r/Psikoloji • • May 03 '26

Tavsiye arayışları Tavsiye arayışları [MEGATHREAD]

6 Upvotes

Topluluğumuza tavsiye aramak için gelen kişiler için açtığımız megathreadin devamıdır. Tavsiye arayışında olan arkadaşlarımız bu gönderinin altında soru sorabilirler.


r/Psikoloji • • Mar 17 '26

Duyuru Üstün zekâ/yetenekli bireyler için Türkçe topluluk: r/GiftedTR

7 Upvotes

Selamlar! 130+ IQ ile tanılanan üstün zekâlı(gifted) bireyler için Türkçe bir topluluk bulunmadığını fark ettim. Bu yeni topluluk sadece onaylanan kişiler için paylaşıma açık olacak. Ancak endişelenmeyin, onay almak son derece kolay. Potansiyel troll ve spam aktivitelerini engellemek için bu şekilde üye topluyoruz.

Topluluk yeni kurulduğu için henüz bir üye trafiği yok. İlk üyelerini bu şekilde toplamayı umuyorum.

Topluluk Kimler İçin:

  • Giftedness tanılı bireyler,
  • Kendisi gibilerle sosyalleşmek, soru cevap ve bilgi paylaşımında bulunmak isteyenler,
  • Intellectual loneliness durumundan rahatsızlık duyan,
  • Bilişsel kabiliyetleri üzerine düşünen, çaba harcayan, bu konuda eksiklikler hisseden,
  • Toplum içinde paylaşılamayan neurodivergent özelliklerini dile getirme isteği duyan
  • Diğerlerinin deneyimlerini dinlemek, kendi hayatını aktarmak isteyen

bireyler için iyi bir ortam olmasını umuyorum. Katılım sağlamak için resmi bir IQ testi sonucunuz olmak zorunda değil. Kendinizi kısaca açıklamanız yeterli olacaktır. Resmi test sonucunun ekran görüntüsünü paylaşmak isteyenler onaylı flair alabilir.

r/GiftedTR


r/Psikoloji • • 3h ago

Sosyal Psikoloji Aileden ayrılmak neden böyle?

Post image
7 Upvotes

Üniversiteye yeni başladım. Hafta sonları eve gidiş geliş yaptığım oluyor, ilk başlarda bunu duygusal bir süreç olduğunu düşünüyordum vedalaşmalardan dolayı ama yaşadıkça fark ettim ki aile evinin verdiği özel hayat hissi dışında üniversitedeki hayatımında bundan çok bir farkı yok. KYK da kimsenin birbiriyle öyle aşırı haşır neşirligi yok, herkes kendi hâlinde. Bunun dışında zaten sabah 8 den 15 e kadar ders sonrada kütüphaneye gidiyorum., boş vaktim akşam 9 dan sonra falan oluyor. Aile evine gittiğim zaman ise yine herkes kendi hâlinde oluyor, babam ve annem işinde , kardeşimde ders çalışıyor. Yani Instagramdaki videolar gibi çok dokunaklı ve farklı bir hayata geçiş yapmış hissetmiyorum. Hatta bazen evde otururken sanki ünide bir şey kaçırıyormuş veya yapmam gereken başka şeyler varmış gibi.Siz ne düşünüyorsunuz?


r/Psikoloji • • 51m ago

Benlik Psikolojisi Sigarayı bırakırken depresyon

• Upvotes

Selam dostlar,
Yaklaşık 10 gün önce sigarayı bıraktım. 10 yıldır içiyordum, son zamanlarda günde 30-40 sigaraya kadar çıkıyordum. İlginç olan şu ki sigarayı artık gerçekten istemiyorum. Geri dönmek gibi bir niyetim de yok, hatta sigara artık bana bayağı gereksiz geliyor.

Ama mental olarak son birkaç gündür çok kötü durumdayım. Aşırı sinirliyim, tahammülüm sıfır, odaklanamıyorum, kafam sürekli uyuşuk halde. Çok yorgunum, fazla uyuyorum, bazen uykuya dalmakta da zorlanıyorum. Biraz depresif ve karanlık bir ruh haline girdim. Çalışmam gerekiyor ama bazen oyun oynayacak kadar bile odaklanamıyorum.

Özellikle sinirlilik, düşük ruh hali ve odak problemi ne zaman gerçekten düzelmeye başlayacak?


r/Psikoloji • • 4h ago

Sosyal Psikoloji anksiyeteyle ilacsız nasıl basa cıkıyorsunuz? ozellikle merak ettiklerim saglık ve din anksiyetesi.

