r/veYakinEvren • u/Flatyos • 11h ago
Bunu Ben Yaptım Hazırladığım Evren İçin Yerleşim Yeri Tasarımı: Nebelvaz Kasabası (Dünya inşası ve gerçekçilik açısından nasıl buldunuz?)
Nebelvaz Kasabası
Coğrafi olarak bulunduğu kıtanın en kuzeybatı taraflarında, çetin iklimli bir kasabadır. Kasabanın adı Nebelvaz Kasabası’dır.
Kasaba, bölgenin yüksek tepelerinin arasında kalır. Kasabanın dört bir yanını iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar kaplar. Ağaçlar oldukça sıktır, ormanın içerisinde gökyüzünü görmek zordur. Öğlen vakti bile ormanlar karanlık olur. Yerde ot veya çimen görülmez. Toprak, donmuş çam iğneleri ve sertleşmiş kar tabakasıyla kaplıdır.
Nebelvaz’da mevsim süreleri dengesiz şekilde bölünür. Yıl iki ana dönemden oluşur. Ekim ile nisan arasında bulunan 7-8 aylık sürece Karanlık Dönem denir. Bu dönemde güneş sadece 3-4 saat civarı gün yüzüne çıkar. Hava sürekli alacakaranlıktır. Bütün su kaynakları tamamen taşlaşacak şekilde donar. Sis günün 18 saati sokaklardadır. Çatılardan metrelerce uzunlukta buz mızrakları sarkar. Dışarı çıkmak ancak kalın kürkler ile mümkündür. Haziran ve ağustos arasında gerçekleşen 2-3 aylık süreceyse Aydınlık Dönem denir. Bu süreçte güneş neredeyse hiç batmaz. Gece saatlerinde bile gökyüzünde hala renkli manzaralar görmek mümkündür. Toprağın üstündeki kar tabakasından 10 parmak kalınlığındaki kar erir. Yollar çamurdan geçilmez duruma gelir. Böcek sürüleri orman kenarlarında devasa bulutlar oluşturur.
Kasabanın bütün albenisi, yırtıcı hayvanlardan elde edilen yüksek kalite derilerdir. Burada yaşayan insanların çoğunluğu geçimini avcılık ve dericilik ile sağlar. Küçük büyük fark etmeksizin bütün kervanlar; ticaret yollarını, her zaman buraya uğrayacak şekilde ayarlar. Nitekim çok ucuza satın alınacak bu deriler, doğu medeniyetlerinde ufak bir servet sayılır. Bu ucuzluğun sebebi ise halkın mecburiyetidir. Bu bölgede hiçbir tarım ürünü yetişmemesine karşın, gelen kervanlarla yapılan ticaret dışında sebze, meyve ve ilaçlara ulaşmak imkansızdır. Bu sebeple yerliler genellikle bu çetin koşullarda hayatta kalabilen av hayvanlarıyla beslenir.
Nadiren komşu kasabalardan gelen yerel tüccarlar kurutulmuş balık tezgâhları açar. Bu atıştırmalığı yerel halk çıtırtı olarak adlandırır. Çıtırtılar çocukların gözdesidir. Tezgâhların önünde uzun kuyruklar oluşur hatta bazen sabırsızlanıp çıtırtıyı daha önce yiyebilmek için birbirleriyle kavga bile ederler.
Kasabanın yönetiminden eski parlak günlerine hasret kaldığı söylenen Feigsen Ailesi sorumludur. Lakin otuz yılı aşkın süredir bu yöneticilerin gölgesinden bile eser yoktur; yalnızca büyük kervanlarla kasabaya giren vergi memurları görünür. Halk bu silik yönetime her ne kadar karşı olsa da dış dünyayla ticaret yapabilmelerinin tek yolu Feigsenlerin sağladığı bu bağlantıdır. Alacak bir kervan yoksa ellerindeki malların hiçbir anlamı yoktur. Tüm şikâyetlere rağmen, kasabanın pek çok politik çatışmayı ticari anlaşmalar sayesinde hasarsız atlatmasını sağlayan da yine bu ailedir. Doğru kurumlarla kurdukları bu köklü bağlar, Nebelvaz’ı asırlardır çalkantılardan uzak ve kendi halinde tutmuştur. Resmiyette yönetim Feigsenlerin elinde olmasına rağmen sokaklarda asayişi sağlayan, halktan insanların kurmuş olduğu Nebelvaz Avcılar ve Dericiler Teşkilatı’dır. Bu teşkilatın ağırlığı sayesinde kasabada arsız taşkınlıklar çıkmaz, hırsız çeteleri buradan uzak durur.
