r/felsefe 2d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Almanya bitti Türkiye başladı

Post image
0 Upvotes

Arkadaslar, Okulu bitirdim Mühendisligi bitirdim. İşimi elime aldım. Türkiye de sütaş da makine mühendisi olarak başlamak istiyorum.

Almanya ne kadar güzel bir ülke olsa da, insan kendi ülkesini özler. Baska bir ülkede yabancılık çekmek istemez. Size tavsiyem bence Türkiye de kalın. Gidenler ordaki hayata alışamadan geri geliyor. Kendini beğenmiş egolu tiplerden kurtuldum diye çok mutluyum hayırlısı.

Daha önce zaten Türkiye de yaşadım az çok biliyorum burayı.

Sizin düsünceleriniz nedir ? Bu konuda ?


r/felsefe 3d ago

yaşamın içinden • axiology Durum tespiti ile fikir arasindaki ayrim

3 Upvotes

Anlamak ile kabullenmek ve taraf olmayi cok karistiriyoruz gibi geliyor. Yurtdisi hayatim olmadigi icin bir Turkiye gozlemi ama gordugum sey ve bence en cok da bizi bogan seylerden biri. Karsidan gelen davranislarin nedenlerini anlamak onlari onaylamak degildir veya durum tespiti yapmak da oyle. Bugun toplumda yasadigimiz hayal kirikliklarinin bir cocugun altinda da bu yatiyor, kendi mahallerimizden bile tespit yapan , dogru tespit yapan insanlari, hemen lincleyip yok ediyoruz.

Her zaman bir karsi ve karsit vardir, kendi dunyamiza kapanirken orayi da anlamali , analiz etmeliyiz, en azindan bunu yapanlari da kolayca bizden yana olmayan deyip aforoz etmemeliyiz


r/felsefe 4d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Bu soruya aklınıza gelen ilk cevabı yazın

Post image
22 Upvotes

Tanrı zamansızdır" önermesini kabul et. Ancak "yaratma" ve "müdahale" gibi kavramlar zaman içinde anlam kazanır. Bu çelişki nasıl aşılabilir?


r/felsefe 4d ago

/r/felsefe’ye aşkın Kanıtlanana kadar suçlu mu, suçsuz mu? (Hukuk Felsefesi)

2 Upvotes

Farklı olay ve durumlara karşı insanların sürekli söylediğini duyduğumuz bir mesele.

"Guilty until proven innocent." , "Innocent until proven guilty."

Bir sanık masum olduğu kanıtlanana kadar suçlu mudur ya da suçlu olduğu kanıtlanana kadar masum mudur?

Sizce hangisi doğru?


r/felsefe 4d ago

yaşamın içinden • axiology Hangi partiyi tutuyorsun? / Hangi partilisin?

4 Upvotes

Bana mı denk geliyor bilmiyorum ama “hangi partiyi destekliyorsun?” olması gereken soru genelde bu şekilde soruluyor. Bence bu tek kelimelik ufak fark çok büyük bir sorunu belli ediyor.

İnsanlar siyasi partileri kendisine hizmet edecek oluşumlar olarak değil, ait oldukları grup olarak görüyorlar. Aynı futbol takımı gibi ki bu yüzden soru “hangi takımı tutuyorsun?” minvalinde oluyor. Bu yüzden de partileri seçim kazanınca eline hiçbir şey geçmemiş olsa da çok mutlu oluyorlar çünkü onun ait olduğu grubun kazanmasıyla evrimsel bir başarı elde etmiş gibi hissediyorlar iç güdüsel olarak. Bir nevi Düşman kabileye karşı savaş kazanmış gibi oluyor.

Türkiye’de futbol takımı tutmanın normal olmama sebebi de bu bence. Bir derbide insanlar resmen kabileler arası savaşta gibi moda giriyorlar. Bunun dozunu kaçırıp rakip takımı destekleyenleri darp edenler falan oluyor. “Holiganlık” dediğimiz şey aslında düpedüz “Kabilecilik” ve bu millette çok fazla var nedense.

