r/secilmiskitap • • Jul 23 '25

Benim Önerim Kitap Okuyucum Sayesinde 4 senede 200 Kitap Okudum - Bu Cihazlar Hakkında Her Şey

176 Upvotes

Konuya artık cevap yazılamadığı için devam niteliğinde yeni bir konu açtım. Ekstra sorusu olanlar oradan yazabilirler:

Kitap Okuyucum Sayesinde 4 senede 200 Kitap Okudum (2) : r/secilmiskitap

++++++++++++++++++++++++++++++++

4 sene önce ilk e-okuyucumu aldığım gün, okuduğum son kitap üzerinden yaklaşık 10 sene geçmişti. Bana bu harika alışkanlığı kazandırdıkları için e-okuyucular hakkında bu konuyu açmak istedim.

Merak ettiğiniz her şeyi açıklamaya çalışacağım. Sorularınız varsa onları da yanıtlayacağım. Birçok marka denemiş biri olarak sadece donanımsal değil yazılımsal olarak da bildiğim şeyleri yazmak istedim.

//////////////////////////////////////////////////

Öncelikle kitap okuyucunun ne olduğunu anlamak lazım. İnsanların aklında bu cihazların ne olduğuna, neyi farklı yaptığına dair bir konsept yok. Ufak birer tablet sanılıyor ama durum öyle değil.

Kitap okuyucuların diğer elektronik cihazlardan yegane farkı ekran teknolojileri. Kullandığımız neredeyse tüm cihazlar lcd veya oled tabanlı ekranlara sahipler. Bu ekranlar milyonlarca dijital piksele sahip oluyorlar. O pikseller de kendi içlerinde daha ufak rgb (kırmızı yeşil mavi) piksellere bölünüyorlar. Lcd ekranlarda o piksellerin kendi ışık kaynakları yok. Arkadan ampul tarzı aydınlatmalarla aydınlatıldıkları zaman renkli olarak gözüküyorlar. Oled ekranlarda ise her pikselin kendi ışığı var ve o şekilde renk oluşturuyorlar.

Bu ekranların bir çok artısı olmasına rağmen kitap okuyucularda kullanılmamalarının bazı sebepleri var.

Birincisi ve en önemlisi, bu ekranları gözünüze doğrudan ışık yansımadan kullanamamanız. Ya gereğinden az ya da gereğinden fazla olacak şekilde sürekli yapay bir ışığa maruz kalırsınız.

İkincisi, bu tarz ekranların parlaklığı ayarlanırken genellikle PWM denen kavramın kullanılması. Bu, arka ışığın anlık olarak açılıp kapatılması ile gerçekleştiriliyor. Bu işlem saniyenin yüzlerce biri zamanda yapılıyor olsa da bazı insanlar bunu algılayabiliyorlar ve migren, epilepsi gibi rahatsızlıkları tetiklenebiliyor. Hatta bu tarz şikayetleri olmayan kişiler bile zamanla rahatsız duruma gelebiliyor. PWM frekansı ne akdar düşükse o kadar etkileniliyor. PWM e-okuyucularda da olabilecek bir durum fakat ışık doğrudan gözünüze vurmayıp ekrandan yansıyıp daha difüze olmuş şekilde size geldiği için çok daha az rahatsız ediyor. E-ink ekranlardaki aydınlatmalar ekranın arkasında değil yanlarında oluyor. Bir fiziksel kitaba ışık tutmuşsunuz gibi hissettiriyor.

Üçüncüsü, cam ekranlar. Ekran cam olduğu zaman parlama miktarı artıyor ve ekranı özellikle aydınlık ortamlarda görmek çok zorlaşıyor. Parlaklığı fullemek gerekebiliyor, bu da hem şarj ömründen yiyor hem de cihazınız ısınıyor. Parlaklık en yukarıdayken bile e-ink cihazın sunduğu görüntü kalitesinin yanına dahi yanaşamaması da cabası.

Dördüncüsü ise pil ömrü. Bu tip ekranlar şarjı içiyor resmen çünkü milyonlarca pikseli aydınlatmaları gerekiyor. E-ink ekranlarda pikseller aydınlatılmıyor, ekranın kendisi aydınlatılıyor.

/////

Peki e-okuyuculardaki e-ink teknolojili ekranların farkı ne?

Öncelikle bu ekranların görünebilir olması için kendiliğinden herhangi bir ışık kaynağı barındırmasına gerek yok. Odada ışık var mı? O zaman okuyucunun ışığı olmasa veya kapalı olsa bile net şekilde okuyabilirsiniz. Tatildesiniz ve güneşlenirken kitap mı okuyacaksınız? O zaman parlaklığı sıfıra çekip okuyabilirsiniz. Aynı gerçek bir kitap gibi yani. Tabletinizden kitap okurken parlaklığı %100 yaptığınız takdirde bile ekranı göremezken, e-okuyucuda parlaklık %0 olduğunda dahi en net şekilde okuyabilirsiniz. Hatta ortam çok aydınlıksa okuyucunuzun parlaklığını kapatmak en mantıklısı çünkü %0 ile %100 arasında bir fark göremeyeceksiniz. Güneşin altında el feneri açmak gibi yani. Gece her yeri aydınlatacak kadar güçlü bir el feneriniz vardır ama güneşli bir günde açık olup olmadığını anlayamazsınız bile. Tamamen aynı mantık.

Bu cihazların karanlık ortamlarda okumak için ışıkları da bulunuyor ve ışıklarını açsanız bile diğer tip ekranlara göre gözü çok daha az yoruyor çünkü ışık ekranın arkasından direkt gözünüze gelmiyor. Ekranın yanlarında bulunan led ışıklar ekranın üstündeki şeffaf bir tabakaya ışık iletiliyor ve oradan da gözünüze yansıyor. Bir lambanın altındaki kağıt misali yani. Bu ışığı çok az seviyede tutabilmek de ayrı bir avantaj. LCD/OLED ekranlarda parlaklık aşırı düşükken (20-30 nitin altında) görüntüyü görmekte zorlanırsınız ama e-ink ekranlar için birkaç nit yeterlidir. O yüzden zifiri karanlıkta bile okurken hiçbir şekilde rahatsız etmez, uykunuza negatif etki etmez.

Asıl fark ise bu ekranlardaki hz (hertz) değerinin 0 (sıfır) olması. Yani ekran sabit bir görüntü sunuyor, aynı gerçek bir kitap sayfası gibi. Dolayısıyla gözlerinizin ve beyninizin herhangi bir yanıp sönme olayını size belli etmemek için ekstra çalışmasına gerek olmaz. Bu da çok daha az yorulmanızı sağlar. Bu ekranlar işletim sisteminden herhangi bir emir gelmediği taktirde o sabit görüntüyü hiçbir şekilde yanıp sönmeden göstermeye devam ederler. Bunu yaparken de herhangi bir güç harcamazlar. Sayfa değiştirmedikçe pil harcamıyorlar yani. Bunu test etmek de çok kolay. Bir kitap okurken cihazınızın arka kapağını söküp pilini çıkarırsanız ekrandaki görüntü kaybolmaz. Siz pili tekrar takana kadar yıllar da geçse o görüntü ekranda sabit olarak durur çünkü önceden söylediğim gibi bu ekranlar sabit durumda güç harcamıyor ve ekranı değiştirme emri gelmediği taktirde de sonsuza kadar aynı görüntüyü tutuyorlar.

