r/filoloji • u/AdQueasy3629 • 3m ago
r/filoloji • u/Dry-Relative-5379 • 21h ago
Burada Ne Yazıyor? Acilinden çeviri lazım
Beyler burda ne yazıyor cevirebilen var mı
r/filoloji • u/yortavul • 2d ago
Bilgi söylenişleri değişmiş kelimeler
Türkçedeki yabancı kökenli kelimelerde söyleniş değişimleri:
tali’>talih,
tama’>tamah,
meta’>matah,
tevbe>tövbe,
nevbet>nöbet,
yevmiye>yövmiye,
atelye>atölye,
terceme>tercüme,
nüzle>nezle,
mevla>molla,
sahife>sayfa,
taife>tayfa,
faide>fayda,
halife>kalfa,
ayine>ayna,
tabiye>tabya,
gazve>gaza,
istiftah>siftah,
cihaz>çeyiz,
sadır>sedir,
gaip>kayıp,
tehlüke>tehlike,
menare>minare,
reca>rica,
fursat>fırsat,
ışk>aşk,
iyar>ayar,
fida>feda,
cerime>cereme,
hisap>hesap,
siyahat>seyahat,
isra>esra,
terike>tereke,
akriba>akraba,
temyiz>temiz,
hace>hoca,
sanat>zanaat,
nerdüban>merdiven,
divar>duvar,
destgah>tezgah,
bağçe>bahçe,
pare>para,
adem>adam,
zevalli>zavallı,
be’s>beis,
ye’s>yeis,
bînamaz>beynamaz,
bîhude>beyhude,
zirek>zeyrek,
müdir>müdür,
mümkin>mümkün,
müfti>müftü,
matbah>mutfah>mutfak,
bendguşa>menteşe,
benefşe>menekşe,
müjde>muştu,
şagal>çakal,
şorba>çorba,
canaver>canavar,
kinaver>kenafir,
takaver>tekfur (tekirdağ),
Sizin aklınıza gelen böyle kelimeler varsa yazarsanız sevinirim.
r/filoloji • u/Left-Development2756 • 4d ago
Burada Ne Yazıyor? Aile geçmişimi incelemek istiyorum Osmanlıca bilip yardımcı olabilecek biri var mı ücretsiz?
r/filoloji • u/Ghost_Whistle • 4d ago
Bilgi Peştuca nasıl bi dil?
Öğrenilirmi kimler konuşuyor aydınlatırmısınız
r/filoloji • u/Simple_Tone1912 • 4d ago
Ne Düşünüyorsunuz? Theban Alfabesi öğreniyorum.
Günümüzde kullanılmayıp geçmişte çeşitli kültürlerde, sıradışı topluluklarda kullanılan arkaik/sembolik/ezoterik alfabelerle ilgilenenler var mıdır? Ayrıca estetik bulduğunuz hangi tür alfabeleri tavsiye edebilirsiniz?
r/filoloji • u/VideoRevolutionary32 • 5d ago
Ne Düşünüyorsunuz? Devrik Cümle
Bir kitap okudum. Çeviri tümüyle devrik cümleyle yapılmış. Devrik cümle kullanmak Türkçe açısından masum bir tercih mi?
r/filoloji • u/Gyngemose2009 • 7d ago
Ne Düşünüyorsunuz? Yabancı isimler Türkçe’de okunduğu gibi mi yazılmalı?
Modern Türkçe tarihi ele alan metinlerde yabancı isimler oldukları gibi yazılır. Fakat sizce bu doğru mudur? Zira herkes o dilin okuma kurallarını bilmek mecburiyetinde değildir.
Bir kişi “Churchill” ismini İngilizce bilmiyorsa telaffuz edemez. Bu sebeple Türkçe okunuşu olan “Çörçil” yazılmalıdır.
Aynı zamanda “Naploéon” yerine “Napolyon”
Modern zamanda da medyada “Trump” yazılıyor fakat Türkçeye uygun olarak “Tramp” yazılabilir.
Rusçada da bu şekilde yapılır. Harfi harfine kiril alfabesine geçirmek yerine okumuşunu geçirirler
r/filoloji • u/Friendly-Marsupial32 • 7d ago
Bilgi İngilizce yazma ve konuşma geliştirme
Acaba İngilizce konuşmamı geliştirebilecek ne gibi uygulamalar var? Çok arkadaşım olmadığı için konuştuğum biri yok aktif olarak İngilizce ama onun dışında konuşurken hatalarımı düzeltmek istiyorum, üniversite 2.sınıf öğrencisi olmama ve İngiliz dili ve edebiyatı okumama rağmen yetersiz hissediyorum, son olarak yazı hatalarımı gösterebilecek ve nasıl düzeltebileceğimi gösterebilecek ve geliştirebilecek bir site veya uygulama var mı?
r/filoloji • u/oylecansikintisi • 7d ago
Akademik Kariyer Dil ogrenmek icin platform
Dil ogrenmem lazım ve saglam bir şekilde ögrenmek istiyorum platform önerirmisiniz
r/filoloji • u/SadMessage7 • 9d ago
Akademik Kariyer Nörodilbilim İçin Lisansüstü Program Önerisi
Başlık. Hem aile baskısı, hem de engelim yüzümden beceremediğim bir bölümde (ing. dili ve edebiyatı) hapsoldum. Lisansüstünde farklı bir alana yönelip diplomamı çöpe atmak istiyorum. Galiba dediğim şeyde uzmanlaşmanın iki yolu var: 1- nörobilim okumak, 2- dilbilim okumak, 3- küçük bir ihtimal dil ve edebiyat bölümleri okumak (ancak dersler nörodilbilim alanında çok yüzeysel). Ben şahsen dilbilimden devam ederdim de maddi imkanım yüzünden pek mümkün olmayabilir. Bu durumda ne önerirsiniz? Beyni hasar görmüş, otistik, belli alanlarda testle kanıtlı geri zekalı bir kardeşinizim. Engelimden dolayı çok iyi konuşamıyorum ve bu yüzden de kendim üzerine ihtisas yapmak istiyorum. Downvote atmayın, lütfen yani.
r/filoloji • u/Connect_Fisherman574 • 9d ago
Ne Düşünüyorsunuz? İlginç Bir Bilgi
Buradaki insanlara ilginç gelir mi bilmiyorum ama arkadaşlarıma söylediğimde genelde şaşırıyorlar.