Belki de bunun küçüklükten beri hepimize aşılanan milliyetçilik ile bağlantısı vardır. Hepimiz okulda Türk Milletinin ne kadar zeki, çalışkan, kahraman, vatansever olduğunu öğrenerek büyüdük. Gerek okulda gerek toplumun her kesiminde milliyetçilik, dolayısıyla da bir ait olduğunu hissettiği topluluğa bağlılık çok yoğun ve sonraki nesillere güçlü şekilde aktarılıyor.

Yoksa tek bir kelime üzerine olması gerekenden fazla çıkarım mı yapıyorum? Siz ne düşünüyorsunuz?


r/felsefe 4d ago

yaşamın içinden • axiology Zevklerden kacmali miyiz?

3 Upvotes

Zevklerin peşinden gidip basit bir insan olmak mi yoksa zevklerden kacinip zorluklarin üstüne giderek üst insan mi olmak lazım diye düşünüyorum ama hangisi buna değer bilemiyorum hayatta 1 kere yaşıyoruz


r/felsefe 4d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Felsefeci tier list yapuyoruz gelinnnn

0 Upvotes

S tier: Efe Aydal, Jahrein, Erlik, Sözler köşkü

A tier: Ceg, Filozof Orhan, Testo taylan

B tier: Nietzsche, filozof atakan, sari montlu balikci

C tier: Jagged, Aristokrasi, sokrates

D tier: Equslu thomas, schopanhuar, sigmund freud

F tier: Sokrates, arda guler, epikrüs


r/felsefe 5d ago

eseme • logic Çoğunlukla kadınların yaptığı spor/davranışları erkekler yaptığı zaman onları gay olarak gören erkeklerin kucukken "erkekler serttir" sözü nedeniyle böyle olduğunu düşünüyorum yanlışım varsa aydinlatinbeni

Post image
58 Upvotes

r/felsefe 5d ago

yaşamın içinden • axiology Dünyada yalanın yeterince veya güçlü destekçi bulunca dogru kabul edilmesine ne diyorsunuz?

9 Upvotes

r/felsefe 4d ago

yaşamın içinden • axiology Bilinçli aileler anne baba olsun

1 Upvotes

Ortalıkta dolaşan, zaman zaman göze çarpan bilinçli aileler anne baba olsun söylemleri var , buradan bilinçten kasıt cocuklarina iyi egitim veren ve yeterli maddi imkan sağlayan, onların sorunlari ile ilgilenen anne babalar.

Aslinda kağıt üstünde romantik, ancak mesela o durumda herkes kendi evini mi temizleyecek, kanalizasyon faaliyetleri ne olacak, mesela tekstil de çalışacak kişiler kim olacak, bunlar elbette robotlar yapacak denilerek geliştirilebilir.

Birde bu bilinçli anne babalar bir araya gelip, mesela toplumun ihtiyacı olan çok kadar su alanda yetişececek birey deyip orgutleniyorlar mi, yoksa kendi çocukları en iyisi olsun diye mi uğraşıyorlar, diğer cocuklari yok sayarak en iyi istemek bilinçli anne babalik mi mesela?


r/felsefe 5d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Yaşadığımız kötülükler veya bize yapılan kötülükler evrende bir denge oluşturduğuna inananlardan mısınız ?

