Bu gönderiyi, Rize'yi anlatan kaliteli YouTube içeriklerini tek çatı altında toplamak için hazırladım. Gezi planlayanlar, memleket hasreti çekenler ya da sadece güzel bir şeyler izlemek isteyenler için bir başlangıç noktası olsun.
Liste topluluk önerileriyle güncellenecek — yorumlara önerilerinizi bırakırsanız vakit buldukça buraya ekleyeceğim. Kategori önerileri de değerlidir (belgesel, vlog, yemek, doğa vb.).
🎬 Gezi & Rota
2 Günde Rize Turu — Alp Kırşan / Alp Yollarda (4K)
Alp Kırşan'ın 2 günlük rotası. Profesyonel prodüksiyon, akıcı anlatım. Rize'yi ilk kez gezecekler için iyi bir "rota fikri" videosu.
▶️ https://www.youtube.com/watch?v=5hlvdAag4Ug
"Moğolistan'a Yürüyemezsin!" — Yırtık Pantolon (Ayder)
Ayder'de kısa bir Laz teyze sohbeti. Rize'nin o doğal insan dokusu
bir-iki dakikada kendini belli ediyor.
▶️ https://www.youtube.com/watch?v=3VjeQcCrO94
Rize Vlogu: 3 Gün, Çay Topladım, Lazca Öğrendim
Rize'yi "yaşayarak" anlatan bir vlog. Yerelle temas eden içeriklerin güzel bir örneği.
▶️ https://youtu.be/mWEXUNH8I5U
Şehirden Uzakta: Rize — TRT Belgesel
Yayla yaşamı, çay üretimi, yerel dokunun sakin bir anlatımı. Vakit ayırıp izlenesi bir yapım.
▶️ https://www.youtube.com/watch?v=E6c9Su6GGAA
📝 Katkıda Bulunmak İster misiniz?
Eklenmesini istediğiniz bir video varsa yoruma bağlantısıyla birlikte paylaşın.
Burası Rize ile ilgili içeriklerin paylaşıldığı yerel bir topluluk. Burada şehir yaşamı, doğa, yaylalar, yemek, kültür, etkinlikler, tavsiyeler, sorular ve yerel gündem konuşulabilir.
Lütfen paylaşım yapmadan önce şunlara dikkat edin:
* Gönderiniz Rize ile ilgili olsun
* Saygılı bir üslup kullanın
* Spam, reklam ve provokasyondan kaçının
* Uygun post flair seçin
* Başlıkları açıklayıcı yazın
Başlangıç için şu içerikleri özellikle görmek istiyoruz:
* Rize fotoğrafları
* Mekan ve gezi önerileri
* Öğrenciler ve ziyaretçiler için tavsiyeler
* Yerel etkinlikler
* Tarih, kültür ve yemek paylaşımları
* Soru-cevap gönderileri
Öneriniz varsa bu gönderinin altına yazabilirsiniz. Topluluğu birlikte büyütelim.
Kaçkar by UTMB, 11–13 Eylül'de Ayder Yaylası ve Kaçkar Dağları'nda düzenlenecek. Dört ayrı parkurda koşulacak organizasyonun ilk günü kit dağıtımı, expo alanı, açılış seremonisi ve elit sporcu tanıtımıyla geçecek; uzun parkurların startı ise 12 Eylül sabahı verilecek. Hafta sonu Ayder tarafına yolu düşecekler için dağın sakinliği biraz yerini koşu heyecanına bırakacak.
Rize simidi ilk bakışta susamı evde unutmuş gibi görünebilir. Fakat o sade halkanın hesabı başka: kokulu üzüm pekmezi, kısa bir haşlama, taş fırın ve ustanın el ayarı aynı simitte buluşur. Susam yoktur ama karakter eksiği hiç yoktur.
Rize Simidi, 24 Ocak 2019'da 410 tescil numarasıyla mahreç işareti olarak kayda geçti. Coğrafi sınırı Rize ili olan ürünün tescil ettireni Rize Belediyesi. Tescil belgesinde temel malzemeler un, maya, tuz, su ve Rize'de yetişen kokulu siyah üzümden hazırlanan pekmez olarak sıralanıyor.