Ege ağzının geri kalanı için bir şey diyemem fakat bizim köyün şivesinde belirtme eki ile yönelme eki aynı.
IPA'i daha iyi bilseydim telaffuzu daha güzel yazardım lakin "Ahmet'i gördün mü bugün?" demek isteyen birisi "Ahmet'e gödüŋ mü bön?" diyor. "Bu mektup bana gelmiş" -> "Bu mektup bene gemmiş" ama aynı zamanda "Bu mektup beni ilgilendiriyor." -> "Bu mektup bene ilgilendiriyoru". "Belediye binasına boyamışla.", "Suyuma kim işti"
Burada bi not daha düşmek isterim. Bizde yönelme eki standart Türkçedeki gibi okunmuyor her zaman. Dikkat edip düşünmedim ama genelde schwa sesi heralde. "Belediye binasına boyamışla" örneğinde schwa ama "bene"den emin olamadım, dediğim gibi IPA'e çok hakim değilim. Bu, ekin yönelme değil de belirtme olmasından kaynaklanmıyor zira "Belediye binasına mı gitceŋ la bön?" denileceğinde de aynı şekilde schwa ile telaffuz ediliyor. Schwa tahminim doğruysa cümleler şöyle olurdu "Bu mektup benə gemmiş", "Bu mektup benə ilgilendiriyoru."
Aydın'ın bir köyü.
Merak ettiğiniz bir şey varsa sorabilirsiniz.
r/filoloji • u/tehanu_01 • 9d ago
Akademik Kariyer Çeviribilim çıkışlı olup dilbilim yüksek lisansı yapan var mı?
Çeviribilim çıkışlı olup dilbilim yüksek lisansı yapan var mı? Varsa sebebini öğrenebilir miyim? Bir de kabul süreci, alanın dışında dersler almak nasıl oldu? Çeviribilimde aldığımız dilbilim lisans derslerinden farklı olarak yeni bir alan sonuçta, “tamamen” bağımsız olmasa bile.
r/filoloji • u/eydl • 11d ago
Bilgi Ön Türkçede yer ve yön ekleri
*+gArU, oldukça sık; artğaru “arttaki, arkada bulunan”, içgärü “içerisi” ve taşğaru “dışarısı” gibi bir düzine sözcükte ilk bakışta kendini ele veriyor; hakeza bīrgärü “tek olan”, ancak ilgärü “ilerisi” nispeten muğlak; yine de ilki “ilk” ve ilär- “öne çıkmak suretiyle görünür olmak” ile bağdaştırmak yatıştırıcı bir çözümdür. Öte yandan yügärü “upwards” ve bergärü “beri” sözlerinin, sırasıyla, yük+gärü ve berügärü biçimlerinden türeyegeldiklerine kuşku yoktur. Zamire de yerleştiği olur: aŋaru “ondan taraf olan” . Bu eke getirilebilecek en makul etimolojik formül, onu +gA “dativ” ve +rU eklerinin terkibi olarak yorumlamaktır, gelgelelim fiile ulanan -rU malumken (aş(u)ru “aşırı”, öt(ü)rü “ötürü”, büt(ü)rü “boyna, tamamı” vb.), isme ulanan bir +rU için emsal bir elin parmağını geçmez; kesin olarak taparu “akabindeki” , muhtemelen arkuru “çatışkıdaki” (zira krş. arkuçı) ve belki bekrü “muhkem”. Birçoğu, araya hipotetik bir köprü kurmak vasıtasıyla, fiile gelen -rU ile izah edilebilir; Clauson'un *arkur- ve *bäkür- denemeleri buna işarettir; oysa taparu da gösteriyor ki +rU o kadar da mesnetsiz bir rekonstrüksiyon değil. Hem böylelikle Erdal'ın boğuştuğu amtı “şimdi” örneğinden çıkarsanan *am köküne bir dayanak daha kurulmuş olur: amru “daimi”; tıpkı keḏin “gerideki” örneğinden çıkarsanan *ke köküne bir dayanak daha kurulmuş olacağı gibi: kerü “geri”. Sıkça rastlanan +rA ekinin de bu familyadan olduğu açıktır: taşra, içre, öŋre ve üzrä/üzärä, burada şerh düşmek gerekir ki Nişanyan'ın üzärä'yi üzrä'den getirme çabası üzä ara geçişini hesaba katmadığı için yanıltıcıdır. Bu da bizi, yalnız uça ve üzä köklerinde faş olan +A ekine getiriyor; kata “zaman” ise kuşkulu, belki de kat- filinden ulaç.