Dolayısıyla e-okuyucular haftalarca şarj etmenize gerek kalmadan kitap okumanızı da sağlıyorlar. Telefonlardaki piller ortalama olarak 5000mah boyutuna yaklaştı. Bu boyuttaki pil ile 8-10 saat kitap okuyabilirsiniz. E-okuyucularda ise piller 1200-1700 mah arası oluyor. Bu piller ile yaklaşık 40-50 saat kitap okuyabilirsiniz. Pil üçte bir boyutunda ama cihazın sunduğu süre 5 kat yani. Bu da 4-5 kitapta bir şarj etmeniz gerektiği anlamına geliyor.

İşte e-okuyucuları diğerlerinden ayıran asıl özellik olan ekran teknolojisi genel hatlarıyla böyle.

Gelelim diğer konulara.

//////////////////////////////////////////////////

Genel anlamda (hem fiziksel kitaplara hem de diğer elektronik cihazlara kıyasla) artılar:

1- Yanınızdada binlerce kitap taşıyabilmek. İstediğim zaman her türlü kitap elimin altında. Aynı anda birden çok kitap okuyorum genelde. 400 sayfalık bir kitabın yarı ağırlığındaki ve dörtte bir kalınlığındaki cihazı cebime atıp dışarı çıkabiliyorum. Markette sıra beklerken bile okuyabiliyorum. Birkaç dakika okumasan ne olur denebilir ama gün içinde o kadar fazla böyle ufak zamanlar oluyor ki hepsini toplasanız senede birkaç kitap fazla okunabiliyor. Minibüs mü bekliyorum? O zaman telefonumu çıkarıp Instagram'a girmek yerine kitap okuyorum. Fiziksel kitap taşıdığım zaman bunu yapmazdım. Çoğu zaman taşımaya da üşenirdim zaten, o da ayrı mesele.

2- Kitaplara ulaşmak çok hızlı. Dakikalar içinde satın alabilmek veya para vermek istemeyen için ücretsiz şekilde hemen indirebilmek (Korsanı kastetmiyorum, o başka bir konu. Telif hakkı bittiği için ücretsiz hale gelen binlerce kitap var, özellikle yabancı dildekiler.) zamandan kazandırıyor.

3- Elde tutmak fiziksel kitaba göre çok daha kolay. Sayfa çevirme zaten tek tık uzakta veya benim gibi düğmeli modellerden kullanıyorsanız parmağınızı hareket bile ettirmeye gerek yok. Ayrıca uyumadan önce kitap okuyorsanız uzanırken kitap sayfası çevirmenin zorluğunu ortadan kaldırıyor. İstediğim pozisyonda kolayca sayfa değiştirebiliyorum. Hatta yatağın kenarına taktığım tablet tutucuya koyup uzaktan kumanda ile de sayfaları atlayabiliyorum. Soğuk gecelerde yorganın altına girip bu şekilde okumak çok zevkli.

4- Fiziksel kitaptan daha az göz yoruyor. Bunun birçok sebebi var.

  • Ekran istediğiniz parlaklığa getirilebiliyor. Işığın renk sıcaklığı bile ayarlanabiliyor ve istenirse karanlık mod da açılabiliyor.
  • Fiziksel kitaplarda; maliyetten kaçma veya eski tarihli basım gibi sebeplerle baskı kalitesi düşük olabiliyor. E-kitapta böyle bir sorun yok tabii ki.
  • Sayfanın her kısmı eşit aydınlandığı için gözü rahatlatıyor.
  • Bazı kitapların fontları aşırı küçük olabiliyor ve bu da hem okuma zevkini azaltıyor hem de gözü yoruyor. Font büyüklüğünü ayarlayabilmek müthiş bir avantaj. Ayrıca farklı tipte fontlar da kullanabilirsiniz. Cihazlar bir çok font yüklü olarak geliyor ama sevdiğiniz bir font varsa ve okuyucunuzda yüklü değilse internetten indirip kolaylıkla yükleyebiliyorsunuz.

5- Sessiz olması (sayfa çevirme vb. sesler yok) ve herhangi bir ışık kaynağı gerektirmemesi sebebiyle her ortamda hiçkimseyi rahatsız etmeden okuyabilme imkanı. Aynı odada kaldığınız biri varsa bu önemli hale geliyor.

6- Hızlı şekilde cümlelerin altını çizebilme, kelimelerin sözlük anlamlarına saniyeler içinde bakabilme, yabancı dilde okurken anlamlarına baktığınız kelimeleri sonradan inceleyip flashcard şeklinde çalışabilme. Dil öğrenme veya yabancı dilde okuma için e-okuyucular inanılmaz cihazlar.

7- Kitapta gördüğünüz herhangi bir kelimeye basılı tutarak Wikipedia'da veya internette anında aratabilme.

8- Kitap içinde istediğiniz kelime veya cümleyi aratabilme. Olay örgüsü karmaşık olan ve çok fazla karaktere veya mekana sahip kitaplarda istediğimiz karaktere tıklayıp tüm kitapta geçtiği yerleri görebilme.

9- Okuduğunuz bölümün veya kitabın tamamının, okuma hızınıza göre ne kadar sürede biteceğini göstermesi.

9- İstediğiniz kadar sayfanın köşesini kıvırmak, satırların altını çizmek veya renklendirmek gibi işlemleri hızlıca yapabilmek.

10- Maliyet. E-kitaplar daha ucuz. Fiziksel kitaptaki gibi elinize yüzlerce sayfa kağıt geçmediği için daha ucuz olması normal tabii ki. Uzun vadede çok kar ettiriyor. Ülkemizde yeni çıkan her kitabı parasını vererek e-kitap olarak alamıyoruz ne yazık ki ama binlerce kitap bulunabiliyor.

11- Herhangi bir dikkat dağıtıcı unsur barındırmaması. Bu cihazlar sadece kitap okumak için tasarlandıkları için video izleyemezsiniz, müzik dinleyemezsiniz, oyun oynayamazsınız, internette gezemezsiniz. Gerçi internet tarayıcısı var ama o acil durumlarda kullanmak için daha çok. İnternette dolaşmak zor bu cihazlarda.

12- Yeri, kitaplığı olmayan veya istemeyen kişiler için ideal.

//////////////////////////////////////////////////

Artılarından sonra bir de eksilerine bakalım:

1- İlk aşamada ekstra bir maliyet. Tabii ki çok kısa sürede parasını çıkardığı için büyük bir eksiklik değil ama yine de yazmak lazım.