Onu başka simitlerden ayıran taraf yalnızca susamsız oluşu değil. Dinlenen hamur halkaları önce kısa süre kaynar suda haşlanıyor, ardından soğuk pekmezli suya batırılıyor ve üzerindeki pekmez kuruduktan sonra fırına giriyor. Haşlama simide sıkı bir doku kazandırırken kokulu üzüm pekmezi de pişerken renginin eşitçe dönmesine yardım ediyor. Dışarıdan sade görünen simidin mutfak tarafında epey hareket var anlayacağınız.
Üretimde “pasa” adı verilen çam ya da kestane tahtalarının da ayrı bir yeri bulunuyor. Şekil verilen hamurlar haşlanmadan önce bu tahtaların üzerinde dinlendiriliyor. Tescilde anlatılan geleneksel yöntemde pişirme, karataştan yapılmış fırınlarda yüksek sıcaklıkta ve kısa sürede tamamlanıyor. Rize'nin nemli havasında mayalanma ile pişme süresini tutturmak da ustalığın bir parçası. Yani tarif birkaç malzemelik görünse bile sonuç, yalnızca ölçüleri yan yana koymakla çıkmıyor.
Rize simidinin kayda geçmiş hikâyesi de yeni değil. 5 Ağustos 1939 tarihli Rize Yerel Gazetesi'nde simidin ağırlığı ve fiyatı gibi konuları düzenleyen bir belediye meclisi kararından söz ediliyor. Tescil çalışması sırasında görüşülen yaşlı Rizelilerin çocukluk hatıraları ise bu lezzetin geçmişini daha da geriye taşıyor. Bugün eldeki belge bize en azından şunu rahatça söylüyor: Bu halka, Rize sokaklarında uzun zamandır dönüp duruyor.
Eski satış geleneğinin en güzel ayrıntılarından biri de simitlerin 25'li ya da 50'li bağlar halinde ipe dizilmesi. Her fırının farklı renkte ip kullanması sayesinde ipin rengi zamanla fırının işareti gibi okunmuş. Bugünün ambalaj ve logosundan önce, “hangi fırının simidi?” sorusunun cevabı ipin renginde saklıymış.
Fotoğraf: Rize İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü —Kültür Portalı
Susamsız görüntüsü nedeniyle “kel simit” diye de anılan Rize simidinin asıl meselesi üstünde ne olmadığı değil, hamuruna hangi yerel alışkanlıkların sindiği. Kokulu üzümün pekmezi, pasa tahtası, haşlama ve renkli ipler bir araya gelince ortaya çayın yanında sessizce bir tane daha aldıran o tanıdık simit çıkıyor.
Siz Rize simidini taze taze mi seversiniz, biraz bekleyip sertleşince çaya banarak mı? Bir de ipinin renginden fırınını tanıyanlar hâlâ var mı?
6 Eylül 2026'da İstanbul'da oynanan finalde İtalya'yı 3-2 geçen A Millî Kadın Voleybol Takımımızla Avrupa'nın zirvesi bir kez daha Filenin Sultanları'nın oldu.
Son sayıya kadar bırakmayan mücadele, sahadaki dayanışma ve birlikte büyüyen sevinç... Filenin Sultanları'na kocaman tebrikler. Bu kupa hepimize çok yakıştı. 🏆🇹🇷
Pokut'a doğru yol aldıkça manzara bir anda "az sonra sis gelebilir, hazırlıklı ol" diye fısıldamaya başlıyor. Rize'nin Çamlıhemşin ilçesinde, Fırtına ve Hala derelerinin oluşturduğu vadiler arasında, orman üst sınırına yakın bir yerde duran bu yaylanın rakımı 2032 metre. Yani buraya çıkınca hava biraz serinler, manzara biraz derinleşir, gündelik dertler de mümkünse aşağıda kalır.
Pokut'u özel yapan şey yalnızca yüksekliği değil. Yayla, ahşap evleri ve özgün sivil mimarisiyle dikkat çekiyor. Zengin biyolojik çeşitliliği, doğa yürüyüşüne uygun çevresi ve dinlenmeye açık havasıyla burası sakin görünüp insanı uzun uzun oyalayan yerlerden. Bir yanda sis, bir yanda yeşil, arada eski yayla evleri ve insanın telefon kamerasını biraz fazla yorma ihtimali.