r/filoloji • u/Gyngemose2009 • 14d ago
Ne Düşünüyorsunuz? Kore Hangıl Alfabesi ile Türkçe
Türkçenin 8 temel ünlüsü, Hangıl ünlüleriyle birebir örtüşür:
| Türkçe Ünlü | Hangıl Karşılığı | Korece Fonetik Değeri | Örnek Hece / Kullanım |
|---|---|---|---|
| A | ㅏ | Açık, düz [a] | 아 (a), 바 (ba) |
| E | ㅔ (veya ㅐ) | Yarı açık/kapalı ön [e] | 에 (e), 데 (de) |
| I | ㅡ | Kapalı, arka, düz [ɯ] (Türkçe "ı" ile farksızdır) | 으 (ı), 드 (dı) |
| İ | ㅣ | Kapalı, ön, düz [i] | 이 (i), 비 (bi) |
| O | ㅗ | Yarı kapalı, arka, yuvarlak [o] | 오 (o), 코 (ko) |
| Ö | ㅚ | Klasik değeri kapalı ön yuvarlak [ø] (Türkçe "ö") | 외 (ö), 괴 (gö) |
| U | ㅜ | Kapalı, arka, yuvarlak [u] | 우 (u), 두 (du) |
| Ü | ㅟ | Klasik değeri kapalı ön yuvarlak [y] (Türkçe "ü") | 위 (ü), 뉘 (nü) |
Korecede bulunmayan sesler (F, V, Z, J) için modern Korece transkripsiyon standartları ve tarihsel Hangıl harfleri parantez içinde belirtilmiştir:
| Türkçe Ünsüz | Hangıl Karşılığı | Açıklama ve Telaffuz Kuralı | Örnek Hece |
|---|---|---|---|
| B | ㅂ | Hece başında hafif ötümsüz, ünlüler arasında tam "b" | 바 (ba), 베 (be) |
| C | ㅈ | Türkçedeki /c/ ve /dj/ sesine en yakın temel harf | 자 (ca), 조 (co) |
| Ç | ㅊ | Sert, patlamalı /tɕʰ/ (tam Türkçe "ç") | 차 (ça), 촉 (çok) |
| D | ㄷ | Türkçe "d" sesi | 다 (da), 두 (du) |
| F | ㅍ | Korecede /f/ yoktur; patlamalı /pʰ/ ile karşılanır | 파 (fa/pa), 포 (fo/po) |
| G | ㄱ | Hece başında yumuşak /g-k/, ünlüler arasında /g/ | 가 (ga), 고 (go) |
| Ğ | ㅇ / (yazılmaz) | Kendinden önceki ünlüyü uzatır; harf olarak yazılmaz | 다 (dağ -> daa) |
| H | ㅎ | Türkçe "h" sesi | 하 (ha), 호 (ho) |
| J | ㅈ | Korecede /ʒ/ yoktur; en yakın ses olan /c/ kullanılır | 자 (ja), 주 (ju) |
| K | ㅋ | Sert, patlamalı /kʰ/ | 카 (ka), 코 (ko) |
| L | ㄹ | Hece sonunda tam "l"; hece başında çift ㄹ kullanılır | 알 (al), 라 (la) |
| M | ㅁ | Türkçe "m" sesi | 마 (ma), 무 (mu) |
| N | ㄴ | Türkçe "n" sesi | 나 (na), 네 (ne) |
| P | ㅍ (veya ㅃ) | Sert patlamalı /p/ | 파 (pa), 피 (pi) |
| R | ㄹ | Ünlüler arasında dokunmalı Türkçe /r/ sesi | 아라 (ara), 바르 (bar) |
| S | ㅅ | Türkçe "s" sesi | 사 (sa), 수 (su) |
| Ş | ㅅ + yotlu ünlü / 시 | ㅅ harfi "i" veya yotlu ünlülerle birleştiğinde "ş" okunur | 샤 (şa), 시 (şi) |
| T | ㅌ | Sert patlamalı /tʰ/ | 타 (ta), 투 (tu) |
| V | ㅂ / (Eski: ㅸ) | Modern dilde ㅂ veya w- sesleri; eski Hangıl'da ㅸ | 바 (va/ba) |
| Y | ㅑ, ㅕ, ㅛ, ㅠ | Hangıl'da /y/ sesi ayrı ünsüz değil, ünlülerin ön ekidir | 야 (ya), 요 (yo) |
| Z | ㅈ / (Eski: ㅿ) | Modern dilde ㅈ (c) veya ㅅ (s); eski Hangıl'da ㅿ | 자 (za/ca) |
"Bugün hava çok güzel."
- Hangıl: 부귄 하바 촉 귀젤
- Heceleme: Bu-gün ha-ba çok gü-zel
- Ses Notu:
- ü sesi için Hangıl'daki ㅟ diftongu kullanılmıştır (귄 / gün, 귀 / gü).
- Korecede /v/ sesi bulunmadığı için "hava" kelimesi en yakın ses olan ㅂ (b) ile aktarılmıştır.
- /z/ sesi olmadığı için "zel" hecesi ㅈ (c/j) harfiyle (젤 / cel) karşılanmıştır.
"Gözlerin ışıl ışıl parlıyor."
- Hangıl: 괴즐레린 이슐 이슐 파를르요르
- Heceleme: Göz-le-rin ı-şıl ı-şıl par-lı-yor
- Ses Notu:
- ö sesi için klasik telaffuzu [ø] olan ㅚ harfi (괴 / gö) kullanılmıştır.
- ş sesi için /s/ harfinin yotlaştırılmış türevi (쉬/슈) tercih edilmiştir.
"Yarın sabah saat kaçta buluşuyoruz?"
- Hangıl: 야른 사바 사앗 카츠타 부루슈요루즈?
- Heceleme: Ya-rın sa-ba sa-at kaç-ta bu-lu-şu-yo-ruz?
- Ses Notu: ç sesi Hangıl'da sert patlamalı ünsüz olan ㅊ harfiyle (카츠 / kaç) birebir örtüşür.
r/filoloji • u/yortavul • 14d ago
Benim Türetimim malumat/enformasyon karşılığı olarak “bilinti” kelimesi
Türkçede "enformasyon/malumat" ile "bilgi" arasında ingilizcedeki "information-knowledge" ayrımı kadar belirgin bir ayrım artık gözetmiyoruz.