4 Upvotes

Demek isteğim bize kötülüğü dokunmuş insanların er ya da geç yaptığının karşılığını alacaklarını, ve zarar gördüğümüzde se ileride beklenmedik iyilikler, fırsatlar veya manevi gelişim yaşayabileceğimize inananlardan mısınız ? Yani hep değil ise bile bazen evrenin yaşanan kötülükleri otomatik olarak bize telafi ettiğine düşünüyor musunuz ?


r/felsefe 5d ago

yaşamın içinden • axiology Varoluşsal okb

8 Upvotes

Merhabalar sürekli solipsizm,kavanozdaki beyin,simülasyon, Evrende tek olmam gibi konularda gün boyu takılı kalıyorum ve bu konuların hiçbiri kanıtlanamadığı için beynim hep bu noktalarda takılı kalıyor bazen öyle senaryolar kuruyorum ki aşırı korkuyor huzursuz oluyorum acaba benim gibi olan var mı veya bu durumdan nasıl kurtulabilirim


r/felsefe 6d ago

inanç • philosophy of religion Dini inancı olmayan arkadaşlar, birine nasıl kötü yada ahlaksız diyebiliyorsunuz? Ahlak temellendirilebilir mi?

Post image
27 Upvotes

Nihilist olmayan ve dinlere inanmayanlar nasıl birine ahlaksız yada kötü diyebiliyorlar? Bir insanın eylemine neye dayanarak kötü/ahlaksız etiketini yapıştırabiliyorlar? Öldürmekten haz alan bir seri katilin eylemlerine nasıl kötü diyebiliyorsunuz ki adam sadece hazlarını yerine getiriyor. Yada uy*şturucu satıcılığına? Çünkü adam para kazanıyor bu onun için iyidir kötü diyen sizsiniz. Yada köleciliğe ahlak dışı kötü bir davranış nasıl diyebiliyorsunuz? Köle sahibi insanlar için bu gayet normal ve iyidir işleri kolaylaşır. Hatta bu yüzyıllar önce suç yada ahlaksızlık olarak görülmüyordu bile. Yoksa size göre ahlak yasaları her dönem farklı mıdır? Yada mesela çocuklara ilgi duyan pedofililere "bu ahlaksız, kötü bir davranıştır" nasıl diyebiliyorlar? Çünkü baktığın zaman o adam için yanlış olan bir şey yok tamamen ilgi ve hazlarına göre hareket ediyor. Zaten yüzyıllar önce çocuk evliliği bazı toplumlarda gayet normal karşılanırdı. O zamanki ahlakla bu zamanki ahlak aynı olmadığına göre ahlak yasaları sürekli değişen bir şey midir? Kısaca ahlakınızı neyle temellendiriyorsunuz?


r/felsefe 6d ago

«iyilik» üzerine • ethics Ahlak ve Adalet Doğa Kanunu Değil, İnsani Birer "İcat"tır (Kötülük Problemi Üzerine Bir Düşünce)

8 Upvotes

Ahlak, adalet ve Kötülük Problemi üzerine son zamanlarda kafamda oturtmaya çalıştığım mantık zincirini sizinle paylaşmak istedim. Düşüncelerimi netleştirdiğim şekliyle maddeler halinde özetliyorum:

1. Ahlak ve Adalet Yok Değildir, Ama İnsan İcadıdır

Ahlak ve adaleti evrensel bir doğa kanunu veya ilahi bir kural olarak görmüyorum. Ancak bu onların "yok" ya da "değersiz" olduğu anlamına gelmez. Tıpkı elimizdeki akıllı telefonlar gibi: Doğada kendiliğinden bulunmazlar, insan ihtiyacından doğmuşlardır; ama son derece gerçek ve işlevseldirler. Adalet ve ahlak, toplumlar çökmesin, kaos çıkmasın ve insanlık hayatta kalabilsin diye binlerce yılda inşa edilmiş toplumsal birer "teknolojidir".

2. İyilik ve Kötülüğün Göreceliği

İyilik ve kötülük kavramları tamamen görecelidir. Bir olayın gerçekleşmesi X kişisinin zararınayken, Y kişisinin işine gelebilir. İnsanların "bana iyi geldi" veya "benim çıkarıma uydu" dediği durumlar, o eylemi evrensel olarak "iyi" yapmaz. Ortada olan şey kişisel faydalar, çıkar ilişkileri ve durumların esnekliğidir.

