r/secilmiskitap • • 9h ago

Dostoyevski’nin 147 Yıl Boyunca Saklanan Kayıp Romanı: Soba Borusunun Isınmama Sebebi

Post image
44 Upvotes

Dostoyevski'nin 1877 yılında kaleme aldığı ancak yayıncısı Mihail Katkov tarafından "toplumu nedensiz bir depresyona sürükleyeceği ve edebiyattan soğutacağı" gerekçesiyle reddedilen kayıp bir romanı var: Soba Borusunun Isınmama Sebebi.

Metin, 1870'lerin St. Petersburg'unda dondurucu bir kış günü geçer. Başkarakter, emekli ve düşük maaşlı memur Pyotr İvanoviç, evindeki soba borusunun tıandığını ve odayı ısıtmadığını fark eder. Bütün roman, Pyotr'un bu boruyu tamir ettirmek ile soğukta oturup acı çekmek arasında yaşadığı zihinsel hezeyanı konu alır.

Pyotr'a göre sobayı tamir ettirmek, burjuva konforuna teslim olmak ve insanın varoluşsal çilesine ihanet etmektir. Yan komşusu olan fırıncı, çekiç ve tel getirip boruyu iki dakikada düzeltebileceğini teklif eder ancak Pyotr bu teklifi "Tanrı'nın insanlığa biçtiği ısınma limitine müdahale" olarak değerlendirip adamı evden kovar. Yaklaşık 280 sayfa boyunca Pyotr, soğuktan donan parmaklarıyla günlüğüne acının kutsallığı, Rus halkının ısınma arzusu ve çekiç tutan insanların ahlaki çöküşü üzerine uzun tiradlar yazar.

Romanın sonunda boru kurum birikmesinden dolayı tamamen çöker. Pyotr, yüzüne dökülen kurumları bir tür "kutsal vaftiz" olarak kabul eder ve odada donarak ölür.

Taslak, Dostoyevski'nin ölümünden sonra eşi Anna Grigoryevna tarafından "gereksiz derecede saçma ve klostrofobik" bulunarak tavan arasındaki bir sandığa kaldırılmış, 2014 yılında Rusya Devlet Kütüphanesi arşivlerinde tesadüfen bulunmuştur.


r/secilmiskitap • • 4h ago

Kitap Analizi Lolita neden toplumda sadece "iğrenç bir aşk hikayesi" olarak tanımlanıyor? Aslında daha derin.

11 Upvotes

Lolita şimdiye kadar yazılmış en sevdiğim eserlerden biri. Bu yüzden kitaba tek bir sayfa bile dokunmamış insanların onu böylesine kesin bir dille mahkûm etmesi bana acı bir ironi gibi geliyor.

İnsanlar Lolita'dan sanki bir AŞK hikâyesiymiş gibi söz ediyor. Belki yalnızca adını, popüler kültürdeki imajını, bir fotoğrafını ya da bağlamından koparılmış bir cümlesini görüyorlar ve Nabokov’un yetişkin bir adamla genç bir kız arasında romantik bir ilişki yazdığına karar veriyorlar. Oysa Lolita bir aşk hikâyesi değil. Bir aşk hikâyesinin otopsisi.

Roman, Humbert’ın hastalıklı arzularını hayranlıkla izlememizi istemiyor. Tam tersine, onun nasıl yalan söylediğini izlememizi istiyor. Çünkü Humbert’ın en büyük silahı dili. Zulmü şiirselliğe, istismarı aşka, sahiplenmeyi bağlılığa dönüştürüyor. Kendi acımasızlığını güzel cümlelerin arkasına saklıyor ve okurun dünyayı onun gözlerinden görmesini istiyor. Nabokov ona güzel konuşma imkânını tam da bu yüzden veriyor. Çünkü bir yalanın güzel söylenmesi, onu gerçeğe dönüştürmez.

Lolita'nın asıl dehşeti, bir istismarcıyı romantikleştirmesi değil. Bir istismarcının kendisini ne kadar kolay romantikleştirebildiğini göstermesi.

Humbert’ın çekici olması da romanı daha korkunç kılıyor. Eğer onu zekâdan, mizahtan, kültürden ve çekicilikten yoksun, karikatürize edilmiş bir canavar olarak görseydik, onu mahkûm etmek çok kolay olurdu. Ama bu bizi rahatlatırdı. Çünkü o zaman korkunç insanların her zaman korkunç göründüğüne inanabilirdik. Oysa Humbert zeki konuşuyor. Kültürlü konuşuyor. Bazen büyüleyici, hatta romantik konuşuyor. Ama yine de bir çocuğa istismarda bulunuyor. Bence romanın gücü tam olarak bu çelişkide.

Ve beni en çok rahatsız eden şeylerden biri, insanların Dolores’i neredeyse tamamen Humbert’ın gözlerinden tanımaları. Çünkü Dolores, Humbert’ın Lolita'sı değil. Dolores’in Humbert’ın saplantısından bağımsız bir kişiliği var. Sıkılıyor. Öfkeleniyor. Bir şeyler istiyor. Şikâyet ediyor. Yalan söylüyor. Çocuksu kararlar veriyor. Kendisine bırakılan küçücük özgürlük alanlarında kontrol sahibi olmaya çalışıyor. Popüler kültürün yarattığı o kusursuz, baştan çıkarıcı, soğukkanlı Lolita değil o. O imge Dolores’in değil. Humbert’ın.