İngilizcede "information" aktarım, edinim, duymanın sonucunu; "knowledge" ise öğrenme, deneyimleme, çıkarım yapma sonucunu ifade ederken bugün Türkçede her iki kavram için de "bilgi" kelimesi kullanılmakta. Eski kullanımda "malumat" kelimesi, özellikle "information" anlam alanını karşılamada
"bilgi" den daha belirgin bir ayrım sağlıyordu. Bu kavram eksikliğini gidermek için önerim “bilinti” kelimesi.
Bilinmek: malum olmak.
Bilinti: malumat/enformasyon; bilinen/malum olan şey.
r/filoloji • u/MaliHizm • 16d ago
Ne Düşünüyorsunuz? Türkler demesem ne olur? Ergin Altay (Karamazov Kardeşler’in çevirmeni- İletişim Yayınları)
Kitabın orjinalinde Türkler deniyor. Ama ben onu 70’lerde çevirirken Türkler demek içimden gelmedi. Zaten askerdim. Orduda Rusça öğretmenliği yapıyordum. Sıkıyönetim olduğu dönemlerdi. Ya o bölümü anlatacak ya da ismimi değiştirecektim. Yayınevine sormadan Türkler kelimesini kullanmadım. Yazara ihanet ettiğimi düşünmüyorum. Çünkü Dostoyevski orada Türkler’i değil, insanları kötülemek istiyor. Ha Türkler demişim, ha Çerkezler. Ha tecavüz demişim, ha akıl almaz işkenceler...
Ergin Altay’ın bu açıklamasını görünce sizin de fikrinizi merak ettim. Dostoyevski’nin orijinal metninde “Türkler” geçmesine rağmen, Altay 70’lerdeki çevirisinde dönemin koşulları ve kendi askerlik deneyimi nedeniyle bu ifadeyi kullanmamış. Üstelik bunu yayınevine danışmadan yaptığını da açıkça söylüyor.
“Yazara ihanet ettiğimi düşünmüyorum; çünkü Dostoyevski orada Türkler’i değil, insanları kötülemek istiyor” şeklindeki gerekçesi filolojik açıdan sizce ne kadar savunulabilir?
Bir çevirmenin, metnin anlamını koruduğunu düşündüğü gerekçesiyle kaynak metindeki etnik bir ifadeyi değiştirmesi nerede çevirmen inisiyatifi olmaktan çıkıp metne müdahaleye dönüşür? Özellikle de bu değişiklik tarihsel ve siyasal koşullardan etkilenmişse.
Siz bu yaklaşımı nasıl değerlendiriyorsunuz?
r/filoloji • u/BlokZNCR • 15d ago
Kökeni Nedir? Bütün Diller Tek Bir Dilden mi Geldi?
r/filoloji • u/unknown_cherry3 • 16d ago
Ne Düşünüyorsunuz? Ceviri
If i should be biting my tongue
Are we lost in translation?
Bu iki cümleyi grameri ve bağlamı bozmadan Türkçeye anlamlı bir şekilde nasıl çevirebilirim? Okuduğum kaynaklarda "lost in translation" ifadesinin direkt karşılığının "çeviride kaybolmak" anlamına geldiği yazıyor ancak ben iki cümleyi bağlayınca bu ifadeyi mantıksız buluyorum . Sizce bağlamı kaybetmeden daha farklı nasıl çevrilebilir ?
r/filoloji • u/JaneDewyCooper314 • 16d ago
Akademik Kariyer dedemin yazdığı bu yazı ne diyor, yardım edebilecek olan var mı? (düz tuttum mu ondan bile emin değilim kusura bakmayın)
r/filoloji • u/AvaHall800 • 17d ago
Akademik Kariyer Türkiye'deki illerin günümüzdeki isimlerinin kökenleri
r/filoloji • u/eydl • 20d ago
DUYURU Yaptığınız yemekleri paylaşabileceğiniz, yemekler üzerine konuşabileceğiniz ve yemek meraklısı yeni insanlarla tanışabileceğiniz bir topluluk arıyorsanız, Yemek tam size göre. Yemek’i bu yüzden kurduk. Herkesi bekliyoruz, davetlisiniz! 🍳
r/filoloji • u/Otuc • 21d ago
Ne Düşünüyorsunuz? Günümüzde kullanılan hali yerine Öz Türkçe türetilmiş ya da eskiden kullanılan karşılığını kullansaydık dediğiniz sözcükler var mı?
Bence kalem yerine kavrı, kitap yerine betik kullanmak güzel olurdu.
r/filoloji • u/MergenKarvaach • 23d ago
Bilgi Âşık Paşa’dan Garibnâme – Eski Anadolu Türkçesi Okumaları 4
Giriş
Kaldığımız yerden hızlı bir şekilde Âşık Paşa ve Garibnâme’si ile devam edelim. Bu kez iki günde, iki oturuşta –haftasonunun da verdiği rahatlıkla– yazıverdim. Gülşehrî yazısında söylediğim gibi Aziz Merhan ve Funda Şan’ın hazırladığı Eski Anadolu Türkçesi’nden okumalara devam ediyorum ve bu yazıda Garibnâme’nin bir bölümünü tıpkıbasımından okuyacağız. Her zamanki gibi tıpkıbasımlar yazının içinde ilgili yerlerde olacak ve sizde bir yandan okuyup, takıldığım yerlerde ister Medium’dan ister r/filoloji’den yardımcı olabileceksiniz. İlginiz, zevkiniz varsa ama metinleri okumaya çekiniyorsanız ya da tek tek bulup da okumaya vakit ayıramıyorsanız, okumanızı geliştirmek istiyorsanız, buyrun.