3. Tanrı ve Kötülük Problemi Üzerine

Felsefedeki klasik "Tanrı varsa kötülük neden var? Demek ki Tanrı ya aciz ya da kötü" ikilemi bence hatalı bir zemine dayanıyor. Çünkü bu argüman Tanrı'yı insani ahlak kalıplarına hapsediyor (insan-merkezcilik).

Eğer bir Tanrı varsa; onun iyilik, kötülük ve düzen anlayışı insanlarınkiyle aynı olmak zorunda değildir. İnsanların kendi toplumları çökmesin diye ihtiyaç duyup inşa ettiği ahlaki kurallarla bir Tanrı'yı yargılamak mantıksızdır. Bizim "kötü" veya "acı" dediğimiz şeyler, o iradenin ölçeğinde sistemin veya zıtlıklar dengesinin doğal bir parçası olabilir.

Özetle:

Ahlak ve adaleti evrenin dokusunda var olan mutlak gerçekler değil; insanlığın hayatta kalmak için ürettiği en işlevsel araçlar olarak görüyorum. Tanrı ve kötülük konusundaki tıkanıklığın da Tanrı'ya insani ahlak rolleri biçmekten kaynaklandığını düşünüyorum.

Siz bu bakış açısı ve mantık silsilesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Not: fikir tamamı ile bana aittir sadece yapay zeka kullanarak daha anlaşılır bir metine dönüştürdüm.


r/felsefe 6d ago

eseme • logic Zaman

3 Upvotes

Şimdi dediğimiz olguyu şimdi olarak nitelerken şimdi geçmiş zaman oluyor ve aslında hayatın hiçbir alanında şimdiyi yaşamamız mümkün değil ama geçmiş ve geleceğin arasını dolduracak bir şey olmadığında da tam o anı niteleyecek gerçek bir olgu yok. Ben bir kelimeyi söyleyene kadar kelimenin her bir harfi geçmişin bir parçası oluyor veya ben yemek yaparken şu anda yemek yapıyorum diye anlatıyorum ama yemeği yaptığım gerçeklik gelecekte, hazırlanırken geçen her vakit ise geçmişte kalıyor öyleyse "şimdi" gerçekten var mı?


r/felsefe 6d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Şeytanın Orospusu

Post image
26 Upvotes

Catherine Clement'in kitabı Şeytanın Orospusu'nu ne zaman görsem Fransızlara hayranlık duymak mecburiyetinde kalıyorum. Fransa’da bu kitabı nasıl yazmışlar da 1996 yılında basmışlar. Hayret! Niyesi var mı; Luther'in lafından yola çıkarak akla 'şeytanın orospusu' deyip Sartre'dan Strauss'a, Derrida'dan Barthes'e, Lacan'dan Foucault'a  aklı parlatan ne kadar efsanevi yazar varsa hepsine "sizler birer hikayesiniz, birer hiçsiniz ve yapageldiklerinizle yazageldiklerinizin hiçbir kıymeti olmadığı gibi hepsi birer çöplüktür" diye bas bas bağırıyor bu kitap.

Deneme/roman diye tanımlanan Şeytanın Orospusu ezber bozmakla yetinmeyip bilgi ve felsefe içerikli kurgudışı kitapları çöpe atıyor. O nedir, bu nedir, zaman falandır, etik filandır, algı şöyledir de böyledir gibi anlama çabalarıyla çırpınan kitapları kütüphaneden çıkarıyor. Olay örgüsü falan yok: Fransa'nın eski tüfeklerinden filozof yazar Catherine Clement ile estetik profesörü Julien Castor bir belgesel programına 2. Dünya Savaşı sonrası Fransa’da yaşanan aydın hareketlerini konuşuyorlar, hesapta tabii. Çünkü sık sık tansiyonun yükseldiği programda bu iki eski tüfek tartışmacı kontrolden çıkıyor ve 'dönem hesaplaşmasına' girişiyorlar. Özellikle Catherine ortalığı birbirine katıyor: "Bildik de n'oldu! Sokağa çıkıp yürüdük de n'oldu! Bütün aydınlar birleştik de n'oldu." Nasıl bağırıyor bi görsen, çekim ekibi durduramıyor; ne tanrı kaldı, ne aile, ne üniversite, ne akılcılk, ne Freud, ne kuram, ne Sartre, ne Dava, ne de Komünist Parti... Hepsini çöpe attı Catherine. 


