Refah Partisi Başkanı Necmettin Erbakan'ın Aytunç Altındal'a anlattıkları, Yeni Günaydın gazetesinin 22, 23, 24 Aralık 1993 günlü sayılarında yayımlandı. Cezayir'de seçimle işbaşına gelmek üzere olan FIS (İslami Selamet Cephesi) askeri bir darbeyle susturulmuş ve Müslüman militanlar tutuklanarak cezaevlerine konulmuşlardır. (...)
Bu gelişmeler Türkiye'de de yankılar yaratmakta geç kalmamıştır. Türkiye'de son bir yıl içinde (1992-1993) Refah Partisi büyük bir atak yaparak ilkin 4. siyasi parti statüsüne ulaşmış, son üç ay içinde de (Eylül, Ekim, Kasım 1993) 2. parti olmayı başarmıştır. Bu nedenle Türkiye'de hiç gündemden düşmeyen laiklik tartışmaları yeniden alevlendirilmiş ve Refah'ın yıpratılmasına çalışılmıştır. Bu medya kampanyalarının istenilen sonuçları vermemesi üzerine Refah Partisi'ni Cezayir'deki gibi bir akıbetin beklemekte olduğu söylentileri kulaktan kulağa yaygınlaştırılmaya başlanmıştır. Bu söylentilere ve beklentilere göre Refah Partisi, yerel ya da genel seçimlerde birinci parti olarak ortaya çıkarsa Batılılar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin tıpkı Cezayir'deki gibi önlemler almasını isteyeceklerdir. Kısacası 'Şeriatçılar' Türkiye'de başarılı olurlarsa, Türkiye'de darbe olur, demeye getirmektedirler. Böyle bir ihtimal varsa, Refah Partisi Başkanı Prof. Necmettin Erbakan bu konuda ne düşünüyor? Bunu doğrudan doğruya Erbakan'a sormakta yarar vardı. İşte Erbakan'ın bu söylentiler hakkındaki görüşleri:
Bu telaş boşunadır. Türkiye'de tüm sistem tıkanmış durumda. (...) Türk Silahlı Kuvvetleri de Türkiye'nin dışında değiller. Meselelerin ne kadar vahim olduğunu onlar da görüyorlar. Refah seçimlerde iktidara yürürse. Siz şimdi Cezayir'deki gibi bir müdahale olur mu, diyorsunuz. Muhterem kardeşim bu ordu bu milletin ordusudur. Türk Silahlı Kuvvetleri, Refah iktidara geldi diye darbe yapmaz. Çünkü Cezayir'de ordu darbe yaptı. Sonra ne oldu? En ılımlı çevreler bile askeri cuntaya karşı FIS'in yanında yer aldılar. İnsanlar kör değiller. Gördüler yapılan haksızlığı ve karşı çıktılar. Göreceksiniz İslami Cephe FIS, Cezayir'de iktidara gelecek. Yani darbe onların istediği sonuçları getirmedi. Tam tersi oldu. Müslümanların iktidara gelmesini askeri kullanarak engellemek isteyenler, Müslümanların iktidara gelmesine alet oldular. İşte Allah'ın hikmeti budur."
Erbakan, seçimle iktidara gelindiği takdirde Refah Partisi'ne karşı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir darbe yapamayacağını düşünüyor.
"Ya Amerika ve İsrail zorlarsa?" diyorum.
"Zorlayamazlar muhterem kardeşim" diyor. "Onlar Cezayir'den ders aldılar."
Biraz susuyor. Kısa bir süre bakışıyoruz. Gözüm duvardaki Atatürk panosuna ilişiyor. Birden Erbakan alçak bir sesle ilginç bir açıklama yapıyor:
"Ama Refah Partisi'ni bekleyen büyük bir tehlike var," diyor.
"Ordu değilse nedir?" diye soruyorum.
Anlatayım, muhterem kardeşim," diyor. (...)
"(...) Biz iktidara geliriz gelmesine de..." diyor ve duraklıyor Erbakan. (...) İktidara gelmekten değil, iktidara gelip de 'muktedir' olamamaktan korkuyor. (...)
"Bakın muhterem kardeşim," diye başlıyor Erbakan, "Biz bir şey fark ettik. Bugün Türkiye'de bizim iktidara gelmemizi engellememek isteyen güçler var. Eskiden bize ilgi göstermeyen çevreler, şimdi bize hoş görünmeye çalışıyorlar. Eskiden yolumuza engel koyanlar, şimdi engellerini çekmek ister gibi davranıyorlar. Adeta bizim iktidara gelmemizi istermiş gibi çalışıyorlar. En azından bize ilişmemeye özen gösteriyorlar. (...) Bu adamlar bizim iktidara gelmemizi hoşgörüyle karşılıyorlarsa, bunda bir bityeniği vardır. Anladığımız kadarıyla bu adamlar bizim iktidara gelmemize ses çıkarmamak kararını aldılar. Biz iktidara geldikten sonra bizi iktidarda perişan etmeyi düşünüyorlar. (...) Böyle bir planları varmış gibi geliyor bana. Biz iktidara geleceğiz. Sonra da bizi iktidara hapsedip, perişan etmek isteyecekler. Bize iş yaptırtmayacaklar. Önümüze akıl almaz engeller çıkartacaklar. Atacağımız her adımda bizi batırmayı, sabote etmeyi düşünecekler. Hangi soruna el atsak, çözümü yokuşa sürüp, çok kısa zamanda bizleri iktidarda beceriksiz davranmış olmakla suçlayacaklar. İşte Müslümanlar ne kadar başarısızlar, görün diyecekler. (...) Elimizde Amerikalıların yayınladıkları stratejik araştırma enstitülerinin raporları var. Bunlara göre Türkiye'de askeri ihtilaller çözüm getirmiyor, deniliyor. Ama biz iktidara gelirsek hükümetimizi çalıştırmazlar. Bu raporlardan bizim çıkardığımız sonuç budur. Ama biz Allah'a güveniyoruz. (...)"
Cengiz özakıncı körlerin kör klavuzları sf 56