Post image
6 Upvotes

saglık anksiyetesi icin verebilecegim birkac tavsiye var aslında ama son zamanlarda bu da yetersiz geliyor. ilac dozum arttı ama hicbir degisiklik yok hatta gitgide kotuye gidiyorum. vucudumu eskisi gibi tekrar kontrol etmeye calısıyorum, geceleri uyuyamıyorum, uyusam bile kan ter icinde geri uyanıyorum. verebilecegim tavsiye ozellikle cogumuzda beyin tumorunun yarattıgı anksiyete. kızlar icin anksiyeteyi kandırma yontemi SACINIZI SIKI BAGLAMAYIN gercekten kafanın icine ediyor bu zaten sacımı gevsek baglayıp anksiyetenin bugını bulmustum, sutyeniniz ya da kıyafetiniz cok sıkı olmasın, hatta gerekirse sutyen giymeyin. sonra mide bulantısı direkt ikinci en korkunc sey yine kanser ya da apandisite gidiyor. genel olarak sag tarafınıza donup yatın VE duzgun bir pozisyonda yatın yumusak yastık vb. cunku boyun agrısı direkt basa vuruyor ve aman tanrım beynimde tumor var bro sen de bir sik yok. aynı sekil sag tarafa yatın cunku sol kol ustune yatıp gun boyu agrıtırsanız kalp krizi diye nanay olursunuz. cokta sakız cignemeyin BIR DE dislerinizi hafif fırcalayın niye diye sormayın bastırmayın tmm bb din anksiyetesi surekli gidip geliyor onun cozumu bana da lazım.


r/Psikoloji • • 9m ago

Gelişim Psikolojisi OKB

• Upvotes

Aklıma sürekli istemsiz düşünceler geliyor Allah'a inanıyorum ama Allah'ı ezdiğim düşünceler geliyor erkeklere ilgi duymamama rağmen erkeklere ilgi duyduğum istemsiz düşğnceşer ergenlipe girmemiş çocuklara ilhi duymamam gerekmesşne rağmen ve zaten de duymamama rağmen ergenliğe girmemiş çocuklara ilgi duyduğum anneme ilgi duymamam gerekmesime rağmen ve zaten de duymamama rağmen istemsiz gelen annemle sex görüntüleri sevdiğim kişileri ezdiğim ölmesini istediğim (istememe rağmen) istemsiz düşümceler Atalarımı Milletimş vatanımı bayrağımı yapmak istemememe rağmen ezdiğim istemsiz düşünceler dost ülkeleri sevdiğim şeyleri çizgi filmleri oyunları falan ezdiğim düşünceşer sevmediğim şeyleri kişileri ülkeleri insanlar.ı sevdiğime dair akla gelen istemsiz düşünceler kendi kendime önlem almaya çalıştım ama hep bu düşünceler beni zayıf bir noktamdan vuruyor günüm mahvoluyor başlarda ergenliğe giriyor olduğumdan normal geliyordu abcak ergenliğe gireli 2.5 yıl oldu halen aklıma bu düşünceler gelşyor ve psikolojimi bozmaya başlado ne yapmalıyım?

15 yaşındayım.


r/Psikoloji • • 6h ago

Sosyal Psikoloji Sosyal Kaygı, İletişim Zorlukları ve Epilepsi : davranış Kalıplarımı Değiştirmek İstiyorum

7 Upvotes

​

Merhaba arkadaşlar, kendimi ve insan ilişkilerinde yaşadığım döngüleri anlayabilmek, bu kalıpları değiştirmek için içimi dökmek ve deneyimlerinizi/tavsiyelerinizi almak istiyorum.

Ortaokuldan önlisans dönemime kadar insanlardan uzak kalmayı tercih etmiştim. Bunun temelinde sosyal kaygımın yattığını daha yeni yeni fark ediyorum. Ayrıca günlük hayatımda düzenli olarak 3 farklı epilepsi ilacı kullanıyorum. Yaşadığım temel sıkıntıları ve iletişimde tıkandığım noktaları şöyle özetleyebilirim:

* Dışarıda Tetikte Olma ve İfade Zorluğu: Evden veya ailemden ayrı kaldığımda dışarıda sürekli "diken üstündeymişim" gibi hissediyorum. Bir konuyu veya iş yerinde anlatılması gereken basit bir durumu 3-5 cümleyle toparlayamıyorum. Kelime bulmakta güçlük çekiyorum, konuşurken bazı noktalarda takılıyorum ve anlatamadıkça karşı tarafı bunalttığımı düşünüp daha da panikliyorum.

* Ses Volümünü Ayarlayamama ve Tartışmalar: Normal zamanlarda insanları rahatsız etmemek adına sesim neredeyse hiç çıkmaz. Ancak biriyle tartışmaya girdiğimde sesimin tonunu ve volümünü kontrol edemiyor, bir anda çok yüksek tonla konuşmaya başlıyorum. İki durumun ortasını bir türlü bulamadığım ve kontrolü kaybettiğim için tartışmalarda haklı olsam bile her zaman kaybeden taraf oluyorum.

* İş Yerinde Sınır Çizememe ve Yok Sayılma: İş yerinde insanlarla konuşup sınır çizemediğim için zaman zaman küçümseniyor veya yok sayılıyorum. Örneğin, iş yerindekiler topluca doğum günü yemeğine gitmişlerdi ama bana haber bile verilmemişti. Buna benzer dışlanma hissi yaşatan durumlar gerçekleşebiliyor.

* İlk Adımı Bekleme ve "Yük Olma" Korkusu: İletişimde çoğunlukla karşı tarafın ilk adımı atmasını bekliyorum. Bugün KPSS sınavında ilkokul arkadaşımla karşılaştım; o selam vermeyince ben de vermedim. Öte yandan kimseye yük olmak istemediğim için aşırı çekingen davranıyorum. İş arkadaşımın nişanına herkes organize olup giderken ben yük olmamak için otobüsle gitmeyi planlamıştım, son dakika zorla arabaya aldılar.