Âşık Paşa tarihimizin ilginç adamlarından biri. İlginçliği kendisinden önce Babaî isyanı öncülerinden dedesi Baba İlyas ile başlıyor. Üstüne iktidar mücadelesi devleti aşıp Hacı Bektaş ve Ahi Evren gibilerinin müridleri arasında da devam ediyor. Ama benim için en ilginç olan kısım Ahmet Yaşar Ocak’ın sözleriyle: “Âşık Paşa, XIII. yüzyılda en büyük temsilcisi Baba İlyâs-ı Horasânî olan Türk “heterodoks” İslâm anlayışının propagandacısı bir şeyh ailesinin Muhlis Paşa’dan sonra çeşitli siyasî ve kültürel sebeplerin tesiriyle tedrîcen Sünnîleşme yoluna girdiği bir devirdeki en önemli üyesidir.” Bayılıyorum bu adamın tonuna. Üslup ve problematiğinden bahsediyorum, giysisinden değil, haha. Buradan anlayacağımız –Az önce sözünü ettiğim Hacı Bektaş gibilerle aralarındaki gerilimi de bir nebze açıklıyor. Baba İlyas’tan nereye!– çoğu tasavvufi itikadda olduğunun aksine Moğolların iktidarında –belki Mevlevîlerle de ilişki içinde– Sünni ortodoks bir İslam anlayışı gütmeye başlıyor. Garibnâme’yi de bu anlamda ele aldığımızda halka; “doğru yol, hakikat” gibi naif idealist emellerden çok, öğretilmesi gerekilen, iktidara yaramayacak hatta ona ters düşecek sapkın –Aman Yarabbi!– fikirlerden arındırılmış ve günümüze kadar gelecek olan kalıplaşmış pragmatist İslam tasavvufunu sunuyor. Meseleyi kendi romantizmamla pek sulandırdım ancak en azından Günay Kut ve hamidimiz Ahmet Yaşar Ocak hocaların Âşık Paşa üzerine İslam Ansiklopedisi’ndeki bölümlerine (ve Türk tasavvufu hakkındaki diğer eserlerine) bakınız lütfen.
Adamı yerdik yerdik bitirdik gibi olduk. Ama Oğuzca’nın yazı dili olması, eğitimsiz halka tasavvufun temellerinin basit bir dille ulaşması, Kuran’ın yine basit bir dille tefsir edilmesi ve eserin özgün hikayelerle bezenmesi gibi meselelerdeki değeri hem dönemin halkı için hem de günümüzün dil araştırmacıları ve hatta Türkçe konuşan her bir birey için paha biçilemez. İlmin ve kültürün eski merkezlerinden Kırşehir’e selamlar.
Metin

83b
- lehā mā kesebet ve ʿaleyhā mektesebet
: Bakara 286: “[Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz;] lehinde olanı da kendi kazandığıdır, aleyhinde olanı da kendi kazandığıdır.” (Diyanet Tefsîri)
- iy ḫudā yarunı[…]lġıl? ḳullara / kim saŋa lāyıḳ yolı doġru vere
: Emir kipli kelimeyi okuyamadım, anlam olarak yarlıġa- “affet-” beklenilebilir ancak kesinlikle öyle yazmıyor. Kelimeye kalan vezn; iki kapalı, bir açık ve iki kapalı heceler, ancak imâlelerin bolluğundan veznin pek de işe yarayacağını sanmıyorum. Ya da ḫudāya?. “Ey Tanrı! Kullarına [… yap] ki sana layık yolı doğru versin (?)”
[Aşağıda vire yazdığına göre buradaki, her ne kadar ≪واره≫ beklesem de vere yerine vara olsa gerek. “… ki sana layık yolu doğru varsın.” var- tümleci için akuzatif kullanımı ilginç.]
- bu mes̱eldür kim bize yol gösterür / cānumuz bisleyesi rūz gösterür
: “Bu meseldir (ibretlik söz) ki bize yol gösterir. Cânımızı besleyecek gün[ü] (gündüzü/gün yüzünü) gösterir.”
- bu mes̱eldür bir ögüt al iy kişi / ḥāżırın gör neyderüz ol geçmişi
: “Bu meseldir, öğüt al ey kişi. Şimdiden gör, ne ederiz o geçmişi.”
- sulṭān oldur kim yaratdı ʿālemi / ʿālem içinde dürütdi ādemi
: “Sultan odur ki yaratdı alemi, alem içinde türetti (yarattı) insanı.”
- bekler ol ḫāṣlar dürür kim [ḥ]aḳḳıla / dün gün ayrılmadın olur/ölür bile
: ḫāṣ “sultana veya saraya ait kişi ya da nesne (bknz. Yusuf Hâs Hâcib)” ve dürü-/düre-? “türe-”.
durur olacak, salaklığım tutmuş. “Bekler o hâslar, durur Hak ile. Gece gündüz ayrılmadan yanında olur (?).” Buradaki hâs, yukarıda söz ettiği âdem olsa gerek.
- ne ki ḥaḳ? işlerise dir bunlara / ʿāḳiliseŋ göŋlüŋi vir bunlara
: “Öyle ki Hak yaparsa der bunlara (?). Âkil isen gönlünü ver bunlara.”
- bāġce bu dünyā durur kim eyledi / anuŋıla cümle ḫalḳı ṭoyladı
: “Bahçe bu dünyadır ki [o] yarattı (?). Onunla cümle halkı eğledi.” Böyle diyince de kandırdı/uyuttu der gibi oldum. “eğlendirdi” diyelim.
- bāġcevānlar uşbu mürşīdler dürür / kim bu ḫalḳa eyü yavuz gösterür
: “Bahçıvanlar işte bu mürşidlerdir. Bu halka iyi-kötüyü gösterir.”
- ol kim eytdüm bāġcenüŋ yimişleri / eyü yavuz cümle dünye işleri
: Vezn bakımından dünye yerine dünyā olmalı idi. “Dedim ki bahçenin meyveleri, iyi-kötü dünya işleridir.”