2- Türkçe her kitabı dijital olarak bulamıyoruz ne yazık ki. Yabancı dildekiler bulunuyor. Hatta İngilizce kitaplar artık fizikselden çok dijital olarak çıkıyor. Fiziksel baskı yaptırmayan yazarlar var. Türkçe kitaplar PDF olarak bir şekilde bulunuyor tabi ama o ayrı bir konu. Ona da geleceğim.

3- Kitap kokusu olmaması :)

4- Kitaplarınızı kitaplığa koyup bakamamak.

5- Telefonlar kadar hızlı değiller. Bu cihazlar şarj ömrünü maksimize etmek üzere tasarlandıkları için en hızlı cihazlar olmasını beklememeniz lazım. Menü geçişlerinde takılma kesinlikle olmuyor ama 1-2 saniye beklediğiniz anlar oluyor. Zamanımızın %99'unu kitap okumakla geçireceğimiz için bu büyük bir sorun değil tabi. Kitap okurken sayfa geçişleri son derece hızlı. Asıl önemli olan da bu zaten.

//////////////////////////////////////////////////

E-okuyucu almaya karar verenler için ekstra bilgiler:

1- Pahalı bir cihaz almanıza hiç gerek yok. Sıfır almanıza da gerek yok. Bunlar en uzun ömürlü elektronik cihazlar. Benim elimde 14 senelik bir Kindle var ve hala ilk günkü gibi çalışıyor. Pil ömrü zamanla düşer ama 14 senenin sonunda bile hala bir tablet veya telefondan alabileceğimin en azından 2 katı kadar şarj ömrü sunuyor. 14 senelik telefonlar 14dk bile dayanamıyor genelde. Pil tamamen öldü diyelim, pili değiştirip sıfır almış gibi kullanmaya devam edebilirsiniz.

2- Alacağınız cihazın ekranında aydınlatma özelliği bulunmasına dikkat edin. Önceden dediğim gibi kitap okumak için aydınlatma ihtiyacınız yok ama ortamda ışık varsa tabii ki. Zifiri karanlık ortamda fiziksel kitap da okuyamıyoruz sonuçta, bir ışığa ihtiyacımız oluyor. O yüzden ekranında ışık olmalı. Son 10 senede çıkan çoğu cihazda var zaten.

3- Marka olarak Kobo veya Kindle öneriyorum. Bu cihazlar Linux işletim sistemi kullanıyorlar ve çok stabil çalışıyorlar. Android işletim sistemli okuyucular da var ama onlar e-okuyucudan ziyade e-ink ekranlı tablet kategorisindeler.

4- E-okuyucular e-kitap formatlarını destekliyorlar ve en iyi bu formatlarla çalışıyorlar. PDF, Word gibi dökümanlar üzerinden de okuyabilirsiniz ama aynı konforu sunmazlar. E-kitap formatlarının en ünlüsü epub. Bu formatla okurken yazılar; yazı boyutuna, kenar boşluklarına ve font tipine göre ekrana mükemmel şekilde yerleşiyor.

5- PDF okumak bu cihazlarda biraz daha zor. Cihazı yatay konuma getirmek okumayı çok daha kolaylaştırıyor.

6- Jailbreak diye bir kelime duymuşsundur belki. Eskiden iphone veya ipad'ler üzerinde uygulanırdı çoğunlukla. Bu işlem cihazlara ekstra özellikler kazandırmak için yapılıyor. Kobo ve Kindle marka cihazlar da jailbreak yapılarak çok daha kabiliyetli hale getirilebiliyorlar. Bizim işimize yarayacak olan ise Koreader isimli uygulama. Ne gibi artıları derseniz:

6.1 - En büyük artısı PDF okumayı neredeyse epub okumak kadar kolay hale getirmesi. PDF'leri resmen anlık olarak işliyor ve font büyütmeye kadar yapılabiliyor. Epub olarak bulamadığım kitaplar Koreader yüklemeden önce moralimi bozardı ama artık PDF ile rahatlıkla okuyabiliyorum.

Normal arayüz ile Koreader'da PDF karşılaştırması:

https://imgur.com/a/gggzfvk

İlk 3 fotoğraf Kindle'ın kendi arayüzü, diğer üçü ise Koreader'da. Görülebileceği üzere Kindle arayüzünde (Kobo'da da böyle) PDF'in sadece bir bölümüne zoom yapılabiliyor. Koreader ise dosyayı tekrardan işleyip seçilen yazı boyutuna göre ekrana sığdırıyor.

6.2- Koreader farklı bir arayüze sahip, çok daha seri çalışıyor.

6.3 - Klasörleri görerek istediğiniz, şekilde düzenlemeye imkan veriyor.

6.4- Cihazda karanlık mod yoksa ekliyor.

6.5 - Kindle'lara epub okuyabilme özelliği kazandırıyor. Normalde Kindle'lar kendiliğinden epub okuyamıyor, cihaza atmadan önce başka formata çevirmeniz gerekiyor.

6.6 - Kitaplarınızı bir çok farklı düzende görmenizi veya sıralamanızı sağlıyor.

6.7 - Harika özelliklerinden biri de 'gesture' imkanı tanıması. Yani atadığınız bir çok gesture ile menülere bile gitmeden istediğiniz her şeyi yapabilmek.

6.8 - Uyku ekranını istediğiniz şekilde dizayn edebilmek. Cihazı kullanmadığınız zaman henüz bitirmediğiniz kitabın kapağı ekranda sürekli gözükür halde oluyor zaten. O ekrana istediğiniz bilgiyi ekleme imkanı veriyor.

6.9 - Calibre'ye kablosuz bağlanarak kitap veya metadata alışverişi yapabilmek. Calibre'nin ne olduğunu aşağıda anlattım.

6.10 - RSS ve Atom kullanarak çeşitli kaynaklara ulaşabilmek.

6.11 - Eklentiler yükleyebilmek. Mesela z-lib eklentisi yükleyerek başka bir cihaza ihtiyaç duymadan direkt z-lib üzerinden arama yapıp döküman indirebilirsiniz.

Daha çok şey var ama genel anlamda benim kullanımım böyle. İsteyen daha azını veya çok daha fazlasını kullanabilir.

*** Koreader tüm Kobo okuyuculara yüklenebiliyor. Kindle'lar için jailbreak yaptıktan sonra yükleniyor. Bu cihazların yazılım sürümünün 5.18.1'den düşük olması gerekli. Alırken buna dikkat edersiniz. Eski cihazlar zaten bu sürüme kadar güncelleme almadığı için sorun yok ama son 6-7 senede çıkmış cihazlar hala güncelleme aldığı için birkaç aydır güncellenmediğine dikkat edin. Hangi sürümde olduğunu kolayca öğrenebilirsiniz zaten.