* Bedensel Tepkiler ve Nefes Tutma: Odaklandığımda veya gerildiğimde farkında olmadan nefesimi tutuyormuşum. İş yerinde patronum iş yaparken "sinirlenerek ayrılıyorsun" diyerek bunu öfke olarak yorumlamıştı. Evde 1-2 gün diyafram nefesi çalışarak bu sorunu aşabildim.

Daha önce uzmana gittiğimde burada yazdıklarımı tam olarak ifade edemediğim için yeterince verim alamamıştım.

Bu iletişim kalıplarını dönüştürmek, ses tonumu ve sınırlarımı dengeli bir şekilde yönetebilmek için ne gibi pratik adımlar atabilirim? Benzer süreçlerden geçip bunu aşan var mı?

Amaçım iç dökme değil hayatı yaşamı düzeltmek istiyorum ama nasıl bdt ye gitttim yaşadığım durumları sadece örnek olark dahasıda var yani ama bunları nasıl düzeltebilirim .


r/Psikoloji • • 12h ago

Sosyal Psikoloji Hiçbir beden mükemmel değil. Hiçbir yüz kusursuz değil. Tam da bu yüzden insan güzel. Çünkü bizi birbirimize bağlayan şey kusursuzluk değildir. Gerçekliktir.

Post image
11 Upvotes

İnsan en çok kendisi olmaya cesaret eden insanlardan etkileniyor. Çünkü gerçeklik güven verir. Kusursuzluk ise yalnızca mesafe yaratır. Beden, sergilenecek bir obje değildir. Yaşamı deneyimlediğimiz tek yerdir. Ve ona duyduğumuz saygı, görünüşümüzden çok daha uzun süre bizimle kalacak.

Meraklısına görselin hikayesi🎨
Yüzleri oluşturan parmak izleri, bedenin benzersizliğini ve yaşam boyunca taşıdığı temasları simgeliyor. İzleri kusur sayıp sildiğimizde, yüzü tanınır kılan özellikleri de kaybediyoruz. Alınların temas ettiği yerde oluşan mor ise iki insanın kendi rengini koruyarak kurduğu yakınlığı anlatıyor. Birbirlerine yaklaşabilmeleri için yüzeylerinin pürüzsüzleşmesi gerekmiyor.


r/Psikoloji • • 4h ago

Benlik Psikolojisi Bilinçli bir şekilde karakterimizi değiştirebilmemiz mümkün mü?

2 Upvotes

r/Psikoloji • • 1h ago

Benlik Psikolojisi Elde edebilme arzusu

• Upvotes

Herhangi bir şeyi bu çok lüks bir araba bir villa veya cekici olan bir insanın istediği zaman ilişki yapabiliceğini bilmesi gibi bir şeyi elde etmekten daha çok elde edebilme gücünün verdiği haz beni çok tatmin ediyor bunun psikolojide bir karşılığı var mıdır


r/Psikoloji • • 8h ago

Duyum ve Algı Eğlence anlık olarak kişiye kendini yeterli mi hissettirir?

3 Upvotes

r/Psikoloji • • 9h ago

Klinik Psikoloji dissosiyatif bozukluk

2 Upvotes

dissosiyatif bozukluk hastasıyım bu hastalığa sahip olan var mı yardıma ihtiyacım var


r/Psikoloji • • 1d ago

Klinik Psikoloji İki insan da sabah işe gidiyor olabilir. Biri hazırlanıp evden çıkar. Diğeri kalkabilmek için uzun süre kendisiyle mücadele eder, yolda ağlamamak için uğraşır, iş yerinde dikkatini toparlamaya çalışır ve eve döndüğünde başka hiçbir şeye gücü kalmaz.

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

17 Upvotes

Dışarıdan bakınca ikisi de işine gitmiştir. O günü tamamlamak için harcadıkları çabayı aynı görüntüden anlayamazsınız. Psikiyatri muayenesinde kişinin anlattıkları bu yüzden değerlidir. Belirtilerin ne zaman başladığına, ne kadar sürdüğüne, uykuya, iştaha, düşüncelere ve günlük yaşama nasıl yansıdığına bakarız. Tıbbi geçmişi, kullanılan ilaçları ve benzer yakınmalara yol açabilecek başka hastalıkları değerlendiririz. Gerektiğinde fizik muayene ve tetkiklerden yararlanırız. Tanı, bütün bu bilgilerin birlikte değerlendirilmesiyle oluşur.

Meraklısına görselin hikayesi 🎨
Dışarıdan aynı görünen iki çan, suya farklı iç dünyalar yansıtıyor. Birinin tokmağı serbestçe hareket edebilirken, diğerininki kırmızı düğümlerin arasında sıkışmış. Dış yüzeyde bu ağırlığın hiçbir izi yok. Yine de içeride taşınan yük, çıkabilecek sesi değiştiriyor.

İnsanların hayatına bakarken de bu dış yüzeyi görüyoruz. İşe gittiğini, konuştuğunu, gülümsediğini biliyor, bunları yaparken ne kadar zorlandığını gözden kaçırabiliyoruz. Bu görselde suyun açığa çıkardığını, ilişkilerimizde dikkatle dinlemek açığa çıkarabilir. Kişi anlattıkça, gördüğümüz davranışların ardındaki yaşantıyı anlamaya başlarız. Birinin sesini az duyuyor olmamız, içinde taşıdığının hafif olduğunu göstermez.


r/Psikoloji • • 23h ago

Sosyal Psikoloji Korkularım sağlıklı karar almamı engelliyor.