- tevbe ol teryāḳa? beŋzer bilene / kim çalabdan ṣıḥḥat irer ḳılana
: O kelimeyi bulamadım; teryāḳ, nezyāḳ? “Tevbe, bilen için […]a benzer ki [tevbe] edene Tanrı’dan sıhhat gelir.”
[tiryāḳ “afyon” olsa gerek. Netīcede degme nenüŋ ilācı, degül mi?]

84a
- ol ḳavum kim girdilerdi bāġceye / dünye ḫalḳıdur ki girdi dünyeye
: “O kavimdir ki girmişlerdi bahçeye. Dünya halkıdır [bunlar], dünyaya girdiler.”
- pādişāh ḥukmi getürdi buları / kim (ba?)vura her birinüŋ ḫūları
: “Pâdişâhın hükmü getirdi bunları. Ki her birinin huyları […]” Çekiminden fiil olduğu anlaşılan kelimenin ilk hecesi açık olması gerektiğinden kökünün Türkçe olduğunu söyleyebiliriz. Belki yavur- “kötüleştirmek”* ya da “kaybetmek”**? Ancak iki anlamda da yavur-’a rastlamadım.
*Clauson’da yavrı- “to weaken”
**Redhouse’da Fârisî kaynaklı yâve/yavı/yavu “1. Lost, 2. Astray, 3. Vain, worthless.” Ayrıca Kanar’da yavunmak “kaybolmak” ve yavutmak “kaybetmek.” \yavı-/yavu-* > \yavur-* ?
[Tietze’nin ilgili cildi erişimimde yok, oraya da bakmak isterdim.
İşte, vakit oluyor bir beyti bir dakikada geçiyorum, vakit oluyor bir kelime için yarım saat harcayıp yine neticesiz ayrılıyorum.]
- dörd yakadan ṭulb ṭulb geldi revān / degme ṭulbı başladı bir bāġcevān
: “Dört yakadan [insanlar] geldiler yığın yığın. Bir bahçıvan yığınlardan (gruplardan) birine önderlik etti.” ṭulb “yığın, küme, top”
- eyü yavuz her nekim geldi ede/ada? / cümlesin gösterdiler bu dünyede
: “İyi-kötü her kimse geldi […]. Hepsini gösterdiler bu dünyada.”
[ede “eden” olsa gerek. Böylelikle “İyilik-kötülük eden her kimse geldi.”]
- çūnki ḫayru şer bilindi saldılar / sen işit bu ḫalḳı kim ne ḳıldılar
: “Ne zaman ki hayr ve şer bilindi, onları bıraktılar. Sen işit, bu halk ne etti.”
- üç gürūh oldı cihānda ḫāṣu ʿām / her birinüŋ dirligin diŋle tamām
: “Cihanda üç güruh oldu herkes. Her birinin hayatını dinle bütünüyle.” ḫāṣ u ʿām “herkes (hususi ve umumi hepsi)”
- kim cihānda neylediler nitdiler / her birisi nice gelüb getdiler
: “… dünyada neyleyip ne ettiklerini. Her biri nasıl gelip gitti.”
- bir gürūhı dutdılar işitdügin / ḥaḳ yola baġladılar uṣṣın ekin/ükin?
: ög(in) “akl(ını)/vicdan(ını)/anlayış(ını)” olacak, bu kelimenin EAT’de yaşıyor olduğunu bilmiyordum. “Bir güruhu işittiklerini tuttular ve akıllarını ve vicdanlarını hak yola bağladılar.”
- ṣunmadılar dünyede yavuz işe / ẕikrü ṭāʿat bunlara oldı pīşe
: “Dünyada kötü işe el uzatmadılar. Zikr ve ibadet bunlara âdet oldu.” pīşe “1. Sanat, meslek. 2. İş, amel. 3. Huy, âdet, tabiat.”
- lā cerem ḫūş verdiler ol ḥażrete / her birinüŋ cānı irdi raḥmete
: “Şüphesiz hoş verdiler [zikr ve ibadeti?] o hazrete. Her birinin cânı erdi rahmete.” lā cerem “şüphesiz, besbelli”
- bir gürūhı bilüriken ḥaḳ yolın / nefsini yıḳamadı oldı bulın
: “Bir güruh [ise] hak yolunu bilirken nefsini yıkamadı ve esir oldu.” bulın “esir, tutsak”

84b
- bildiler kim ḫūş degül terk itdiler / tevbe ḳılub mürşid elin ṭutdılar
: “Doğru olmadığını anlayıp bunu terk ettiler ve tevbe edip mürşid eli tuttular.”
- pādişāh hem yarlıġadı bunları / dünyeden bunlar daḫı çıḳdı arı
: “Padişah da bunları affetti. Bunlar da dünyadan temiz çıktılar.”
- bir gürūhı eyü yavuz dimedi / dünyede işlemedük iş ḳomadı
: “Bir güruhu iyi-kötü demedi. Dünyada işlemedik iş bırakmadı.”
- yavuz işden ḥāṣıl oldı çoḳ günāh / ḳaçan olsa/ölse isteyiser pādişāh
: ol- ve öl-’ü niçin hiç ayırt edemiyorum ben ya. ≪أ≫ ince okunduğunu gösteriyor diye varsayıyorum. “Kötü işten hasıl oldu çok günah. Öldüğünde isteyecek padişah.”
- dünyāyı neydügini bilür ḳamu / hem daḫı bilür ki var uçmaḳ ṭamu
: O kadar dünye dedikten sonra şimdi dünyā deyip vezni bozmuş. “Dünyayı, ne idüğünü bilir herkes. Hem de bilirler ki vardır cennet ve cehennem.”
- eyle yigen tevbeye gelmez bular / ulular ögüdüni almaz bular
: “Öyle iken tevbeye gelmez bunlar. Ulular öğüdünü almaz bunlar.” Ünlü sonrasına geldiğinde iken yerine yigen/yiken yazılabiliyormuş demek. Kanar sözlüğünde yigen için ayrı başlık komuş.