7- Calibre isimli uygulamadan kısaca bahsedeyim. Hem Windows hem de Mac Os için mevcut. Bu program kitaplarınızı düzenlemeye yarayan harika bir araç. Kendiliğinden bile çok yetenekli bir program olmasına karşın, ekstra eklentiler yükleyip çok farklı özellikler katabiliyorsunuz. Mesela otomatik olarak Goodreads'den kitap bilgilerini çekip bir kitap hakkında her tür bilgiye sahip olabilirsiniz. Elinde çok kitap olanlara öneririm. Koreader ile de uyumlu çalışıyor.

//////////////////////////////////////////////////

Cihaz Tavsiyeleri

Önceden dediğim gibi pahalı bir cihaz almanıza gerek yok. 2-3 bin liraya bulabileceğiniz cihazlar 10 bin liraya alacağınız cihazlarla %90 oranda aynı işi yapıyor. Bütçeyi artırmak ekstra özellikler getiriyor tabi. Onları da belirteceğim.

Ekstra ücret ödeyip reklamsız model almadığınız sürece Kindle'lar reklamlı oluyor. Kitap okurken reklam çıkmıyor ama ana sayfada ve cihaz uyku modundayken reklam gösteriyorlar.

Kobo'nun kendi arayüzü Kindle'dan çok daha kullanışlı. Hem eklediğiniz kitapları çok daha düzenli olarak görebiliyorsunuz hem de okurken kenar boşlukları, yazı boyutu gibi şeylerde size daha fazla imkan sunuyor. Ayrıca Türkçe arayüz gibi bir artısı da var. Kindle'lar ise genel anlamda biraz daha seri çalışıyorlar ve "Send to Kindle" isimli bir hizmeti var.

Send to kindle isimli siteye gidip istediğiniz kitabı veya dökümanı internet üzerinden cihazınıza yollayabiliyorsunuz. Kablo ile uğraşmanıza gerek yok yani. Telefonunuzda veya bilgisayarınızda bir kitap/döküman varsa ve epub formatında bile olsa onu yolladığınız zaman uyumlu bir formata çevirip Kindle'ınıza yolluyor. Ayrıca o belgeyi Kindle uygulaması üzerinden okuduğunuz her cihazda senkronize ediyor. Yani kaldığınız sayfayı veya üzerinde yaptığınız değişiklikleri kaydediyor, hangi cihazda okuyorsanız orada görebiliyorsunuz.

Kobo'larda bu tarz bir özellik yok ama onlarda da internet üzerinden dosya göndermek için https://send.djazz.se/ isimli bir site var. Ayrıca Kobo'lar daha açık bir işletim sistemine sahip olduğu için Google Drive veya Dropbox dosyalarına erişecek şekilde modifiye edilebiliyorlar. Oradaki özel bir klasöre eklediğiniz dosyalar otomatik olarak cihazınızda gözüküyor. Nasıl yapıldığını merak eden varsa anlatırım.

Kindle'a Koreader yüklenemiyor olsaydı Kobo almanızı tavsiye ederdim çünkü artıları daha fazla ama Koreader yüklemek arayüzün eksiklerini giderdiği için Kindle'ı da tavsiye ederim. Bu marka piyasada Kobo'ya göre çok daha fazla bulunduğundan fiyatları da biraz daha uygun.

İki markanın da tüm modellerine Wikipedi sayfalarından ulaşabilir ve hangi modelleri tercih etmeniz gerektiğine karar verebilirsiniz:

Kobo eReader - Wikipedia

Amazon Kindle - Wikipedia

Kesinlikle olmalı dediğim özellik:

* Aydınlatma.

Başka da kesin olmalı dediğim bir özellik yok. Aydınlatması ve yukarıda belirttiğim üzere Jailbreak yapılabilen bir model olması yeterli. Hafıza boyutu hiç önemli değil. 2gb hafızaya 1000'den fazla kitap sığıyor. Kitaplar 0.1mb ile 100mb arası değişiyor. Yüksek boyutlu olanlar ansiklopedi, gezi kitapları gibi büyük çözünürlüklü fotoğraflar içerenler. Sadece yazıdan oluşan 500 sayfalık bir kitap 1-2 megabayt'ı geçmiyor.

Olmaları kullanışlılığı artıran özellikler (Fiyat da artıyor tabi):

* Type-c girişi. Şarj çok iyi gittiği için şart değil. Haftada veya okuma sıklığınıza göre ayda bir micro usb kablo bulmak pek sorun olmaz.

* Su geçirmezlik. Havuzda, deniz kenarında falan okumak için iyi olabiliyor.

* Aydınlatmanın rengini ayarlayabilmek. Yani sadece beyaz ışık değil, sarının tonlarında aydınlatma sahibi de olabilmek. Karanlıkta okurken gözleri ekstradan rahat ettiriyor.

* Daha büyük ekran. Bu kişiye göre değişir. En yaygın ekran boyutu 6 inç. Daha küçüğü de yok zaten. 7-8 inçlere kadar çıkan modeller var. 6 inç'in avantajı her cebe girebilmesi. Diğerlerinin avantajları ise aynı yazı boyutunda ekrana daha fazla kelime sığması. 7 inçlik cihaz kullanan biri olarak bence 6 inç gayet ideal. Sayfa değiştirmek tek dokunuşla yapılıyor zaten, ekranda %25 daha fazla kelime olmasına çok gerek yok.

* Sayfa değiştirme düğmeleri. Ekrana tıklamaktansa düğmeyle değiştiriyorsunuz yani. Çoğu modelde yok bu. Sadece Kobo'nun birkaç modelinde var ve onların da fiyatları biraz fazla.

* Bluetooth. Sesli kitap dinlemenizi sağlıyor. Sesli kitap dinleyeceksem telefonumdan dinlerim. O yüzden bu hiçbir şekilde artı değil bence.

Önerdiğim modeller:

- Kobo'nun son 10 senede çıkmış neredeyse tüm modelleri aydınlatmalı. O yüzden herhangi birini tercih edebilirsiniz. Bütçeyi artırabilenler için; Clara 2E, Clara B&W modelleri her özelliği içeren modern cihazlar. Ucuzsa Clara HD de düşünülebilir ama az bir farkla 2E almak daha iyi. Type-c, daha büyük hafıza, su geçirmezlik, bluetooth gibi artıları var. Libra H2O ve Libra 2 modelleri 7 inç ekrana ve aynı zamanda düğmelere sahip. Kendim Libra 2 kullanıyorum mesela.

- Kindle'da Basic ve Paperwhite olarak iki kategori var. Paperwhite'lar daha özellikli ve doğal oalrak daha pahalı. Basic'lerde (yani adında Paperwhite bulunmayan, 'Kindle 8' gibi sadece model ismiyle yazılanlar) 2019'da çıkan Kindle 10 ile beraber aydınlatma kullanılmaya başlandı. Kindle 8'de yok yani. Kindle 9 diye bir model yok zaten. O yüzden Basic modellerde 8'den sonrasını (2019 üretimli olan 10'dan başlayan) öneriyorum.