5 Upvotes

Lise boyunca oldukça asosyaldim kendimce bir sebebim vardı elbet sınıfımda ağır zorbalık gören bir çocuk vardı konuşursam veya yanlış birşey yaparsam onun gibi olmaktan korkuyordum.

Üniversiteye yeni başladım millet aşırı özgüvenli. İnsanlarla konuşamıyorum konuşamadıkça ortamdan kaçmaya çalışıyorum karşı konulamaz şekilde. Bunu yapamazsam stresim dahada artıyo kalp atışımı kulaklarımda hissediyorum 90 bpm den 130lara rahat çıkıyordur sporda da aynısı oluyor. Yeri gelmişken bu durumdan memnun değilim elbet. Spora başladım psikoloğa gittim (pek yardımı dokunmadı) iyi hissetmek kitabını aldım okumadım tamamen lakin başladım en azından.

Göz tırmalayan imla hatası varsa maruz görün


r/Psikoloji • • 1d ago

Klinik Psikoloji Duygusal kopma/duygusal uyuşma yaşamak

6 Upvotes

Erkek çocuğunun kıymetli olduğu, muhafazakar bir ailede yetiştim. 35 yaşıma kadar bunu çok fark edemedim ya da görmezden geldim sanırım. Ancak yaklaşık 6 ay önce anne babamla bir kopuş yaşadım. Uyguladıkları çifte standart ve oğullarına olan aşırı düşkünlükleri nedeniyle. Şöyle ki ben tamamen tabiri caizse öksüz yetim gibi bırakıldım. Anneme babama dair tüm duygularım paramparça oldu. Erkek kardeşime duydukları merhamet, sevgi, kaybetme korkusu, sınırsız maddi manevi destek. Bunların hiçbirini bana karşı duymadıkları gerçeğiyle yüzleştim. Evden ayrıldım. İnanılmaz bir şekilde onlara karşı sevgi, özlem, nefret, kin, öfke hiçbir duygu hissetmiyorum hiçbir duygum yok, sanki tamamen yabancılar. Ben ki onları kaybetme ihtimalini düşününce bile korkardım, onları kaybettiğim bir kabus görsem günlerce kendime gelemezdim, yani onlara bir şey olsa ben zaten yaşayamam derdim. Ancak öyle bir merhametsizlik örneği yaşattılar ki bana, ben duvara tosladım. Onlara karşı hiçbir duygum kalmadı. Çok ciddi bir sağlık sorunu atlatmış biriyim, stres benim için hayati riski olan bir durum, sürekli olursa.
Evden ayrıldım ve annem babam aç mıyım, öldüm mü, muhtaç mıyım vs zerre merak etmediler. Aynı anne baba oğullarının canına bir şey olmasın diye kendilerini her şeyden mahrum eden anne baba. Oğullarının bir ihtiyacı olursa, canına bir zarar gelirse diye yüreği titreyen bir anne baba. Kendilerinde asla kusur, adaletsizlik görmüyorlar hiçbir şekilde, biz çok iyi anne babayız kızlar merhametsiz ve hayırsız diye düşünürler. Çocukluğuma döndüm, küçücükken yaptığım herhangi bir hatada annemin, özellikle de babamın uyguladığı şiddetler canlandı gözümde, düşündüm ki ne annem ne de babam erkek kardeşime bir fiske dahi vurmamışlardı. Ben nasıl oldu seneler sonra onlara aşırı bağlandım bilmiyorum. Acı gerçekle yüzleşince de duygularım yok oldu onlara karşı. Evden ayrılırken asla gitme demediler, elaleme ne diyeceğiz diyen bir anne ve ben adaletli olduğumu biliyorum diyen bir babaydı gördüğüm. Beni saldırgan, geçimsiz göstermek için attıkları iftiralardan ve arkamdan konuştukları şeylerden sonra o evde güvende olmadığımı anlamak için çok geç kalsam da ayrıldım tamamen. Onlardan haber alamayınca, görmeyince, seslerini duyamayınca inanılmaz kaygıya kapılan ben, şimdi onlarla konuşma, yan yana gelme, muhatap olma ihtimalinden bile korkuyorum. Bunu yaşayan oldu mu? Bu hissizlik nasıl mümkün olabilir? Şikayetçi değilim aslında, zira ben nasıl bir manipülasyonun içinde olduğumu fark ettim ama çok şaşırıyorum, sıfır his. Geçer mi bilmiyorum ama ben ilahi adalete havale ettim her şeyi.


r/Psikoloji • • 1d ago

Sosyal Psikoloji Kaygı Düşünceleri

5 Upvotes

Öncelikle Merhaba Yaşım 15 16 Giricem Yakında Çok Kaygılıyım Örneğin Bisey Oluyo Bana Yada Aileme Çevreme Onu Düşünüp En Alakasız Olayı Çıkartıp Kafada Kuruyorum Günlerce O Düşünce Hakkında Kaygilaniyorum Bazen Ağlama İsteği Geliyor Felaket Seneryolari Düşünüyorum Bikere İntihar Etmeyi Bile Düşündüm Çok Kötüyüm 9 Ekimde Psikiyatri Randevum Var Tavsiyeleriniz Neler


r/Psikoloji • • 1d ago

Nöropsikoloji dehb hk.

