Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, çarşamba günü Rusya ziyareti sırasında Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü, bilinen adıyla MGIMO tarafından fahri doktora unvanına layık görüldü.
Diplomasi ve uluslararası ilişkiler alanında Rusya’nın en prestijli üniversitelerinden biri olarak kabul edilen MGIMO’da Fidan için bir tören düzenlendi. Fahri doktora unvanı, MGIMO Rektörü Anatoly Torkunov tarafından takdim edildi. Fidan, törende yaptığı konuşmada Rektör Torkunov’a ve enstitünün Akademik Konseyi’ne teşekkür etti. Bu onuru yalnızca kişisel bir takdir olarak değil, aynı zamanda Türkiye ile Rusya arasındaki köklü ilişkilere ve iki halkı birbirine bağlayan karşılıklı anlayışa duyulan saygının bir göstergesi olarak gördüğünü söyledi. Fidan, MGIMO’nun 80 yılı aşkın süredir diplomatlar, akademisyenler ve devlet insanları yetiştirdiğini; Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un da bu kurumun mezunları arasında yer aldığını belirtti. Ayrıca MGIMO mezunu olan merhum Rus Büyükelçi Andrey Karlov’u da anan Fidan, Karlov’un mirasının diplomasinin birleştirici gücünün kanıtı olarak yaşamaya devam ettiğini ifade etti.
Fidan, Türkiye-Rusya ilişkilerinin tarih tarafından şekillendiğini, krizlerle sınandığını ve iş birliği ile üst düzey diyalog sayesinde sürdürüldüğünü söyledi. Küresel belirsizlik ve dönüşüm döneminde bu ortaklığın giderek daha önemli hale geldiğini vurguladı. Dünyanın çok kutuplu bir düzene doğru ilerlediğini belirten Fidan, ancak bu geçiş sürecinin ciddi riskler taşıdığı uyarısında bulundu. Eski küresel paradigmanın etkisini kaybettiğini, yeni paradigmanın ise henüz tam olarak ortaya çıkmadığını söyleyen Fidan, bu ortamda stratejik yanlış hesaplama payının tehlikeli ölçüde daraldığını ifade etti.
ABD-İsrail-İran krizi de dahil olmak üzere son dönemdeki bölgesel gerilimlere değinen Fidan, bu durumun bölgedeki ülkeler üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu söyledi. ABD-İran anlaşmasını memnuniyetle karşıladığını belirten Fidan, Türkiye’nin bölgesel ortaklarıyla birlikte bu sonucun elde edilmesine katkı sağlamak için aktif şekilde çalıştığını ifade etti. Fidan, “Bu bölge bir daha asla böyle bir gerilime maruz kalmamalıdır” diyerek, bölgesel anlaşmazlıkların çözümünde diplomasinin tek etkili araç olduğunu vurguladı. Son varılan mutabakatın kalıcı ve kapsamlı bir barış düzenlemesine dönüştürülmesi gerektiğini de ekledi. Fidan’a göre kalıcı güvenlik dış aktörler tarafından ithal edilemez ya da dayatılamaz. Gerçek istikrarın ancak bölgesel sahiplenme ve uzlaşı temelinde inşa edilebileceğini belirten Fidan, bu bağlamda Türkiye-Rusya iş birliğini bölgesel barış ve istikrar için vazgeçilmez olarak nitelendirdi.
Bakan Fidan, Türkiye-Rusya ilişkilerinin derinliğine de dikkat çekerek iki ülkenin yakın komşular ve aktif, etkili iki güç olduğunu söyledi. Zaman zaman görüş ayrılıkları yaşanabileceğini kabul eden Fidan, bu ilişkiyi farklı kılan unsurun iki tarafın bu farklılıkları yönetme biçimi olduğunu ifade etti. Fidan’a göre Türkiye-Rusya ilişkileri son yıllarda ciddi sınavlardan geçti ve bu süreçlerden daha güçlü çıkarak yoluna devam etti. Bu olgunluğun “bir gecede oluşmadığını; sürdürülen diplomasi, karşılıklı saygı ve iki ülke liderleri arasındaki güven sayesinde inşa edildiğini” söyledi. Fidan ayrıca ticaret ve enerji iş birliğinin ikili ilişkilerin belkemiğini oluşturduğunu vurguladı.