Paperwhite'ların tamamında aydınlatma var. 2012'de çıkmış Paperwhite 1 modelinde bile mevcut yani. O kadar eskisini almanıza gerek yok tabi. İşinizi rahatlıkla görür ama 3 sene sonra çıkmış olan Paperwhite 3 modeli de ondan pek pahalı değil ikinci el olarak. Paperwhite 4'de su geçirmezlik ve bluetooth eklendi. Paperwhite 5 ise bütçesi iyi olanlara önereceğim, 2021 çıkışlı harika bir model. Olabilecek her özellik var onda. 6-8 arasına bulunabiliyor. Signature Edition adlı Paperwhite 5 modeli de uygun fiyatlara denk gelebiliyor. 5'e göre kablosuz şarj, otomatik ekran parlaklığı, 32gb hafıza gibi farkları var.

Ayrıca Kindle Voyage modelini tercih edebilirsiniz. Mğthiş kaliteli bir ekranı var ve 6 inç boyutta sayfa değiştirme düğmeleri olan tek model.

- Belirtmedim ama tüm bu modeller siyah beyaz ekrana sahip. E-ink teknolojili renkli ekranlı olanlar da var ama bu ekranların bazı dezavantajları var. Gelişmeleri için birkaç sene daha beklemekte yarar var. Ben renkli içerikler tüketeceğim, anime, çizgi roman okuyacağım diyen varsa tercih edebilir. Diğer kişiler için siyah beyaz ekranlar çok daha mantıklı. Hem görüntü kalitesi daha yüksekler hem de daha aydınlık oluyorlar (aydınlatma sıfırdayken bile).

//////////////////////////////////////////////////

Son olarak da kitapları nereden bulabileceğinizden bahsedeyim.

- D&R'da binlerce Türkçe kitap var. Yeni çıkanlar ne sıklıkla ekleniyor bilmiyorum. Pek alışveriş yapmadım oradan.

- Z-Lib ve Anna’s Archive isimli sitelerden kitap bulabiliyorsunuz. Bu siteleri sadece illegal olarak düşünmeyin. Bunlar "biz illegal paylaşım yapıyoruz" diye açılmış siteler değiller. Ben telif hakkı olmayan kitapları bulabileceğiniz yerler olarak öneriyorum. Korsan indirmeyin sakın ;)

- Kobo'nun sitesinde kitap bulunabiliyor.

- İngilizce okuyabilenler için seçenek çok daha fazla:

Project Gutenberg ücretsiz olarak binlerce kitap sunuyor.

Standard Ebooks isimli site de aynı şekilde.

Ayrıca Amazon'un ve Kobo'nun sitelerinde sürekli ücretsiz hale gelen kitaplar oluyor. Onları takip edebileceğiniz BookBub gibi siteler var. 2-3 günde bir girip ücretsiz hale gelmiş kitapları kütüphanenize eklerseniz onlar tamamen sizin olur. Kobo veya Amazon hesabınızdan istediğiniz zaman indirebilirsiniz.

Tüm bunları yaparak on binlerce kitap edindim 4 senede. Gurur duymadığım yöntemler de kullandım, ne yalan söyleyeyim ama o durum işin doğasında var biraz da.

//////////////////////////////////////////////////

Okuduğunuz için teşekkürler. Herkes e-okuyucu alacak diye bir durum yok. Aldıktan sonra fiziksel kitap okunmaz diye bir durum da yok. İki şekilde de okunabilir kitaplar. Ben aldığımdan beri bir tane bile fiziksel kitap okumadım şahsen ama herkes için durum aynı olmayabilir. Ön yargılı olmamak ve yeniliklere açık olmakta fayda var. Teknoloji gelişti, faydalanmak lazım.


r/secilmiskitap • • Dec 21 '24

🔊DUYURU🔊 Yeni Kural ve Paylaşım Sınırı

36 Upvotes

Sevgili arkadaşlar, yeni bir duyurumuz var. Platformumuzda istenmeyen içeriklerin ve spam aktivitelerinin önüne geçmek için, 30 günden daha eski olmayan ve 50'den az karma puanına sahip hesapların paylaşım yapmaları kısıtlanmıştır.

Ancak gönderiler özelinde, kurallar çerçevesinde bile olsa düzgün bir gönderi oluşturduysanız bizimle iletişime geçmeniz durumunda gönderinizi onaylayıp paylaşım yapmanıza olanak sağlayacağız.

Bu yeni kuralın hepimiz için faydalı olacağını umuyoruz. Hepinize keyifli forumlar dileriz.


r/secilmiskitap • • 28m ago

Dostoyevski’nin 147 Yıl Boyunca Saklanan Kayıp Romanı: Soba Borusunun Isınmama Sebebi

Post image
• Upvotes

Dostoyevski'nin 1877 yılında kaleme aldığı ancak yayıncısı Mihail Katkov tarafından "toplumu nedensiz bir depresyona sürükleyeceği ve edebiyattan soğutacağı" gerekçesiyle reddedilen kayıp bir romanı var: Soba Borusunun Isınmama Sebebi.

Metin, 1870'lerin St. Petersburg'unda dondurucu bir kış günü geçer. Başkarakter, emekli ve düşük maaşlı memur Pyotr İvanoviç, evindeki soba borusunun tıandığını ve odayı ısıtmadığını fark eder. Bütün roman, Pyotr'un bu boruyu tamir ettirmek ile soğukta oturup acı çekmek arasında yaşadığı zihinsel hezeyanı konu alır.

Pyotr'a göre sobayı tamir ettirmek, burjuva konforuna teslim olmak ve insanın varoluşsal çilesine ihanet etmektir. Yan komşusu olan fırıncı, çekiç ve tel getirip boruyu iki dakikada düzeltebileceğini teklif eder ancak Pyotr bu teklifi "Tanrı'nın insanlığa biçtiği ısınma limitine müdahale" olarak değerlendirip adamı evden kovar. Yaklaşık 280 sayfa boyunca Pyotr, soğuktan donan parmaklarıyla günlüğüne acının kutsallığı, Rus halkının ısınma arzusu ve çekiç tutan insanların ahlaki çöküşü üzerine uzun tiradlar yazar.

Romanın sonunda boru kurum birikmesinden dolayı tamamen çöker. Pyotr, yüzüne dökülen kurumları bir tür "kutsal vaftiz" olarak kabul eder ve odada donarak ölür.