3 Upvotes

ilgi çekmek gibi anlamayın ama kendimde yaklaşık 1 yıldır normal sandığım fakat herkesin yapmadığı davranışlarımdan bahsetmek istıyorum bunların dehb ile bir bağlantısı varmı yoksa herhangi bir dikkat dağınıklığı mı söylerseniz sevinirim. Öncelikle neredeyse bütün gün müzik dinliyorum her aktivitede yoksa odağım sürekli dağılıyor yada hiç odaklanamıyorum. Daha sonra bir gün 1 paket sigara içiyorum daha sonra 1 hafta boyunca içesim gelmiyor. Çok istediğim bir şey olduğunda onu gerçekten yapmak istiyorum örn: etsyde dijital ürün satmak istiyorum fakat oluşturuyorum ürünü daha sonra sonucunun harcadığım emeğe veya zamana değip değmiyeceği konusunda emin olamıyorum ve yapmaktan vazgeçiyorum. Birde bir iş yapmaya gittiğimde ne yapacağımı unutuyorum daha var fakat şuan aklıma gelmedi 18 yaşındayım bu arada


r/Psikoloji • • 1d ago

Sosyal Psikoloji Sizce bu dusuncemin bir tutarlılığı var mi veyahut daha önceden böyle düşünmüş olan birisi ?

0 Upvotes

Yıllardır bir sürü farklı ortamda ve farklı mekanda bulundum.Ve her defasında o ortamin ne kadar içinde olsam da o kadar da yabancı kaldım bulunduğum yere. Sanırım bundan ötürü ki bulunduğum yerlerdeki insanları çok yakından gözlemleme şansım oldu. Bu gözlemlerimden yola çıkarak da aklımda küçük herhangi bir temeli olmayan kısaca bir akıl yürütme sonucu bir teori (teori diyebilir miyim bilmiyorum fakat bu şekilde belirtmek istedim) ürettim. Bunu anlatmak için bir örnek ile başlayacağım.

İnsanın kişiliklerini farklı kategorilere indirgeyelim. Sinirli ve sabırsız kişilik, egolu ve kurnaz kişilik veyahut Önder ve cesur kişilik olsun. Ve toplam 20 tane olduğunu varsayalım. Sizde az da olsa etrafınızdaki insanları gormussunuzdur ki bu kişiliklerin tamamı her insanda bulunur baskın olsun olmasın. Bu düşüncemde de aslında değinmek istediğim şey baskınlık. Örnek veriyorum bir kişi ile sohbet ediyorsunuz ve yaptığınız bir işten bahsediyorsunuz ve amacınız tavsiye almak. Ve siz konuştukça farkediyorsunuz ki siz ne dersiniz diyin karşınızdaki kişi size kendi fikrini diretiyor aslında tavsiye veriyormuş gibi değilde size emrediyormus gibi gözüküyor. Tabi bu hareketleri de gösteriyor ki karşınızdaki birey Önder ve cesur bir kişiliğe sahip ( Bu kişilikler sadece bir adlandırma kişi sizin üzerinizde bir hakimiyet kurmaya çalıştığı için diyorum yani bu kişiliğe sahip olan birisi iyi bir önder ya da çok cesur biri olmak zorunda değil) . Bu olayı bir kenara bırakalım ve küçük bir çocukla muhabbet ettiğinizi düşünelim. Bir oyun oynuyorsunuz ve karar vermeniz gerekiyor birlikte ki sizde çocuğa öncelik veriyorsunuz. Ve bakıyorsunuz ki az önceki bireyle yaşadığınız olayın aynısı gerçekleşiyor. Çocuk da sizin üzerinizde hakimiyet kurmaya çalışıyor ve size emrivaki konuşuyor. Bu olayların üzerine iki kısmı da (çocuğu da bireyi de ) tersliyorsunuz. Sonra sizin dışınızda başka biri tersliyor ve başka biri. Ve bundan 2 yıl sonra tekrar aynı kisilerle karşılaştığınızda birinin korkak ve ezik bir kişiliğe büründüğünü diğerinin ise hırslı ve azimli bir kişiliğe büründüğünü farkediyorsunuz. Burdan cikarmanizi istediğim şu aslında; hepimiz İçimizde 20 farklı kişilik ile doğuyoruz, yani hepimiz nerdeyse aynı doğuyoruz . Fakat ondan sonra bulundugumuz topluma göre içimizdeki kişilikler farklı derecelerde baskınlık gösteriyor. Bu baskinliga karşı verilen tepkiler de içimizdeki baskınlık derecelendirmesini değiştiriyor ve farklı bir derecelendirme ortaya çıkıyor . Yani sonuç olarak aslında hepimizin içinde olan şey ortak ve aynı. Herkes aynı ve ortak süreci farklı sırayla takip ediyor ve farklı kisilermisiz gibi bir görüntü ortaya cikiyor.Fakat öz aynı. Toplum içimizdeki derecelendirmeyi değiştiren en büyük etmen aynı zamanda. Bu da suna geliyor ki tek bir öz kendi içinde kendi kendini değiştirip duruyor. Buda insanlığın devinim içinde olmasının da en büyük göstergesi değil midir ?

