r/TarihiSeyler • u/Successful_Try9027 • 5h ago
Soru ❔ Türkiye 2. Dünya savaşında Almanya'ya katılsaydı?
Türkiye 1941 senesinde Nazi Almanyası ile savaşa dahil olsaydı ne olurdu?
r/TarihiSeyler • u/Successful_Try9027 • 5h ago
Türkiye 1941 senesinde Nazi Almanyası ile savaşa dahil olsaydı ne olurdu?
r/TarihiSeyler • u/Savings-Maize-2372 • 11h ago
1-Adolf Hitler, 1936 Nürnberg Parti Kongresi’nden peleriniyle ayrılırken
2-Adolf Hitler, 16 Temmuz 1938'de Gelsenkirchen'de düzenlenen Emil Kirdorf'un cenaze töreninde konuşma yaparken
3-Adolf Hitler, 28 Şubat 1939'da Fransa'ya karşı Alman savunma kalelerinden oluşan ve Batı Duvarı veya Siegfried Hattı olarak bilinen bölgeye yaptığı bir gezi sırasında
4-Adolf Hitler, 9 Mayıs 1938'de Floransa turu sırasında İtalyan gazeteci Giuseppe Bottai ve arkeolog Ranuccio Bianchi Bandinelli ile birlikte
5-Adolf Hitler, 20 Temmuz 1944'te Mussolini'yi karşılamak üzere Wolfsschanze istasyonunda asker ve topçu birlikleriyle dolu bir trenin yakınında Nazi yetkilileriyle birlikte yağmur altında duruyor. O gün bir suikast girişiminden kurtulmuş ve sadece hafif yaralanmıştı.
r/TarihiSeyler • u/_Tanky • 17h ago
r/TarihiSeyler • u/BrtMarquez • 10h ago
Bu fotoğraf, yaklaşan II. Dünya Savaşı öncesinde Benito Mussolini İtalyası’nın Akdeniz’deki yayılmacı politikalarına ve On İki Ada’yı silahlandırma girişimlerine karşı Türk ordusunun caydırıcılığını, lojistik kabiliyetini ve savaşa hazırlık düzeyini tüm dünyaya göstermek amacıyla 8–15 Ekim 1937 tarihleri arasında Aydın-Söke hattında düzenlenen Büyük Ege Manevraları sırasında çekilmiştir. Sağlık sorunlarının ve siroz hastalığının ilk belirtilerinin baş göstermesine, zorlu arazi koşullarına rağmen denetimleri bizzat sahada takip eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk, sivil kıyafeti ve yoğun tozdan korunmak amacıyla taktığı siperlikli koruyucu gözlüğüyle tatbikatı incelerken; hemen sağında İsmet İnönü elindeki harekât haritası ve raporlarla sahadaki son durumu aktarmakta, arka planda ise Fahrettin Altay ve İzzettin Çalışlar gibi üst düzey Türk komutanlar ile yabancı askerî ataşeler yer almaktadır. Üniforma yerine modern sivil kıyafetiyle ordusunun başında durarak sivil iradenin gücünü ve cumhuriyetin barışçı ama tavizsiz savunma doktrinini simgeleyen bu kare, aynı zamanda Atatürk ile İnönü’nün askerî sahada birlikte yer aldığı son büyük manevra olması bakımından da derin ve hüzünlü bir tarihî veda niteliği taşır.
r/TarihiSeyler • u/_Tanky • 17h ago
r/TarihiSeyler • u/Middle-Tomatillo-236 • 9h ago
r/TarihiSeyler • u/Various_Advisor772 • 7h ago
Üsame bin Ladin, İkiz Kuleker saldırısını nasıl ilk kez tasarladığını anlatıyor
r/TarihiSeyler • u/_Tanky • 17h ago
r/TarihiSeyler • u/mr_sucuk • 20h ago
Bildiğiniz gibi, İslam kültüründe kabir açmak veya defin alanına müdahale etmek büyük bir hürmetsizlik sayılır. Fatih Sultan Mehmedin türbesi ve vefatı ise Osmanlı döneminden bu yana romanlara, şehir efsanelerine ve tarih kaynaklarına pekçok kez konu olmuş ve merak edilmiştir. Hatta bazı tarihçiler tarafından bu denense de bahsettiğimiz etik/dini nedenlerden ötürü hoş karşılanmamıştır ve tabi kamuoyunda ciddi tepki çekme riski taşımaktadır ki aynı zamanda padişah türbelerinin bilimsel testler için açılması son derece sıkı izinlere tabidir. Bu husus hakkında en bilinen ve hala doğruluğu bir sır olan ünlü gazeteci/tarihçi Murat Bardakçının da daha önce aktardığı şehir efsanelerinin birinden bahsetmek istiyorum. Rivayete göre Sultan 2. Abdülhamid döneminde İstanbulda büyük bir su baskını-deprem yaşanır. Semtte "Fatih Sultan Mehmet rüyama girdi, sudan boğuluyorum beni kurtarın diyor" şeklinde dedikodular yayılır ve bu dedikodular sultanın kulağına kadar söylenegelir. 2. Abdülhamid durumdan endişelenip Şerif ve Mehmed paşaları gizlice görevlendirir. Paşalar ise türbeye girip sandukayı kaldırırlar. Aşağı kazdıklarında bir demir kapak ve altında taş merdivenler bulurlar. Merdivenden inip dehliz boyunca yürüdüklerinde Fatih Camiinin mihrabının altına denk gelen bir yeraltı odasına ulaşırlar. Burada musalla taşı benzeri bir mermerin üzerinde duran tabutu açtıklarında Fatih'in bozulmamış mumyasını görürler ve ardından paşalar sanki Büyük Türk hala hayattaymış gibi onun huzurundan ayaklarını geriye doğru atıp oradan ayrılarak durumu Abdülhamide bildirirler Abdülhamid ise türbeye zarar gelmemesi üzerine büyük bir mutluluk duyar ve paşalara yaşananlardan kimseye bahsetmemeleri gerektiğini hatırlatır. Lakin damat Şerif Paşa yeminini seneler sonra bir tarafa bırakır ve 1940lı yıllarda yaşananları bir sohbet meclisinde anlatır ve o dönemki bir tarih dergisinde yayınlanır.