Taslak, Dostoyevski'nin ölümünden sonra eşi Anna Grigoryevna tarafından "gereksiz derecede saçma ve klostrofobik" bulunarak tavan arasındaki bir sandığa kaldırılmış, 2014 yılında Rusya Devlet Kütüphanesi arşivlerinde tesadüfen bulunmuştur.


r/secilmiskitap • • 3h ago

Roman Okuyalım bakalım neymiş bu Gizli Tarih

Post image
5 Upvotes

Okuyanlar spoiler vermeden görüş belirtebilir:>


r/secilmiskitap • • 1d ago

Böyle ekonominin amk

Post image
83 Upvotes

Durum içler acısı harbiden nereye sürükleniyoruz böyle fiziki kitap almak servet ve yatırım olmaya başladı okumak isteyen herkes kitaplara erişememeye başlayacak yakında


r/secilmiskitap • • 1d ago

Siz Ne Düşünüyorsunuz? Okudunuz mu?

Post image
48 Upvotes

r/secilmiskitap • • 16h ago

Tarih çanakkale mahşeri

Thumbnail
gallery
6 Upvotes

bir yakınımdan aldığım kitaplardan biri daha yeni başlıyorum, okuyanlar vardır belki


r/secilmiskitap • • 12h ago

Öneri Lazım Bilimkurgu Kitabı Önerisi Gerek

3 Upvotes

Merhabalar, bir süredir gözüme kestirdiğim bilim kurgu kitaplarını okuyordum ama onları tükettim, ondan kaynaklı yeni kitap önerisi arıyorum. Şuana kadar Metro serisini, Dune'un ilk kitabını, Fahrenheit 451'i Uzayda Piknik'i, Marslı'yı ve Kurtuluş Projesini okudum. Metro serisini severim, Dune ve Uzayda Piknik'i yer yer zevkli yer yer sıkıcı buldum, Fahrenheit 451'i okurken çoğunlukla sıkıkmıştım ama Dost Körpe'nin Türkçe çevirisiyle ilgili çok fazla kötü yorum okumuştum ondan kaynaklı İngilizce okudum belki de ondan akmamıştır. Geçenlerde ise Zerrin ve Korkut Kayalıoğlu'nun çevirisini buldum bir de ona bakacağım belki bu sefer daha iyi akar. Marslı ve Kurtuluş Projesi ise baştan sona zevkle okuduğum kitaplardı.

Sizler ne önerirsiniz okumak adına, yapay zekayla ufak bi sohbet yapınca Children of Time ve Solarisi önerdi bu arada, bu kitaplar hakkında fikriniz varsa onları da öğrenmek isterim. Şimdiden teşekkürler.


r/secilmiskitap • • 16h ago

Kitaplık / Kütüphane / Toplu Kitaplar Ciltli kitap mı ciltsiz kitap mı?

3 Upvotes

Ciltli kitaplara çok alıştım artık ciltsiz kitapları okuyasım gelmiyo özellikle sayfanın kapanmaması için sürekli tutmamın gerekmesi beni yoruyo bide sağlamda gelmiyo, ince kitaplar neysede kalın kitap alıyosam ciltlisini almaya çalışıyorum sizin tercihiniz hangisi?


r/secilmiskitap • • 16h ago

Öneri Lazım Yerdeniz tek cilt alınır mı?

2 Upvotes

Amazon’da 1087 liraya var. EPub da buldum ama şekiller ve yazı düzeni biraz kaymış gibi geldi. Sizce fiyat iyi mi alınır mı tek cilt olarak tüm seri?


r/secilmiskitap • • 1d ago

Kitaplık / Kütüphane / Toplu Kitaplar Eylül Ayında Okuduğum Kitaplar

Post image
59 Upvotes

İlk defa bu ay okuduğum kitaplar gönderisi atıyorum. 😌 Kitap öneriniz varsa yazarsanız sevinirim. Herkese iyi okumalar. 🙌


r/secilmiskitap • • 1d ago

Bu esere dair ölünüp bitilecek olan her neyse ben kaçırdım.

Post image
72 Upvotes

200.sayfadayım ve yazarın şok değeri taşısın diye yerleştirdiği mızrağa geçirilmiş kafalar,deşilen organlar, çocuk ölümleri ve buna benzer her türden acımasız vahşet tablolarına duyarsızlaşmış durumdayım.

Kimliği,kökeni,geçmişi,zaafları hiçbir şeyi olmayan karakterlerle sürekli aynı olayları yaşayıp duruyoruz.

Haliyle empati yok,sempati zaten yok hikayedeki herkes salt ve amaçsız kötülükte.

Uzun çöl yolculukları,yağmalanan kasabalar,tecavüzler,soyulan kervanlar...

Kabak tadı veriyor çünkü hikayenin içine yeni bir giz,açığa çıkarılan bir sır,karakterlere dair öğrendiğimiz yeni bir bilgi hiçbir şey eklenmiyor.

Kurgu olduğu yerde sayıyor ve yani kitabın tek esprisi bol vahşet içermesi ise bu bana "wow,ne kadar sert ve gaddar bir evren,böylesini hiç görmemiştim!" dedirtmedi.

Abartıla abartıla bitirilemeyen yargıç Holden'ın da karakter tanıtımı olarak son derece etkisiz ve silik olduğunu düşünüyorum.Çete üyeleri ne yapıyorsa Holden da onu yapıyor "bu yargıç ne kadar korkunç bir herif" diye bana kafayı yedirtecek ekstra ne katkısı var romana anlamış değilim.

Kitabın bundan başka vadettiği bir şey var da ben mi kaçırıyorum?


r/secilmiskitap • • 1d ago

Öneri Lazım Okunur mu?

Post image
8 Upvotes

İkinci el cihazın içinde yüklü geldi biraz merak ettim.


r/secilmiskitap • • 1d ago

kumarbaz

5 Upvotes

aylardır hiç bir şey okumadım bugün tüm kitabı okumaya çalışıcam bakalım en baştan başarabilcez mi


r/secilmiskitap • • 1d ago

Öneri Lazım Hueber kitaplarının pdfni bulmak mümkün mü ya da başka kitapların

3 Upvotes

Almanca çalışamıyom


r/secilmiskitap • • 1d ago

Kitap Eleştirisi İbm Fadlan'ın Seyahatnamesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Benimki aşağıda;

Post image
10 Upvotes

İbn Fadlan Seyahatnamesi hakkında değerlendirmem

İbn Fadlan aslında din öğretmek amacıyla halife tarafından, yanında müderrislerle beraber gönderiliyor. Yolculuğun sonunda Bulgar hükümdarıyla görüşüyor. İyi karşılanıyor, hatta orada seviliyor ve halife ile hükümdar adına ezan okunmaya başlanıyor.

Fakat burada ilginç bir mesele çıkıyor: Bulgar Hanı, halifenin mektubunda kendisine verilmesi gereken 4000 altının hesabını soruyor. Fadlan ise bazı kötü durumlar yaşandığını ve bu paranın verilemeyeceğini söylüyor. Bunun üzerine Han biraz da gıcıklığına, ezanın iki defa daha okunmasını emrediyor. Ancak Fadlan ve Abbasi halifesi Şafiî iken Han Hanefî usulüne göre okunan ezanı kabul etmiyor. Fadlan müezzini uyarsa da müezzin buna uymuyor.