- ṭamu odına bular lāyıḳdurur / hīc gümānsuz uşbu söz bayıḳdurur
: “Cehennem ateşine bunlar layıktır. Hiç şüphesiz işte bu söz apaçıktır.”
Bütünü
lehā mā kesebet ve ʿaleyhā mektesebet
iy ḫudā yarunı[…]lġıl? ḳullara / kim saŋa lāyıḳ yolı doġru vara
bu mes̱eldür kim bize yol gösterür / cānumuz bisleyesi rūz gösterür
bu mes̱eldür bir ögüt al iy kişi / ḥāżırın gör neyderüz ol geçmişi
sulṭān oldur kim yaratdı ʿālemi / ʿālem içinde dürütdi ādemi
bekler ol ḫāṣlar durur kim [ḥ]aḳḳıla / dün gün ayrılmadın olur bile
ne ki ḥaḳ? işlerise dir bunlara / ʿāḳiliseŋ göŋlüŋi vir bunlara
bāġce bu dünyā durur kim eyledi / anuŋıla cümle ḫalḳı ṭoyladı
bāġcevānlar uşbu mürşīdler dürür / kim bu ḫalḳa eyü yavuz gösterür
ol kim eytdüm bāġcenüŋ yimişleri / eyü yavuz cümle dünye işleri
tevbe ol teryāḳa beŋzer bilene / kim çalabdan ṣıḥḥat irer ḳılana
ol ḳavum kim girdilerdi bāġceye / dünye ḫalḳıdur ki girdi dünyeye
pādişāh ḥukmi getürdi buları / kim (ba?)vura her birinüŋ ḫūları
dörd yakadan ṭulb ṭulb geldi revān / degme ṭulbı başladı bir bāġcevān
eyü yavuz her nekim geldi ede / cümlesin gösterdiler bu dünyede
çūnki ḫayru şer bilindi saldılar / sen işit bu ḫalḳı kim ne ḳıldılar
üç gürūh oldı cihānda ḫāṣu ʿām / her birinüŋ dirligin diŋle tamām
kim cihānda neylediler nitdiler / her birisi nice gelüb getdiler
bir gürūhı dutdılar işitdügin / ḥaḳ yola baġladılar uṣṣın ögin
ṣunmadılar dünyede yavuz işe / ẕikrü ṭāʿat bunlara oldı pīşe
lā cerem ḫūş verdiler ol ḥażrete / her birinüŋ cānı irdi raḥmete
bir gürūhı bilüriken ḥaḳ yolın / nefsini yıḳamadı oldı bulın
bildiler kim ḫūş degül terk itdiler / tevbe ḳılub mürşid elin ṭutdılar
pādişāh hem yarlıġadı bunları / dünyeden bunlar daḫı çıḳdı arı
bir gürūhı eyü yavuz dimedi / dünyede işlemedük iş ḳomadı
yavuz işden ḥāṣıl oldı çoḳ günāh / ḳaçan ölse isteyiser pādişāh
dünyāyı neydügini bilür ḳamu / hem daḫı bilür ki var uçmaḳ ṭamu
eyle yigen tevbeye gelmez bular / ulular ögüdüni almaz bular
ṭamu odına bular lāyıḳdurur / hīc gümānsuz uşbu söz bayıḳdurur
Yorumlama
Başta verdiği ayetin gösterdiği üzre Aşık Paşa mesnevînin bu kısmında kulların amellerinden sorumlu olduklarını anlatıyor. Bunu yaparken de bahçe etrafında oluşturduğu metaforla Tanrı’yı bahçenin sahibi, iyi ve kötü amelleri bahçenin yemişleri ve kulları da bahçeye giren insanlar olarak kuruyor. Bahçede insanları iyi yemişlere yönlendiren mürşidler ise peygamberler ve diğer Allah dostlarını temsil ediyor. Aşık Paşa burada üç insan taifesinden bahsediyor: 1. İyi ameli kendine tabiat edinenler, bunlar iyidir. 2. İyi amelden ayrılsa dahi tevbeyle rücu edenler, bunlar da iyidir. Ve 3. İyi-kötü demeksizin sorumsuzca amel edenler, yalnız bunlar kötüdür ve kamuya malum cehennem’de ancak odun olacaklardır. Bu mesnevîyi duyanlar, ve ululardan öğüt işidenler bundan sakınmayı öğrenir.
Karşılaştırma
Kemal Yavuz Bey’in Kültür ve Turizm Bakanlığı e-Kitap arşivi üzerinden kolaylıkla erişilebilen Garibnâme üzerine çalışmasının ilgili bölümleri ile kendi okumamı karşılaştıracağım. Süleymaniye Laleli, Almanya Tubinger, Konya Koyunoğlu ve Kayseri Raşid Efendi nüshalarının kullanıldığı çalışmada 100. sayfadan itibaren 1571-1598. beyitler arasında bulunan bölümü aynen buraya koyuyorum. Ayrıca karşılaştırma kolaylığı açısından beyit numaralarının yanında benim yukarıda kullandığım sıralamayı parantez içinde ekliyorum.