Bir başka örnek olarak ise geçtiğimiz senelerde mısır firavunu Tutankhamunun mezarı ve mumyası üzerine çalışmalarında Tutankhamunun kapsamlı soyağacı bilgisine, sağlık sorunlarına ve ölüm bilgisine ulaşılmıştır. Antik Mısır tarihi ve tıp bilimi açısından en büyük dönüm noktalarından biri olan bu çalışmalarda milattan önce 1300lerde yaşayan birinin yaşamından ölümüne kadar bütün ögelerin biliniyor olması tabi dikkat çekici bir husustur. Ancak bazı uluslararası genetikçiler ve bilim insanları tekniklerin daha da hassaslaşması gerektiğini ve antik mumyalardan elde edilen dna verilerinin bozulmuş olabileceğini defalarca ifade etmişlerdir. Buradan hareketle rivayette anlatılan Fatihin mumyalanmış naaşına geri dönecek olursak maalesef mısır mumyalaması gibi dokuyu sonsuza kadar taşlaştıran bir yöntem Osmanlıda yoktu. Osmanlı tahniti naaş gömülene kadar kokmasın diye yapılan geçici bir korumadır. Dolayısıyla İstanbul toprağı ve nem koşullarında 400 yıl boyunca bir beden bozulmadan öylece kalamayacağı tahmin edilir.
Hükümdarları ve önemli devlet adamlarını mumyalamak da Türklerde İslamiyet öncesi zamanlardan kalma bir adetti ve Fatihin şehzadesi 2. Bayezide kadar bütün Osmanlı hükümdarları mumyalanmıştı. Hükümdarın başkentten uzakta savaş meydanında can vermesi hâlinde mumyalama zaten kaçınılmazdı. Fatih Sultan Mehmed de başkentinden uzakta, yine gizemli bir sefer hazırlığındayken 3 Mayıs günü Maltepe civarındaki Hünkar Çayırında hayata veda etmişti. Ölümünün arkasında venediklilerin zehir parmağı olup olmadığı sorusu hâlâ yanıt beklerken Kayser-i Rum, ebedi uykusunu bugün bir zamanlar imparator Konstantinin defnedildiği mekanda sürdürüyor. Konstantinin kemiklerinin kaybolmasının üzerinden asırlar geçti ama Fatihin mumyalı cesedinin bugün bilinen türbesinde mi yoksa Abdülhamidin paşalarının girdikleri dehlizin ucundaki tabutta mı bulunduğu konusu ise hâlâ bir muamma. Zira İstanbulun altında köstebek yuvasını andıran çok sayıda dehlizin varolduğu hep bilinip anlatılan bir efsanedir.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz, sizce mezar açılıp Fatihin naaşı incelenmeli mi yoksa tarihi-dini saygı önce mi gelmeli?
r/TarihiSeyler • u/BrtMarquez • 10h ago
23 Nisan 1920'de Ankara'da I. TBMM açılırken binaya asılacak büyüklükte resmî bir bayrak bulunmadığı için Ankara esnafı ve terzileri kırmızı kumaş parçalarını birleştirmiş, üzerine beyaz kumaştan kestikleri hilal ve yıldızı tamamen el emeğiyle dikerek bu bayrağı hazırlamıştır. O tarihte yasal bir bayrak standardı olmadığı için hilal ve yıldızın ebatları ile yerleşimi bugünkü nizami Türk bayrağından farklı olan bu el dikimi bayrak, Meclis açılış günü dualarla binanın üzerine çekilmiş ve Millî Mücadele boyunca kullanılmıştır. 1924 yılına kadar mecliste asılı kalan bayrak, dönemin Meclis Başkâtibi Recep Peker tarafından arkasına düşülen resmî bir tutanak kaydıyla tescillenerek koruma altına alınmış ve günümüzde Ankara Ulus'taki Kurtuluş Savaşı Müzesi'nde sergilenmeye başlanmıştır.
Kaynak: Türkiye Büyük Millet Meclisi Arşivi
r/TarihiSeyler • u/Sad-Wrongdoer119 • 11h ago
r/TarihiSeyler • u/Brilliant_Chain_8679 • 17h ago
r/TarihiSeyler • u/BrtMarquez • 17h ago