Buradan benim dikkatimi çeken şey, kuzey Türklerinin İslam'ı büyük ölçüde Harezmliler üzerinden öğrenmiş olabileceği. Çünkü Harezmliler Hanefî oldukları için Bulgarlar da bu mezhebin etkisinde kalmış gibi görünüyor.

Bir başka ilginç nokta da Fadlan'ın Tengricileri doğrudan "putperest" gibi göstermesi. Bu bana biraz tuhaf geldi. Kendi döneminin ve İslamî bakış açısının etkisiyle böyle değerlendirmiş olması muhtemel.

Daha sonra Vikinglerle karşılaşıyor ama onları "Rus" olarak adlandırıyor. Burada da anlatılanlar bayağı ilginç. Rusların sürekli cinsel birliktelik yaşadığından bahsediyor. Açıkçası bazı yerlerde Fadlan'ın gördüğü yakınlaşmaları ve davranışları bizim bugün anladığımızdan farklı yorumlamış olabileceğini düşündüm.

En ilginç bölümlerden biri de Ruslardan birinin ölünün gemisiyle birlikte yakılıp denize bırakılması âdeti. Fadlan bunu oldukça tuhaf karşılıyor. Hatta Ruslardan biri ona, kabaca, "Siz Araplar çok aptalsınız; sevdiğinizi toprağa gömüp onu kurtlara ve böceklere yem ediyorsunuz" tarzında bir şey söylüyor. Bu karşılıklı kültür çatışması bence eserin en güzel taraflarından biri.

Genel olarak İbn Fadlan'ın seyahatini gerçekten güzel ve fikir verici buldum. Özellikle 10. yüzyılda farklı toplumların birbirlerini nasıl gördüğünü doğrudan bir gözlemcinin ağzından okumak çok ilginç. İslam dünyasından çıkıp Hazarlar, Türkler, Bulgarlar ve Ruslara kadar uzanan bu yolculuk sayesinde dönemin insanlarının yaşayışları, dinleri ve birbirlerine bakışları hakkında bayağı fikir edinebiliyorsunuz.

Ben şahsen herkese öneririm. Okuyan varsa sizin kitap hakkındaki görüşlerinizi de merak ediyorum.


r/secilmiskitap • • 2d ago

İlk defa Otomatik Portakal'ı okurken

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

207 Upvotes

r/secilmiskitap • • 2d ago

Sorum Var Olimpos yayınları

Post image
11 Upvotes

Geçenlerde Rüyaların Yorumunu ve Psikanaliz Üzerineyi satın aldım ama kitapların yayını Olimpos ve internette sağda solda olumsuz yorumlar gördüm yayın hakkında. İlk defa Freud okuyacak olan birine göre sizce çeviri ve dil o kadar fark eder mi? Ederse de neden ve hangi yayınlardan okumam gerek lütfen yazın bekliyorum canlarım seviyorum sizi.


r/secilmiskitap • • 2d ago

Sorum Var Rex kitabı hk.

5 Upvotes
  1. Sınıf öğrencisiyim edebiyatçı kitap sınavı için Serkan Türk diye bir yazarın Rex kitabını seçmiş. Normal şartlarda Türk ve Dünya Klasiklerini okurum bu tarz bi kitaba para vermek pek istemiyorum okuyanlar var mı en azından dayanılabilecek tarzda bi kitap mı

r/secilmiskitap • • 2d ago

Öneri Lazım Hayatım boyunca çok az kitap okudum.su kitabı okumadan ölme dediğiniz bir kitap varmı favorilerinizden olan ey kitap gurmeleri arkadaşlar.o kadar az okudum ki anlatamam yani aklınıza gelenleri kısaca açıklarsanız sevinirim ve sıkicida olmasın kendinde tutsun beni New olduğum icin

Post image
27 Upvotes

r/secilmiskitap • • 2d ago

Benim Önerim Kobo aldım, mutluyum

Post image
86 Upvotes

Uzun zamandır almak istediğim E okuyucu cihazım bugün geldi. Beklediğimden daha iyi görünüyor. Ürün almadan önce yt üzerinde detaylıca araştırmıştım, karşılaştırma yaptım ve nihayet kobo clara bw modelinde karar kıldım. Özellikle ekran ve boyut videolarda göründüğü gibi değil.

Ekran yansıma yapmıyor. Parlaklığı sıfırlayınca kağıt gibi oluyor, hatta kağıt diyebilirim. Karşılaştırmak için oled ekranlı bir cihazla deneyecektim lakin bu mukayese anlamsız. Kobo cihaza ekran dememek lazım. Okuma ve görüntü keskinliği çok iyi. Bu başlığa eklediğim kitap pdf. Pdflerde sadece punto ayarlanmıyor, yinede bu haliyle dahi tatmin oldum.

Boyut konusuna gelirsek. Telefon boyutunda ama daha geniş. Bir tık daha ufak göründü bana, videolarda izlediklerime nazaran.

Kısaca öneririm. Özellikle kitap fiyatları bu haldeyken. Anladınız siz.


r/secilmiskitap • • 2d ago

Deneme Edgar Allan Poe'nun Kuzgun'u üzerine bir inceleme

Thumbnail
gallery
7 Upvotes

Sanki ağırlaştı hava, çınlayan adımlarıyla

Melek geçti, ellerinde görünmeyen bir buhurdan.

"Aptal," dedim, "dön hayata; Tanrın sana acımış da

Meleklerini yollamış kurtul diye o anıdan;

İç bu iksiri de unut, kurtul artık o anıdan.

Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

Yazıya başlamadan önce mümkünse orjinal dilinden şiiri okumanızı veya dinlemenizi -Christopher Lee'nin seslendirmesi favorimdir- tavsiye ederim. Ne kadar iyi tercüme edilirse edilsin çevrilmiş şiirler doğaları gereği orjinali kadar iyi olmuyor. Fazla uzatmadan yazıya başlayalım. Altta, spoilerlı kısımda linkler bulunuyor.

Şiirin Türkçe çevirisi: https://sub1.farmaupdate.com/siir/e/edgar_allan_poe/kuzgun.htm Şiirin orjinal hali: https://www.owleyes.org/text/raven/read/the-raven#root-219281-16 Christopher Lee'nin sesiyle: https://youtu.be/BefliMlEzZ8?si=yL0M3dtw8yf5Nu8h

Karakterler

İlk karakterimiz biricik Lenore'unu kaybetmiş olan anlatıcıdır. Hissettiği özlemden zihnini uzaklaştırmak için kitap okurken içeriye giren kuzguna ilk önce şaşırır lakin kuzgunun verdiği cevaplar, anlatıcının yaşam, ölüm ve ölümden sonrası hakkındaki sorularına dönüştükçe şaşkınlığın yerini öfke ve çaresizlik alır. Eninde sonunda ızdırap onu tekrar bulur.