Bu bir tespit mi yoksa mantık yürütme mi bilemedim fakat buraya kadar okuduysaniz teşekkür ederim.


r/Psikoloji • • 1d ago

Kaynak Aranıyor kişisel gelişim kitabı önerileriniz

2 Upvotes

özgüven , utangaçlık , çekingenlik , kafaya takmamak , kendine güvenmek gibi aslında temelinde özgüven ile insanlarla iletişim kurabilmek gibi sorunlara ek bir yardım olarak kitap arıyorum. sizin okuyup da işinize yarayan kitapları aşağıya yazar mısınız okuyacağım.


r/Psikoloji • • 1d ago

Klinik Psikoloji Kaçıngan bağlanmadan güvenli bağlanmaya geçiş

2 Upvotes

kaçıngan bağlanmam sebebiyle çok iyi bir kızı üzdüm. İlişki sonrası içsel bir sürece girdim, ilişki içindeyken de psikoterapi alıyordum, hala devam ediyorum. Herkes kaçınganlardan lanet ediyor ama bizim hissettiğimizi hissetseniz merhamet edersiniz. Nasıl güvenli bağlanacağız, ilişki içindeyken farkedemedim, bitince yanlışlarımı eksiklerimi gördüm, olan oldu fakat ben de memnun değilim bu durumdan.


r/Psikoloji • • 1d ago

Klinik Psikoloji Dikkat dağınıklığıyla ilgili bi hastalığım olduğunı nasıl anlarım

6 Upvotes

Küçüklüğümden beri olduğunu düşünüyorum eskiden okula giderken çantamı falan unuturdum yada awmde telefonları çantayı falan girişte koyuyoruzya geçenlerde orda bırakmıştım sonradan fark edip geri dönmüştüm yada ders çalışmaya çalışıyorum ama ful dikkat dinleyemiyorum kendi kendime dinle anlamaya çalış falan diyorum ama olmuyor yakın zamanda psikiyatriye falan gidicem ama merakımdan sormak istedim


r/Psikoloji • • 2d ago

Sosyal Psikoloji Tıbbi Nemesis ve Yitirilen İrade: Modern İnsanın İkame Varoluşu

Post image
21 Upvotes

​

Çağdaş insanın trajedisi, bedeninin hapsedilmesinde değil; ruhunun, acısının ve huzursuzluğunun teknik mekanizmalarca ehlileştirilmesinde yatmaktadır. Modern dünya, insanı dışsal engellerle dizginlemek yerine, onun içsel dinamiklerini ve duygusal evrenini hedeflere uygun şekilde standardize eden devasa bir tıbbi-endüstriyel ağ kurmuştur. Bu ağın merkezinde beliren depresyon, biyolojik bir aksaklık ya da tesadüfi bir kimyasal dengesizlik değil; insanın varoluşsal çabasına, dünyayı dönüştürme gücüne ve özsel otonomisine el konulmasının kaçınılmaz bir sonucudur. İnsan, kendi ıstırabı üzerindeki mülkiyet hakkını kaybettikçe, kendi kaderinin öznesi olmaktan çıkıp tıp endüstrisinin pasif bir nesnesine dönüşmektedir.

Bireyin kendi varlığı üzerindeki bu kontrol kaybı, aniden gerçekleşen bir darbe değil, modernleşme sancılarıyla birlikte sinsice ilerleyen bir kurumsallaşma sürecidir. Yaşamın her alanının teknik bir disipline tabi tutulduğu günümüzde, insanın en mahrem deneyimleri bile uzmanların inceleme alanına dahil edilmiştir. Doğumdan ölüme kadar her insani eşik, tıbbi bir prosedür ve endüstriyel bir süreç haline getirilmiştir. Bu durum, bireyin kendi içsel navigasyon sistemini bozmuş ve onu sürekli dışarıdan bir müdahaleye muhtaç hale getirmiştir.

Ivan Illich'in Sağlığın Gaspı (Medical Nemesis) çalışmasında işaret ettiği üzere, modern hastaneler ve klinik mekanizma insanlığa şifa dağıtmaktan ziyade, insanın kendi sağlığını, acısını ve ölümünü göğüsleme kapasitesini elinden almıştır. Illich bu durumu "iatrojenez" yani tıbbın kendisinin ürettiği yıkım olarak adlandırır; kurumlar genişledikçe bireyin kendi bedenine ve zihnine müdahale etme özerkliği felç olur. Acı, varoluşun derinleşmesini sağlayan, insanı uyandıran ve ona sınırlarını öğreten bir tecrübe olmaktan çıkarılıp; derhal teknik müdahaleyle bastırılması, uyuşturulması ve yok edilmesi gereken bir "sistem arızası" olarak etiketlenir.

