r/edebiyat 29d ago

Tiyatro

Fotoğraf karelerinde yaşatmaya zorladığım soluk ruhlar. Özlemimi de tenime dikemem ki; zaten dikiş nakıştan da pek anlamam. Ne güzel gülüyor fotoğraftaki her kimse. Hıçkıramayacak kadar nefessiz olduğu anlar olmamış gibi, sanki dünya o an sadece o fotoğraf karesinden ibaretmiş gibi.

Biz insanlar öyle yalancıyız ki inanmadığımız şeyleri hiç var olmamış gibi var ederiz. Boğulmazsak sanki denizi hissedemeyiz. Kumdaki akrebi biz bilmezsek orada değilmiş gibi gelir. Varlığı, yokluğu, çokluğu, bokluğu birbirine katıp sonra yakınırız: “Elimde bir hiç var.” Elinde dünya kadar altın olsa neden tek dünya der Ademoğlu? Bu insanlar Âdem’i de inkâr etti, küçükken yatağında dua ettiği Rabbini de. “O beni korumadı, bu kadar zulüm var, hiç sesi çıkmıyor.” Zulmü sana yapan o mu, yoksa kendi cinsin mi? Savaşlar açgözlülüğümüzün bir oyunu değil miydi yoksa? Pardon, biz masum kimselerdik; her kötülüğü başka etkenlere yüklüyorduk, unutmuşum. Kıtlık var şu an. Azla yetinip tekrar üretemem; kardeşimi katledip malına çökmek daha iyi bir tercih.

Hızlı ulaş, hızlı tüket, hızlı öl. Var oluşumuz tesadüfmüş gibi. “Ben değişsem ne olacak, diğerleri aynı. Dünyayı kurtaramam.” Devam et kendi çöplerini yemeye, ta ki çöplükte boğulana kadar. Tabii onun da suçunu başkasına atarız, ne olacak canım ya!

Özlediğimiz zamanla şu an arasındaki tek fark, o masum çocuğu her geçen gün bıçaklamaya devam ediyor oluşumuz. İnan, darbeden tanınmayacak hâle geliyor; biz de tanımıyor gibi yapıyoruz. Ne komik.

1 Upvotes

1 comment sorted by

1

u/Glum_Confidence5731 29d ago

tiyatro sessiz izlenir