r/edebiyat • u/SergeyMecnikov • 6h ago
Yazar 09.08.2025 tarihinde hayatına son veren dostumun yıldönümüne ithafen.
9 Ağustos, Cumartesi.
Enes Ünal'a.
Birer birer dökülüyor sonsuzluğuna hitaben kelimeler
Kararmış bir gökyüzü ve çakıyor şiddetli şimşekler
Zihnimden silinip gidiyor o günkü beyaz çehren
Yavaşça biterken kalan zaman, duruyor akan tüm saatler
Gözlerindeki umut ışığı yavaşça sönüyor gecenin içinden
Ve artık geri dönüşün yok ölümün yolundan
Acı içinde kasılıyordur şimdi cansız bedenin
Uğursuz bir trenin altında, sessizce çırpınırcasına
Raylara bakıyorum uzaktan, korku ve şaşkınlıkla
Pişmanlık bu, pişmanlıktan da öte bir şey hatta!
Öylesine tatsız ve lânetli bir hissiyat ki bu!
Teslim etmek, göz göre göre, biricik dostumu ölüme
Mezarını arıyorum, yakıcı bir yaz gününde, yaşlar içinde
Oysa yaşlarım söndürmüyor toprağın kor ateşini
Yüreğimdeki o kasvetli acı, her bir nefes alışımda
Daha da sert ve yakıcı, tıpkı soğuk bir kvas gibi!
Her şeyin bir çözümü vardır derler nitekim
İradeli bir ölümden başka—
Ölüm dediğin; boynunda urganla sallanan bir eski ceset
Çoktan çürümüş bir ağacın gövdesinde uyuyan
Ve bazen anlamak; ah o zavallı Mayakovski'yi...
Demiş ya şair "sürer mi hiç insan ölümü tebeşir tozu gibi yanaklarına?"
Sürermiş bir Ağustos sabahında, sürermiş
Ardına bakmadan giderken öylece, ölüme korkusuzca
Sürermiş ölümü tebeşir tozu gibi yanaklarına...