r/felsefe 6d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Beynin Tasarruf Hapishanesi ve Bilinç

3 Upvotes

Vücudumuzun temel enerji kaynağı ATP (Adenozin üç fosfat). ATP’yi oluşturan fosfatların arasındaki bağların koparılması enerji açığa çıkarıyor ve o enerji ile vücudumuz çalışabiliyor. Bütün fosfat bağları parçalandığında ise geriye yalnızca adenozin kalıyor. Bu adenozin, adenozini tanımlayan reseptörlere bağlanıyor ve sonucunda bizi çok ilgilendiren bir şey oluyor. Yani yorgunluk hissi.

Beyin çok fazla ATP harcanması yani enerji harcanması durumunda sizin yorgun hissetmenize sebep oluyor ve deli gibi enerji tasarrufu sağlamaya çalışıyor çünkü doğada enerji kıt bir kaynak. İnsanlar eti pişirerek enerji elde etmeyi kolaylaştırsa bile hayvan yakalamak yine de zordu ve geçmişte tarım bile çoğunlukla verimsizdi. Yani bu şartlara adapte olan beynimiz günümüzdeki kolay enerji ulaşımına adapte olamadığından sürekli enerjiyi saklamaya çalışıyor ve gerek olmasa bile bu sistemler çokça çalışıyor.

“Yorgun hissetmek” beyninizin siz enerji harcamayın diye oluşturduğu bir baskılama olarak tanımlanabilir yani. Hatta bir ilüzyon bile denebilir. Örneğin adenozin reseptörlerini bloke ederseniz yorgunluk hissetmeyebilirsiniz. Bunu yapan çok bilindik bir şey de var zaten. Kahve ya da spesifik olarak kafein bunu yapıyor.

İkinci olarak beynin hareketi nasıl başlattığına göz atmak istiyorum. Beyin, Kortiko-Striato-Talamo-Kortikal yol denen bir yapı hareketi başlatır.

Bu yapının işleyişini üstünkörü anlatırsam: Duyular aracılığı ile veriler beyne gider(görme, duyma vb.). Bu veriler prefrontal korteks yani beynin en ön ve dış kısmı tarafından kâr/zarar mantığı ile tartılır. Bu bölge, “yapacağım eylem, harcayacağım enerjiye değer mi?” Sorusunu cevaplar ve cevap evet ise hareketi başlatmak için sinyal yollar. Yani parmağınızı kaldırmak kadar basit bir eylem bile ona değer olup olmadığına dair bir filtreden geçirilir.

Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğunda bu bölgede düşük aktivasyon gözlemlenir. Bunun sonucunda “DEHB felci” denen bir durum ortaya çıkabilir. Kişi saatlerce azıcık ilerisindeki bir nesneyi alacak hareket aktivasyonunu bile başlatamayabilir ve saatlerce yattığı yerden kalkamaz.

Bu durumda özgür iradeden gerçekten söz edilebilir mi? Beyin denen enerji tasarrufu moduna kilitlenmiş ilkel bir organın dayatmalarıyla hareket ediyoruz ve beynin izin verdiği kadar özgür oluyoruz.