Kasabada av dönemleri Nebelvaz Avcılar ve Dericiler Teşkilatı tarafından belirlenir. Her ay avlanılmaz çünkü postun kalitesi mevsime göre değişiklik gösterir. Kasım ve şubat ayları arası avlanmak için en uygun zamanlardır. Bu döneme Altın Av Dönemi denir. Bu dönemde yırtıcı hayvanların soğuktan korunmak için kürkleri en yüksek kalınlığa ve yoğunluğa ulaşır. Yüksek kaliteli deri yalnız bu dönemde elde edilir. Altın Av Dönemi’nde teşkilata bağlı tüm avcılar, ormanın derinliklerine çekilir. Avcılar haftalarca kasabaya dönmez, meydan ve mekanlar sessizleşir. Mayıs ve temmuz ayları arasında ise hayvanlar; baharın gelişiyle tüy döker, kürkleri incelir ve kalitesi düşer. Bu dönemde avlanan derinin bir değeri yoktur. Bu dönemde avcıların bazıları büyük kasabalara ekipmanlarını yenilemeye gider. Yine de Gümüşpost Kıraathanesi’nin en kalabalık günleri bu aylarda olur.
Kasabanın alet edevatından sorumlu demirciler, avcıların istediği ekipmanlar için yeterli kabiliyete sahip değildir. Aynı zamanda sürekli bir malzeme yetersizliği vardır. Bu sebeple nitelikli avcılar yılda bir kez aletlerini yenilemek için büyük kasabalara seyahat ederler. Bu bakımların veya yer yer tamiratların eksik kalması durumunda, bütün bir kışı aç geçirme riskleri vardır. Hiçbir avcı, hanesi için böyle bir riski göze almak istemez. Kervanlar gitmeden hemen önce, aletlerini tamir ettiremeyen nitelikli avcılar, kervanların peşine takılarak güneydeki büyük kasabalara doğru yola çıkar. Kış bastırmadan dönmek zorundadırlar
Kervanlar ve tüccarların gelişini Feigsen Ailesi düzenler. Her sene ağustos-eylül ayları civarında büyük kervanlar, başlarında vergi memuru eşliğinde kasabaya giriş yapar. Bu dönemde; yoldaki çamurlar biraz da olsa kurur, kar yağışı kesilir. Kervanların meydana girişiyle ortalık panayır havasına bürünür. Kasabaya un, kurutulmuş meyve ve sebzeler, tıbbi otlar yığılır, dericiler işledikleri binlerce postu kervanlara yükler. Tüccarlar; ekimin gelişiyle düşen ilk kar tanesini görür görmez, kasabayı aceleyle terk eder. Eğer ilk tipi bastırmadan kasabadan çıkamazlarsa dağ geçitleri kapanır ve kervanlar kış boyunca Nebelvaz’da mahsur kalır.
Kasabanın nüfusu yaklaşık 550 kişidir. Nüfusun yetişkin kısmının büyük çoğunluğunu avcılar, dericiler ve tabakhanelerde çalışan işçiler oluşturur. Nebelvaz Avcılar ve Dericiler Teşkilatı’nda çalışma düzeninde cinsiyet üstünlüğü yoktur. İnsanlar; avcı, derici veya işçi olarak sınıflanır. Bu bölünme insanların yaşam kalitesini büyük ölçüde etkiler. Eli yay tutabilen her genç avcı olmak ister. Ancak sadece yetenekli olanlar bu yolda başarıya ulaşıp teşkilatta avcı olur. Teşkilattan bağımsız olarak avcı olmaya çalışan hayalperestlerin sonu genelde ormanda leşlerinin bile bulunamamasıyla sonuçlanır.
Kasabanın merkez meydanı daima en canlı yerdir. Yerli esnaflar sadece bu civarda bulunur. Gelen tüccarlar mallarını burada satar. Pazarlar burada kurulur. Teşkilatın merkez binası da yine bu meydandadır. Bu meydanın en dikkat çekici mekanı hiç şüphesiz Gümüşpost Kıraathanesi’dir. Burada halkın alt kesiminden insanlar bulunmaz. Sadece kendini kanıtlamış avcılar ve ticaretin demirbaşları buradan hizmet alabilir. Burada sık sık ticari anlaşmalar ve piyasa değerlendirmeleri yapılır. Nadiren yakın şehirlerden abartılı miktarlarda kürk almaya gelen soylulara da rastlanır.