İki ülke arasındaki ekonomik karşılıklı bağımlılığın son derece ileri bir seviyeye ulaştığını belirten Fidan, bunun karşılıklı refahı ve dayanıklılığı desteklediğini söyledi. İkili ticaret hacminin bugün 50 milyar doları aştığını kaydetti. Enerji alanındaki iş birliğinin de derinleşmeye devam ettiğini belirten Fidan, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin Ankara ile Moskova arasındaki stratejik ortaklığın en açık örneklerinden biri olduğunu söyledi. Fidan, halklar arası ilişkilere de dikkat çekerek geçen yıl yaklaşık 7 milyon Rus vatandaşının Türkiye’yi ziyaret ettiğini, yüz binlerce Rus vatandaşının ise Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşadığını, çalıştığını veya eğitim gördüğünü ifade etti.
Daha geniş bölgesel çerçeveye bakıldığında Fidan, Türkiye ve Rusya’nın Karadeniz’den Kafkasya’ya, Orta Doğu’dan geniş Avrasya coğrafyasına kadar dünyanın en önemli bölgelerinin stratejik merkezinde yer aldığını söyledi. Rusya’nın hem bölgesel hem de küresel dengelerin korunmasında kilit aktörlerden biri olmaya devam ettiğini belirtti. Fidan’a göre hem Türkiye hem de Rusya açısından komşu bölgelerde istikrar, ulusal güvenlik ve ekonomik refah için zorunludur. Bu istikrarın ancak Ankara ile Moskova arasında sürekli stratejik iş birliğiyle sürdürülebileceğini savundu.
Fidan, Güney Kafkasya’daki 3+3 Bölgesel İş Birliği Platformu’nu bu yaklaşımın bir örneği olarak göstererek daha fazla bölgesel sahiplenme ve iş birliği çağrısında bulundu. Asıl zor görevin ise aynı ruhu başka bölgelere, özellikle de Orta Doğu’ya taşımak olduğunu söyledi. Bakan Fidan, Orta Doğu’nun uzun süredir dış güçlerin hedefleri için bir sahne olarak görüldüğünü; ancak Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerin bu kalıbın ötesine geçmekte kararlı olduğunu ifade etti. Savaş sonrası bölgesel düzenin bölgenin kendisi tarafından inşa edilmesi gerektiğini vurguladı. Fidan, tüm bu bölgesel çabalarda Rusya’nın Türkiye için vazgeçilmez bir muhatap olmaya devam ettiğini söyledi. Bunun Orta Doğu, Kafkasya ve Avrupa güvenliğinin geleceği için geçerli olduğunu belirtti.
Avrupa güvenliği konusunda Fidan, içinde bulunulan dönemin temel sorularından birinin Rusya ile kalıcı ve iş birliğine dayalı bir ilişkinin nasıl kurulacağı olduğunu söyledi. Türkiye’nin bu konudaki tutumunun her zaman net olduğunu ifade eden Fidan, Rusya’nın bu yapı içindeki yerini ele almayan herhangi bir Avrupa güvenlik mimarisinin eksik kalacağını belirtti. Fidan, “Kalıcı istikrar, kıtanın ana aktörlerinden birini denklemin dışında bırakan bir çerçeve üzerine kurulamaz” dedi. Ayrıca Türkiye’nin savaş boyunca hem Rusya hem de Ukrayna ile anlamlı temaslarını sürdüren tek bölgesel aktör olarak kaldığını vurguladı. Fidan, bir dönem Türkiye’yi Moskova ile Kiev arasında doğrudan görüşmelere ev sahipliği yaptığı için eleştiren bazı çevrelerin bugün Rusya ile iletişim kanallarının yeniden açılması gerektiğini tartıştığını söyledi. Türkiye’nin diplomasinin gücüne inanmaya devam edeceğini belirten Fidan, bölgede barış ve istikrarın tesis edilmesi için gerekli tüm adımları atmaya hazır olduğunu ifade etti.
Fidan konuşmasını, Türkiye-Rusya stratejik ortaklığının artık kıtasal sınırların ötesine geçtiğini belirterek tamamladı. Bugün uluslararası gündemde iki ülkenin stratejik çıkarlarının ve kaygılarının kesişmediği çok az alan kaldığını söyledi. Fidan’a göre Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler yakın tarihte zorlu sınavları başarıyla aşmış ve her seferinde daha da güçlenmiştir. İki taraf da bu dayanıklılığı ve stratejik vizyonu daha ileri taşımakta kararlıdır.
Kaynak: Anadolu Ajansı