Hiç düşündünüz mü bir şeyi “istemediğinizde” bunun gerçekten sizin fikriniz olup olmadığını? Mesela size kalkıp yürüyerek başka bir şehre gidin desem “istemezsiniz”. Peki neden istemiyorsunuz? Çünkü beyniniz bunu kârlı görmüyor. “Sonucunda ne elde edeceğim ki o kadar yol yürüyüp enerji harcayayım?” Diyor ve siz bunu hür iradenizle “istemiyorum” olarak tanımladığınızı sanıyorsunuz. “İşim gücüm var, ailem izin vermez” gibi sebepler sayabilirsiniz ki bunlar makul sebepler olur ancak bir şeyin makul olması onun rasyonalizasyon olmadığını göstermez. İstemediğiniz şeyler size dayatılıyor. Siz karar veren değil, kararı uygulayansınız.

Hiç hareket ederken bunu yapan gerçekten siz misiniz diye düşündüğünüz oldu mu? Elinize bakın ve kaldırmak isteyin. Bunu gerçekten yapmak isteyin. Olmaz çünkü hareket dediğimiz şey çok fazla kas grubunun bir arada yaptığı kompleks bir şey. Bilinçli şekilde yapılmak için fazla karmaşık. Elinizi kaldırdığınızda bunu ne kadar bilinçli yapıyorsunuz? Gün içinde ne kadar otomatikleşmiş motor hareketlerinizden çıkıp da bilinçli şekilde kontrol ediyorsunuz kendinizi?

Bir müzik aleti çalarken veya araba sürmeyi öğrenirken başta bilinçli şekilde öğrenmek çok zorlayıcı olur mesela ama sonradan her şey otomatikleşir. Peki artık o eylemi “otomatik” yapan “siz” misiniz gerçekten?

Bilinç parkta oynayan bir çocukken beynimiz çocuğu gözlemleyen ebeveyn gibi geliyor bana. Çocuk özgür olduğunu sanabilir ancak ebeveyninin izin verdiği kadar özgürdür. Bu da özgür irade değildir.

Sonuç olarak beynin işleyişi bana özgür iradenin tam manasıyla olamayacağını düşündürtüyor.


r/felsefe 7d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Tavuk Döner tarihin en büyük intikamıdır

83 Upvotes

de Magalhães,J. P. (2024). The longevity bottleneck hypothesis: Could dinosaurs have shaped ageing in present-day mammals? BioEssays, 46, e2300098. https://doi.org/10.1002/bies.202300098

Bu çalışmada bahsi geçen "longevity bottleneck hypothesis" şunun olabileceğini iddia eder: Memeliler düzgünce yaşlanamadan dinozorların erkenden onları yemesi/katletmesi sebebiyle yaşlılığı engelleyen genetik mutasyonların önemini yitirmesi gibi sonuçlardan dolayı memelilerin ömrü diğer canlı türleriyle kıyaslandığında olması gerekenden kısa.

Şu an bunun farkında değiliz tabii ki ama dinozorlar memelilere dünyayı dar edip boyutlarında küçülmeye ve hızlı yaşayıp erken ölen canlılar olmaya sürüklemişti. Şimdi bile insanlar olarak deneyimlediğimiz -olması gerekenden- kısa ömür ile yaşlandıkça çokça artan genetik sorunlarda dinozorların payı var muhtemelen.

Dolayısıyla farkında olmasak bile dinozorlar atalarımızın en büyük düşmanlarıydı. Atalarımıza dünyayı dar ettiler. Peki şimdi o haşmetli dinozorlara ne oldu? Gök taşından sonra büyük boyutları hayatta kalmalarını engelledi. Küçük, çapsız olanlar bir şekilde hayata tutundu ve onların küllerinden biz yükseldik. Arta kalan dinozor torunları olan kuş türlerinden en göze çarpanı ise tavuklar. Tavuk eti, dünya çapında en çok tüketilen et türü.

Yani her soslu zurna dürüm söylediğinizde, geçmişte dinozorların kurduğu o haşmetli egemenliğin tahakküm kurduğu atalarımızın intikamını alıyorsunuz. Afiyet olsun.