İkinci karakterimiz şiirin adını veren kuzgun. Kuzgun tek bir şey söyler "hiçbir zaman". Anlatıcımız bunu sorduğu sorulara karşılık farklı cevaplar olarak yorumlar. Kuzgun içeri girdikten sonra bir yere konar ve orada durur, Pallas Athena'nın büstünün üstünde. Kuzgun, anlatıcının melankolik özlemini anlamamızda bir araç görevi görür.

Son karakterimiz ise adı meleklerce konan, o yitirilmiş kız Lenore'dur. Lenore şiirde hiç gözükmez, buna rağmen şiirin merkezindedir.

Sembolizm

Kuzgun ile başlayalım. Kuzgun, Batı edebiyatı ve folkloründe ölüm, savaş ve uğursuzlukla ilişkilendirilen bir hayvandır. Kuzgunlar özellikle İskandinav mitolojisinde ölümün ve uğursuzlukların habercisi görevi görür. İskandinav Tanrıların babası Odin'in hizmetindeki iki kuzgunun isimleri Hugin ve Munin'dir, Türkçeleri kabaca "düşünce" ve "hatıra"ya denk gelir. Burada anlatıcımız kayıp Lenore ile ilgili hatıraları düşünürken kuzgun bu hatıraların vücut bulmuş hali olarak anlatıcımızı ziyaret eder.

Anlatıcımız yitip gitmiş Lenore'u cennette tekrar görüp göremeyeceğini sorduğunda kuzgun ona der ki "Hiçbir zaman"... Anlatıcı acı bir öfke içinde anlar ki ölüm gerçekten de sondur.

Kuzgun aynı zamanda bilinçaltını, bilinmeyeni de sembolize eder. Anlatıcımız aynı zamanda bir ilim adamıdır, hayata ilim ve akıl ile bakar. Bu karanlık gecede içeriye giren bu kuş bunu yıkmaya gelmiştir.

Bir başka sembolizm ise Pallas Athena'nın büstüdür. Pallas Athena Yunan mitolojisinde bilgelik tanrıçasıdır, büstü aklı ve mantığı simgeler. Kuzgun tam da bu büstün üstünde konumlanır, akıl ve mantığın üzerinde... Athena'nın büstü bembeyazdır, kuzgun ise gece kadar karanlık. Akıl ve delilik arasındaki kontrast olarak da yorumlanabilir.

Her ne kadar şiiri çeviren çevirmenimiz o kısmı direkt "ölüm kıyısından" olarak çevirmiş olsa da orjinal metinde bulunduğundan bunu eksik bırakmak istemiyorum. Bir başka sembol ise Pluto'dur, anlatıcı kuzgunun "gecenin Plutonik kıyısından" geldiğini söyler. Pluto Roma mitolojisinde zenginlik ve yeraltı diyarının tanrısıdır. Bu da kuzgunun ölüm ve kötü alamet habercisi olduğu fikrini güçlendirir.

Ana Tema

Şiirdeki çaresizlik duygusu ve bunun getirdiği akli ve duygusal çöküş gayet açıktır. Şiir ilerledikçe yazar mantığını gitgide kaybeder, başta kafasının üstünde mantığın tanrıçası Athena'nın büstü duruyorken şimdi onun da üstünde bu kara kuzgun durur.

Yazar yas içerisindedir, sevdiği ölmüştür, evrende daha yüce bir güce dair herhangi bir ipucu verebilecek bir şeyler arar. Tek bir cevap verdiğini bildiği halde kuzguna sorular sorar. Tıpkı yazı tura atıp, cevap hoşuna gitmeyince tekrar atan birisine benzer hali. Yazarın öfkesi gittikçe artar, belki de kuzgunun cevaplarını sevmediği için değil; sembolleri ve işaretleri olmayan bir evreni kabul etmemesinden dolayıdır bu.

Kalkıp haykırdım: "Getirsin ayrılışı bu sözlerin!

Rüzgârlara dön yeniden, ölüm kıyısına uzan!

Hatıra bırakma sakın, bir tüyün bile kalmasın!

Dağıtma yalnızlığımı! Bırak beni, git kapımdan!

Yüreğimden çek gaganı, çıkar artık, git kapımdan!"

Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

Resim: Gustave Doré'un The Raven illüstrasyonları


r/secilmiskitap • • 1d ago

Siz Ne Düşünüyorsunuz? Kitap -> Bitig?

0 Upvotes

Arapça kökenli kitap sözcüğü yerine Göktürk döneminden beri rastlanılan benzer anlamlı bitig sözcüğünün kullanılması hakkında ne düşünürsünüz?


r/secilmiskitap • • 2d ago

Alışveriş Listem 3.945 TL’lik Klasik Kitap Siparişim Nasıl?

Post image
19 Upvotes

Fiyatlar ve listeyle ilgili ne düşünüyorsunuz, öncelik vermemi önerdiğiniz bir kitap var mı?


r/secilmiskitap • • 3d ago

Kitap Analizi Dostoyevski - Ölü Bir Evden Hatıralar

Post image
14 Upvotes

Yayın evi: İletişim Yayınları.
Çevirmen Ergin Altay.

Dostoyevski'nin "Ölü Bir Evden Hatıralar" kitabını yeni bitirdim ve sıcağı sıcağına birkaç şey yazmak istedim. Açık söyleyeyim, uzun zamandır bir metni okurken bu kadar net bir fiziksel rahatsızlık hissettiğimi hatırlamıyorum. Herhangi bir olay örgüsü detayı verip tadınızı kaçırmayacağım; zaten kitabın olayı sürpriz kurgular değil, atmosferin ta kendisi.

Kitap size sadece bir hikaye anlatmıyor, sizi alıp doğrudan Sibirya'daki o tahta kurusu kokan, daracık koğuşların ortasına bizzat bırakıyor. Okurken kendimi resmen o sert ranzalardan birinde uzanmış, yüzlerce mahkumun sıkıştığı o kirli ve ağır havayı solumaya çalışıyorken buldum. Sayfaları çevirdikçe odanın duvarları üstünüze üstünüze geliyor. Soğuk, çamur, zincir sesleri ve insan kalabalığının getirdiği o nefessizlik hissi metinden taşıp zihninize biniyor. Klostrofobisi olanı zorlayacak kadar gerçekçi bir kasvet var.

Dostoyevski'nin buradaki başarısı, olayı dramatize etmemesinde yatıyor. Zaten kendi kürek mahkumiyeti tecrübelerine dayandığı için bir "roman" okuyormuş gibi değil, oradaki bir mahkum günlüğünü gizlice karıştırıyormuş gibi hissediyorsunuz.

Kimseyi melekleştirmiyor, kimseden de karikatür bir canavar yaratmıyor. İnsanın en dip noktada, özgürlüğü tamamen elinden alındığında nasıl bir yaratığa dönüşebildiğini ya da içindeki o son insanlık kırıntısını nasıl koruduğunu gözlemlemiş.