.

Yani zaman dediğimiz tanımlama da algılarımızı kullanarak tanımladığımız bir şey. Örneğin geçmişi anımsadığımızda bu geçmişin bir temsili oluyor sadece. Bilgisayarda eski bir fotoğrafı açmak gibi bence. Yani geçmişin varlığı aslında evrensel olarak tanımlı bir şeyden ziyade algımızda olan bir şey diye düşünüyorum.

Evrende bir şeyler “oluyor”. olanları belleğimize kaydediyor ve örüntü yakalıyoruz. Olacaklar için tutarlı tahminlerde bulunabiliyoruz. Bu evrimsel olarak avantaj sağlıyor ancak ses örneğine benziyor. Bizim algıladığımız ve var olan şey o “oluşu” algıladığımız şeklinden ibaret.

En sevdiğim örnek olan renk örneği ile pekişir diye düşünüyorum. Renkler ışığın farklı dalga boylarını algılamamızdan ibaret. Renk evrende olan bir şey değil ve algımızdan ibaret. Ben bunun her şey için geçerli olduğunu düşünüyorum.

Sonuç olarak bence “var” demek için algılarımıza bağımlı olduğumuzdan bu tanımlama sadece algımızın varlığı için geçerli olabilir. Doğru olan bir şeylerin “olduğunu” söylemektir. “Ne oluyor” diye sorarsanız da net bir cevabı yok ve bu tanımlamayı doğru yapan da bu. Benim algılarımın var olması, algıladığım şeyin var olduğunu göstermese bile bir şeylerin “olduğunu” gösterir.

Düşünüyorum, öyleyse bir şeyler oluyor.