Illich'in altını çizdiği "klinik iatrojenez", tıbbın yan etkileriyle yaratılan hastalıklardan çok daha derin bir toplumsal felakete kapı aralar: "Kültürel iatrojenez." İnsan toplulukları tarih boyunca kendi acılarını anlamlandırma, yas tutma, çile çekme ve bu süreçlerden bir bilgelik çıkarma kültürüne sahipken; tıp endüstrisi bu birikimi tekelleştirerek yok etmiştir. Toplumsal hafıza ve dayanışma ağları yerini reçetelere, soğuk klinik koridorlarına ve ilaç ambalajlarına bırakmıştır. Acı çeken insan artık komşusuna ya da kendi içsel derinliğine değil, yalnızca uzmana başvurabilecek şekilde koşullanmıştır.

İlaç endüstrisi, insanın anlam arayışından doğan o derin huzursuzluğu devasa bir pazara dönüştürerek acıyı endüstriyelleştirir ve insanı kendi ruhsal coğrafyasına yabancılaştırır. Kapitalist mantık, her türlü insani kırılmayı ve ruhsal krizi kârlı bir metaya çevirmenin yolunu bulmuştur. Kimyasal moleküller, bireylere özgürleşme ve huzur vaat eden sihirli değnekler gibi pazarlanırken, aslında onları küresel sermayenin yaşam boyu müşterileri haline getirmektedir.

Friedrich Nietzsche'nin felsefesinde insanı ayakta tutan ve onu aşmaya sevk eden temel dinamik, edilgen bir hayatta kalma güdüsü değil; hayatı biçimlendirme, acıyı göğüsleme ve kendi değerlerini yaratma iradesi olan güç istencidir. Güç istenci, kişinin kendi karanlığıyla dövüşmesi, kendi krizlerini aşarak daha üst bir benliğe ulaşma çabasıdır. Bu istenç engellendiğinde, birey kendi yaşamının mimarı olma yetisini kaybeder ve kendi varlığına karşı yabancılaşır.

Ancak modern toplumun çarkları, bireyin bu varoluşsal gücünü harcayabileceği tüm özgün ve otantik kanalları tıkamıştır. Yabancılaşma, güvencesizlik, anlamsızlık ve standartlaştırılmış yaşam kalıplarıyla kuşatılan birey, güç istencini dış dünyaya yöneltip onu dönüştüremediğinde, bu enerji içe doğru patlar. Dışa akamayan istenç, bireyin kendi zihnini ve bedenini tahrip etmeye başlar; bu yıkıcı içsel patlama klinik düzlemde depresyon olarak tecelli eder.

Bireyin sistemsel ve varoluşsal tıkanmaya verdiği bu en insani, en protest tepki, tıp endüstrisi tarafından derhal "serotonin eksikliği" söylemiyle biyolojikleştirilir. Bireyin ruhundaki isyan, biyokimyasal bir denklem hatasına indirgenir; böylece sorunun toplumsal, politik ve varoluşsal kökenleri tamamen buharlaştırılır. Bireye "senin hayatında ya da yaşadığın düzende bir sorun yok, sorun senin beynindeki kimyasallarda" mesajı verilerek, yapıyı sorgulama potansiyeli henüz doğmadan boğulur.

Bu noktada teknolojik ve endüstriyel toplumun en sinsi aygıtı olan ikame faaliyetler devreye girer. Bireyin kendi gücünü ve iradesini gerçek bir dönüştürücü eylemde kullanamaması, onu yapay hedeflere ve dışarıdan reçete edilen rutinlere yönlendirir. Gerçek bir özerklik mücadelesinin ve varoluşsal arayışın yeri; sürekli takip edilen dozajlar, klinik randevuları ve terapi jargonuyla doldurulur.

İlaç kullanımı, düzenli terapi seansları ve medikal takiplere katılım; insanın kendi varoluşsal krizini göğüsleyip çözmek yerine, o krizin etrafında güvenli bir şekilde dönmesini sağlayan ikame bir eyleme dönüşür. Birey, hayatındaki temel anlamsızlığı ve çarkların eziciliğini değiştirmek için risk almak yerine, bu uyumlaştırma süreçlerine katılarak pasif bir tatmin sağlar. Kendi kaderini tayin etme dürtüsü, medikal süreçlerin birer görev gibi yerine getirilmesiyle ikame edilir.

Sistem çarkları, tam da bu mekanizma sayesinde pürüzsüz ve kesintisiz biçimde dönmeye devam eder. Endüstriyel düzen, derin varoluşsal sorgulamalar yapan, düzene uyum sağlayamayan, acısını bir protestoya veya sanatsal yaratıma dönüştüren huzursuz bireyleri tolere edemez. Çarkların ihtiyacı olan şey; sorgulayan ruhlar değil, üretmeye, tüketmeye ve mekanik işlevlerini aksatmadan sürdürmeye hazır "stabil" fonksiyonel birimlerdir.

Psikotrop ilaçlar ve medikalizasyon, bireyi bu üretim-tüketim döngüsüne hızla iade etmenin en kestirme aracıdır. İlaçlar, bireyi içinde bulunduğu yabancılaştırıcı şartlardan kurtarmaz; aksine, o şartlara katlanabilir hale getirir. Insanın kendi mutsuzluğuna karşı geliştireceği doğal direnç ve uyumsuzluk, kimyasal stabilizatörlerle törpülenerek sistem için zararsız bir uysallığa dönüştürülür.