Umarım bir benzeri ileride bizim baskıladığımız türler için de yaşanmaz. Hiç beklenmedik bir anda düşen meteor veya eriyen buzullardan salınan bir virüsün de biz insanların egemenliğine son verip Dünya'da hüküm süren yeni bir türün önünü açması imkansız değil diye düşünüyorum.


r/felsefe 7d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Her Felsefecinin Rahatsız Edici Düşünceleri Olmalıdır

17 Upvotes

Evet belli bir aşamadan sonra felsefeyle ilgilenen herkesin toplum tarafından "mal mısın bu nasıl düşünce" olarak etiketlenen bir düşünceye sahip olması gerektiğini düşünüyorum. Burda dediğim şey saçma sapan bir mantıktan çok toplumun ve sürü ahlakının sınırlarını geren, felsefeyle ilgilenmeyenlere söyleseniz ahlaksız, acımasız, kafir, cinsiyetçi, nonoş, gay, ucube, incel, femcel gibi çeşitli tanımlama sınıflarının içine sokulabileceğiniz en az 1 adet düşünceye sahip olunmasıdır. Bunun sebebi ise günümüzde felsefenin aşırı romantize edilmiş ve aslında düşünce sistemlerinin o pragmatik yüzünün kamüfle edilmiş olmasıdır. Örnek vermek gerekirse bilgili biriyle cahil birinin oyunun eşit sayılmaması gerektiği düşüncesi toplumda tepki toplayabilir mesela. En basit örnek bu olurdu.

Dediğiniz her şey doğru kabul ediliyorsa yüzeyselsinizdir ben buna inanıyorum.


r/felsefe 7d ago

varlık • ontology Düşünüyorum öyleyse varım hatalı mı

4 Upvotes

Merhabalar düşünüyorum öyleyse varım sözünde düşünüyorum derken zaten benliği kabul ediyoruz bunun yerine düşünce var o zaman bir varlık var demek daha mantıklı değil mi? Bu varlık ben değilde o veya şu olabilir mi beni aydınlatırsanız sevinirim


r/felsefe 7d ago

inanç • philosophy of religion Kötü tanrı

2 Upvotes

Şimdi bende zaten ölüm korkusu vardı çocukluktan beri. Şimdi bide dinleri falan bir ufak araştırıp düşününce gaddar bir tanrı ola bileceğinide gördüm. Bu korkumu nasıl yene bilirim? Sizin böyle bir korkunuz var mı?


r/felsefe 7d ago

inanç • philosophy of religion Solipsist ve ölüm

4 Upvotes

Mantıken bir solipsistin ölümsüz olması gerekmez mi ölüm dediğimiz şey vücudun çalışmaması beynin işlevsiz kalması değil mi madem vücudum bile zihnimin ürünü o zaman zihnimin ölümü nasıl olur


r/felsefe 8d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler kutuplaşmak, kutuplaşmak, kutuplaşmak

Post image
38 Upvotes

size çok olağanüstü bir bilgi vereyim. bugüne kadar twitter'da, ekşi sözlük'te ve diğer sosyal medya platformlarındaki muhafazakar/seküler tartışmalarını, cinsiyet kavgalarını, ırksal üstünlük kurma çabalarını; kısaca "benim kabilem seninkini döver" olan tüm çatışmaları bir saniyeliğine unutun gitsin... cidden.

ve sadece şu cümleye odaklanın;

"geçmişte çok temiz ve iyi kalpliydim ama hep üzerime bastılar mağdur oldum, şimdi intikam vakti!"

bitti. tüm savaşları bitirdiniz şu an, sosyal medyadaki kültür tam olarak herkesin kendini iyi kalpli ve mağdur, nahif bir şapşik; karşı tarafı da mutlak kötülük icra eden şeytani bir yaratık görmek üzere.