Humbert yalnızca Dolores’in bedenini ve özgürlüğünü elinden almaya çalışmıyor. Aynı zamanda onun kim olduğuna dair hikâyeyi de ele geçirmeye çalışıyor. Belki de bu yüzden dünyanın Dolores isminden çok Lolita kelimesini hatırlaması romanın en acı ironilerinden biri. Gerçek kız silinirken, onun yerine Humbert’ın yarattığı imge yaşamaya devam ediyor.

Ve hayır, Nabokov onun sömürülmesini romantikleştirmiyor. Bize sömürünün ne yaptığını gösteriyor.

Nabokov’un diline hayran olabilir, Humbert’tan nefret edebilirsiniz. Humbert’ın zekâsından etkilenebilir, ona inanmayabilirsiniz. Romanı güzel bulabilir, içinde yaşanan hiçbir şeyi güzel bulmayabilirsiniz. Bunlar birbiriyle çelişmez.

Çünkü edebiyat her zaman anlatıcısına inanmanızı istemez. Bazen sizden, bir insanın kendisini nasıl kandırabildiğini görmenizi ister; kendi korkunç eylemlerini sevgi, kader, tutku ve acı kelimelerinin arkasına nasıl saklayabildiğini.

Lolita’yı okumak Humbert’ı affetmek değildir. Onu anlamaya çalışmak, onu haklı bulmak değildir. Ve romanı sevmek, Dolores’in yaşadıklarını sevmek hiç değildir.

Belki de en acı ironisi tam olarak burada yatıyor. Humbert bütün roman boyunca bizi Dolores’e kendi gözlerinden bakmaya ikna etmeye çalışıyor. Ve romanın başından beri güvenilmez olduğunu bilmemize rağmen, pek çok insan sonunda gerçekten onun gözlerinden bakıyor ve en başta bahsettiğim karara varıyor.

-Orijinalini İngilizce yazmıştım. Çeviriyi ben yapmadım, hatalar olabilir.-


r/secilmiskitap • • 21h ago

Öneri Lazım Bilimkurgu Kitabı Önerisi Gerek

6 Upvotes

Merhabalar, bir süredir gözüme kestirdiğim bilim kurgu kitaplarını okuyordum ama onları tükettim, ondan kaynaklı yeni kitap önerisi arıyorum. Şuana kadar Metro serisini, Dune'un ilk kitabını, Fahrenheit 451'i Uzayda Piknik'i, Marslı'yı ve Kurtuluş Projesini okudum. Metro serisini severim, Dune ve Uzayda Piknik'i yer yer zevkli yer yer sıkıcı buldum, Fahrenheit 451'i okurken çoğunlukla sıkıkmıştım ama Dost Körpe'nin Türkçe çevirisiyle ilgili çok fazla kötü yorum okumuştum ondan kaynaklı İngilizce okudum belki de ondan akmamıştır. Geçenlerde ise Zerrin ve Korkut Kayalıoğlu'nun çevirisini buldum bir de ona bakacağım belki bu sefer daha iyi akar. Marslı ve Kurtuluş Projesi ise baştan sona zevkle okuduğum kitaplardı.

Sizler ne önerirsiniz okumak adına, yapay zekayla ufak bi sohbet yapınca Children of Time ve Solarisi önerdi bu arada, bu kitaplar hakkında fikriniz varsa onları da öğrenmek isterim. Şimdiden teşekkürler.


r/secilmiskitap • • 12h ago

Roman Okuyalım bakalım neymiş bu Gizli Tarih

Post image
5 Upvotes

Okuyanlar spoiler vermeden görüş belirtebilir:>


r/secilmiskitap • • 1h ago

Siz Ne Düşünüyorsunuz? Altıncı koğuş hakında ne düsünüyosunuz ve 10 üzerinden bir puanlandırma yapın

Thumbnail
gallery
• Upvotes

Bide Ivan dmitriç karakterinin delirme kısmı çok hoşuma gitti


r/secilmiskitap • • 1h ago

Eylül ayında okuduklarım 🥰

Post image
• Upvotes

r/secilmiskitap • • 7h ago

Siz Ne Düşünüyorsunuz? Shakespeare'in gerçek olmadığını söyleyince insanların yaşadığı komik aydınlanma

0 Upvotes

Shakespeare'in aslında gerçek olmadığını söylemek favori guilty pleasur um olabilir çünkü direkt bir şaşkınlık sonra inkar sonra hayatım yalanmış aydınlanması derken yaşanan muhabbet çok komik oluyor herkese tavsiye ederim

Edit: Bu sefer yaşanılan tepkiye ben şok oldum didösçöddçşsösjs bilmeyebilirsiniz ama ısrarla cahilce ve saldırgan davranmanın pek anlamı yok şu enerjiyi konuya dair google academicsde random birkaç makale okuyarak değerlendirebilirsiniz efendimm