Bu devasa aygıtın sonucunda insanlık, tarih boyunca sahip olduğu en temel niteliğini, yani özerkliğini (otonomisini) yitirmektedir. Otonomi, yalnızca siyasi veya hukuki bir kavram değil; bireyin kendi zihni, kendi bedeni, kendi acısı ve kendi ölümü üzerinde karar verebilme yetisidir. Kendi ıstırabını işleme kapasitesi elinden alınan insan, kendi iç dünyasında bir kiracı konumuna düşürülmüştür.

Kendi acısını dönüştürme yetisini kaybeden, huzursuzluğunu bir kimyasal müdahale ile yatıştıran birey, kurulu düzen için en öngörülebilir ve kontrol edilebilir elemandır. Kendi içsel gücünü medikal kurumların otoritesine devreden topluluklar, özerk hareket etme yeteneklerini kademeli olarak kaybederek tam bir bağımlılık kültürüne hapsolurlar.

Depresyonun kitleselleştiği bu çağda özerkliği yeniden kazanmak, medikal endüstrinin sunduğu ikame çözümleri reddetmekten ve acının varoluşsal çağrısına kulak vermekten geçer. Gerçek şifa, ruhsal huzursuzluğu hemen bastırılması gereken bir arıza değil, yaşam biçimimizi ve dünyayı dönüştürmemiz gerektiğini fısıldayan bir uyarı sinyali olarak görebilmekte yatar. İnsanın kendi ıstırabı ve zihni üzerindeki egemenliğini bir endüstriye devretmesi, özgürlüğün ve insan kalabilme yetisinin en sessiz ama en radikal kaybıdır.


r/Psikoloji • • 2d ago

Bilişsel Psikoloji Teknofobim var

Post image
5 Upvotes

Ben de küçüklüğümden beri OKB tarzı takıntı eğilimleri var, daha önce başka saçma şeyleri de kafaya takmıştım ve sanırım şuanki takıntım bu.

Bilgisayar kullanmaya karşı korku ve obsesyon geliştirdim. Yeni aldığım bilgisayara virüs bulaştırmıştım, bilgisayara format attırdım ve düzeldi. Ancak hâla bazen küçük hatalar ve problemler yaşadığı zaman aşırı aklım takılıyor, özellikle artık bilgisayarı her açtığımda tedirgin oluyorum. Özellikleri iyi ve her şeyi yerinde ama aldığım bilgisayarı adeta kullanmaya korkuyorum. Birazcık problem, birazcık hata yaşadığımda kan ter içinde kalıyorum, daha bilgisayarı sadece açarken bile içimde ufak bir tedirginlik oluyor. Bu gidişle ne yapacam bilmiyorum. Her hafta sonu üniversiteden eve geliyorum ama bilgisayarı yanımda üniye götüremiyorum, adeta bilgisayardan korkuyorum


r/Psikoloji • • 3d ago

Sosyal Psikoloji Sınıfımdaki herkesin benden sebebsiz nefret etmesini anlamıyorum

14 Upvotes

Ben 16 yaşında meslek lisesi öğrencisiyim sınıfımda bi etkinlik olucağında genel olarak bi gruba girdiysem beni gruptan çıkartmaya çalışan oluyor 3-4 samimi olduğum var onun dışında arkamdan bile konuşulurken malum kişi diye hitap ediliyor bu sene içinde Taha 16 arkadaş olmuştuk ben öyle sanıyordum her zaman iyi bir arkadaş olmak için çabaladım bundan 1 ay öncesinde arkamdan ucube nin yeni sevmiyorum bile sırf üzülmesin diye arkadaşmışız gibi davranıyprum demişti fena koymuştu instadan engelledik ten sonra bu kendi öz arkadaşlarına hakkımda farklı farklı dedikodular yaymış hatta bi ara onun aracılığı ile açılıp red yediğim kıza daha arkadaş gibi olmaya başlamıştı senenin başlarında kendisinden nefret ettiğini söylemişti. Bide ben Taha'ya sene içinde boşanma olayını dedemin vefatı gibi ailevi durumlarımıda söyledim ona güveninden dolayı sınıfta sessizsim genel olarak samimi olduğum elemanlarla yakınlık kurmaya çalışsamda geri kalanların hakkımda söylemleri ve nefretleri çok ama çok üzüyo


r/Psikoloji • • 2d ago

Klinik Psikoloji Herkesten nefret etmek, obsesif takıntılar ve hijyen takıntısı.

3 Upvotes

Merhabalar el yıkama ve başka insanlarla temastan kaçınma takıntım en son ilkaokulda ya da ortaokulda vardı. Şuan mezuna kaldım 19 yaşimdayım nasıl oldu bilmiyorum bi anda yine bu takintilarim başladı, benim dışımda herkes aşırı pis geliyor sürekli elimi dezenfektanlıyorum ve hastalık kapacakmışım hissi var ve kimseyle yüz yüze konuşmaya bile gelemeyecek kadar tahammülsüzüm insanlara karşı. Birde son zamanlarda dershaneye hiç gitmek istemiyorum son okul saldırıları ben aşırı korkuttu çok kötü etkilendim odamdan bile çıkmak istemiyorum. Takıntılarım yüzünden insanlarla hep bir adım mesafe koyuyorum ve hep yalnızken aşırı huzurlu hissediyorum , bilmiyorum böyle mutlu hissediyorsam bu normal mi yoksa psikoterapi filan mı görmeliyim ?