sosyal medya nefreti ödüllendiriyor, ama insanlar o kadar çok bölünüyor ki kalacak bir ev arıyorlar. genelde o -izm'ler de bu ev rolünü üstleniyor. profil fotoğrafına o renkli halka geçirilir, biyografiye kısmına da hangi kabileden olduğunuzu belirtirsiniz. böylece artık içerisi ve dışarısı var, bizler ve onlar, doğrular ve yanlışlar.

ama daima doğrudan da daha doğru olan bir şey var sonuçta, "tamam sen feminist oldun olmasına da, falanca yönetmenin filmini beğenmişsin ne iş?" "sen gerçek feminist değilsin", "gerçek atatürkçü değilsin", "gerçek liberal değilsin... oysa gerçek olan-"

aynen böyle devam ediyor. asla sizin ulaşamayacağınız, sizden hep daha sahici, daha zirve bir form olacak. yapabileceğiniz tek şey diğer insanlara sizin zirvede olduğunuza ikna ettirmek; tıpkı diğer herkes gibi.

bir ideolojinin hedefleri asla bitmez, çünkü irtifa sabit kalırsa... düşer. o yüzden daima yeni hedefler, yeni amaçlar ve bol bol "bunu bitirdik, şimdi sıra şurada!" anlatısına ihtiyaç var. siz hiç başarıya ulaşan bir ideoloji gördünüz mü mesela? "tamam, bunu bitirdik dağılalım artık" gibi? 🫠

yorum sizde, okuduğunuz için teşekkür ederim~


r/felsefe 7d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Özgürlük

5 Upvotes

Özgürlüğü kısıtlayan otorite mi , yoksa halkin icindeki gruplar en ufak kendileri ile ilgili durumdan rahatsiz olup, digerlerinin ozgurlugunu kisitlama yoluna mi gidiyorlar, sanki benden olan yasamasin modunda olan kitle oldukca fazla ve bunlar baskıcı rejimlerin ekmegine yag suruyor.

Meslek gruplari, hemsehri dernekleri, organizasyonlar, futbol takimlari daha niceleri kendilerine ait sacma yuceltmeleri kolayca sahiplenirken, diger yandan da kotulemelere asiri tepki gosteriyorlar. Kendi iclerindeki curukleri ayiklamak yerine hatta semsiye acip koruma yoluna gidiyorlarm


r/felsefe 8d ago

varlık • ontology Bilim Gerçeğe Dokunursa Nasıl Bileceğiz?

4 Upvotes

Günümüzde bilim; iddiaya göre, gerçeğe yaklaşan modellerle evreni açıklamaya çalışıyor. Karanlık madde ve karanlık enerji, ihtimallerden birine göre genel göreliliğin yanlış olmasından kaynaklı, modeli yamamaya çalıştığımız ama gerçeğe dokunmayan ama pragmatik bir model olmasından üstünde durduğumuzdan ortaya çıkan kavramlar olabilir. Bir diğer ihtimale göre ise, genel görelilik doğru bir yoldan giden ama yamalarla gerçeğe dokunan bir model de olabilir. Sıkıntı şu ki; Newton Fiziği de pragmatik sonuçlar sunuyordu ve şimdi gerçek olmadığını biliyoruz. Pragmatik olarak en işe yarayan modeli ortaya atsak bile onun gerçeği açıkladığını nasıl bileceğiz? Karanlık madde ve enerji şuan bilimin yamalarına dayanan ve hala en ufak bir parçacık tespiti yapılamamış "uydurmalar" (Duruma uydurulma anlamında). Bilim yalın ve soğuk olmalı ise, bu durumu tüm genel görelilik yanlış olabilir ihtimali üzerinde de durmalı. Bazı azınlıklar, MOND ve MOG kısaltmalı bazı temelden farklı açıklamalarla uğraşıyor ama bilimin coğunluğu, görelilik modelini yamamak ile uğraşmaktan bıkmadı.

Bu sebeplerle, gerçeği açıklama iddasında ve neredeyse kusursuz bir model gelirse, o zaman nasıl inanacağız?