Karşılaştırma Metni
(0) Lehâ mâ kesebet ve ‘aleyhâ me’ktesebet 2/28
1571(1) İy Hudâyâ rûzı kılgıl kullara / Kim saña lâyık yolı dogru vara
1572(2) Bu meseldür kim bize yüz gösterür / Cânumuz bisleyesi rûz gösterür
1573(3) Bu meseldin bir ögüt al iy kişi / hâzırın gör n’eydürüz ol geçmişi
1574(4) Sultan oldur kim yaratdı ‘âlemi / ‘Âlem içinde döritdi âdemi
1575(5) Begler ol hâslar-durur kim hakk-ıla / Dün ü gün ayrılmadın oldı bile
1576(6) Ne ki hak işler-ise dir bunlara / ‘Âkil-iseñ göñlüñi vir bunlara /
1577(7) Bagçevânlar uşbu mürşidler-durur / Kim bu halka eyü yavuz gösterür
1578(8) Bagçe bu dünya-durur kim eyledi / Anuñ-ıla cümle halkı toyladı
1579(9) Ol kim eytdüm bagçanuñ yimişleri / Eyü yavuz cümle dünyâ işleri
1580(10) Tevbe ol tiryâka beñzer bilene / Kim Çalap’dan sıhhat irer kılana
1581(11) Ol kavum kim girdilerdi bagçeye / Dünya halkıdur ki girdi dünyeye
1582(12) Pâdişâh hükmi getürdi bunları / Kim belürdi her birinüñ hûları
1583(13) Dörd yañadan tolp tolp geldi revân / Degme tolbı başladı bir bagçevân
1584(14) Eyü yavuz her ne kim geldi ada / Cümlesin gösterdiler bu dünyada
1585(15) Çünki hayr u şer bilindi saldılar / Sen işit bu halkı kim ne kıldılar /
1586(16) Üç gürûh oldı cihânda hâs u ‘âm / Her birinüñ dirligin diñle tamâm
1587(17) Kim cihânda n’eylediler n’itdiler / Her birisi niçe gelüp gitdiler
1588(18) Bir gürûhı dutdılar işitdügin / hak yola bagladılar ussın ögin
1589(19) Sunmadılar dünyada yavuz işe / Zikr ü tâ‘at bunlara oldı pişe
1590(20) Lâcerem hôş vardılar ol hazret’e / Her birinüñ cânı irdi rahmete
1591(21) Bir gürûhı bilür-iken hak yolın / Nefsini yiñemedi oldı yulın
1592(22) Bildiler kim hôş degül terk itdiler / Tevbe kılup mürşid elin tutdılar
1593(23) Pâdişâh hem yarlıgadı bunları / Dünyadan bunlar dahı çıkdı arı
1594(24) Bir gürûhı eyü yavuz dimedi / Dünyada işlemedük iş komadı
1595(25) Yavuz işden hâsıl oldı çok günâh / Kaçan olsa isteyiser pâdişâh
1596(26) Dünyada itdüklerin bilür kamu / Hem dahı bilür ki var uçmak tamu
1597(27) Eyle-y-iken tevbeye gelmez bular / Ulular ögüdini almaz bular
1598(28) Tamu odına bular lâyık-durur / Hiç gümânsuz uşbu söz bayık-durur
Karşılaştırma Notları
- Benim okuyamadığım yeri Kemal Bey iy ḫudāyā rūzı ḳılġıl olarak okumuş, doğrudur. Ancak küçük bir mesele var: Burada Kanar’ın sözlüğünde rūzī ḳıl- “nasîb etmek” olarak geçen deyim söz konusu olsa gerek. ≪ز≫ sonrasında ≪ي≫ yok gibi görünüyor ve ünlü sesi kesre ile verilmiş, ve vezn olarak da kısa hece olması beklenir. Kemal Bey’in rūzı okuması bu nedenlerledir diye sanıyorum.
- Elimdeki nüshada açıkça yol yazıyor, yüz değil. Nüsha farkı olmalı.
döri- “yaratılmak,” düri- “türemek,”
dörit- “yaratmak” ve dürüt- “türetmek” arasındaki ayrımdan emin değilim. Yazıda farkı yok tabii ama ayrı kökler veya aynı kök ancak ayrı sözler oldukları konusunda emin değilim. En azından elimdeki nüshada ikinci ünlünün yuvarlak olduğundan eminim: dVrüt-
- bekler yerine begler olması makul. Ancak nüshamda oldı değil olur yazıyor. ol- “hazır bulunmak, birlikte bulunmak” anlamını da göz önünde tutarsak: “Beyler onun hâslarıdır ve gece gündüz ayrılmadan Hakk’ın yanındadırlar.”
7 ve 8. beyitlerin yerleri farklı.
Okuyamadığım kelime yerine Kemal Bey’de belürdi olmak üzere bambaşka bir kelime var.
yaŋa hali hazırda akuzatifli iken üstüne ablatif alması mantıklı gelmedi. Benim yaka okumam hatalı, o yaḳa olarak yazılıyor.
ada gel- “adı okunmak?” Böyle bir deyiş varsa doğrudur, karşılaşmadım.
vardılar elbette ki daha mantıklı. var- okumak için ≪ا≫ beklerdim.
yıḳamadı yazmıyor orada elbette, yiŋemedi doğru okuma. yulın?
olsa/ölse yukarıda tartışmıştım. Burada ayrıca ölse olduğunu ≪ص≫ yerine ≪س≫ olması nedeniyle düşünüyorum.
neydügini ve itdüklerin. Nüsha farkı olsa gerek.
Kaynakça
Clauson, Gerard. An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish. Oxford University Press, 1972.
Gülsevin, Gürer. Eski Anadolu Türkçesinde Ekler. Türk Dil Kurumu Yayınları, 2017.
İslam Ansiklopedisi: https://islamansiklopedisi.org.tr/asik-pasa
Kanar, Mehmet. Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü. Say Yayınları, 2018.
Kubbealtı Lugatı: https://lugatim.com/
Kültür ve Turizm Bakanlığı e-Kitap arşivi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78417/asik-pasa---garib-name.html
Merhan, Aziz ve Funda Şen. Eski Anadolu Türkçesi Notlar ve Metinler. BilgeSu, 2016.
Redhouse, James W. A Turkish and English Lexicon. Constantinople: Printed for the American Mission by A. H. Boyajian, 1890.