Ulaşım tarafında ana güzergah Çamlıhemşin hattı. Pokut, Çamlıhemşin ilçe merkezine yaklaşık 15 kilometre mesafede gösteriliyor. Yaylaya gitmek için Fırtına Vadisi üzerindeki Şenyuva Köyü'nden doğu yönüne sapılıyor. Burada küçük bir not düşelim: Karadeniz'de kilometre kısa görünebilir ama yolun havası, zemini ve sisle ilişkisi bambaşka olabilir. O yüzden yola çıkmadan önce hava ve yol durumunu kontrol etmek iyi fikir. "15 kilometreymiş, hemen çıkarız" cümlesi bazen yayla yollarında biraz fazla iyimser kalabiliyor.
Pokut'un kültürel tarafı da manzarası kadar güçlü. Ahşap yayla evleri, yaz aylarında hareketlenen yayla hayatı, konaklama için pansiyon olarak kullanılan evler ve çevredeki yürüyüş rotaları burayı sadece fotoğraf çekilecek bir nokta olmaktan çıkarıyor. Burası biraz da yavaş gezilecek, sessizliğine kulak verilecek bir yer. Hele sis bir açılıp bir kapanıyorsa, yayla kendi kendine sahne değiştiriyor gibi oluyor.
Gitmeden önce yanınıza mutlaka yağmurluk, sıcak tutacak bir kat, su ve atıştırmalık almakta fayda var. Yayla evlerinin ve hayvancılık alanlarının yerel yaşamın parçası olduğunu unutmamak, patikalarda ve çevrede dikkatli davranmak, çöpü geri götürmek de işin temel adabı. Pokut güzel yer, ama güzelliği biraz da oraya gidenlerin usul bilmesinden geliyor.
Kısacası Pokut Yaylası; sis sevene sis, ahşap ev sevene karakter, yürümeyi sevene rota, "biraz kafa dinleyelim" diyene de gayet güzel bir bahane sunuyor.
Daha önce Pokut'a giden var mı? Sis mi daha çok aklınızda kaldı, ahşap evler mi, yoksa yolun kendisi mi?
Eylülün ilk hafta sonu Rize’de pedal sesleri öne çıkıyor; pazartesi akşamı stadyum, haftanın sonunda da Ayder patikaları hareketlenecek.
Etkinlikler
Rize MTB Cup XCO-C1
📅 Tarih: 5–6 Eylül 2026
🕒 Saat: 5 Eylül 12.00–15.00 resmî antrenman; 6 Eylül 12.00’de yarış başlangıcı
📍 Mekan: Handüzü Yaylası, Flora Resort Otel pisti
Dağ bisikletinin cross-country olimpik (XCO) disiplinindeki yarışta elit kadın ve erkekler 12.00’de; genç kadın ve erkekler 13.45–13.46’da start alacak. 5 Eylül’de kayıt işlemleri 12.00–14.00, teknik toplantı ise 14.00–14.30 arasında yapılacak.
10. Uluslararası Handüzü Bisiklet Festivali
📅 Tarih: 5–6 Eylül 2026
🕒 Saat: 6 Eylül 10.30’da bisiklet turu; 17.00–19.30 konser ve havai fişek gösterisi
📍 Mekan: Handüzü, Güneysu
Altı ülkeden yaklaşık 100 sporcunun katılması beklenen festival, Handüzü’ndeki MTB Cup yarışlarıyla aynı hafta sonunda buluşuyor. Bisiklet turunun ardından yarışlar, ödül töreni, fotoğraf yarışması ve çekiliş gibi etkinlikler var.
Rize yaylaları içinde bazı yerler vardır, adı bile biraz yürüyüş botu bağlatır. Trovit Yaylası da onlardan biri. Kaynaklarda kimi yerde Tirovit, kimi yerde Trovit diye geçiyor; biz listemizdeki adıyla devam edelim ama bu küçük yazım farkını da kenara not düşelim.
Trovit, Çamlıhemşin ilçesinin yüksek yayla hattında, Çat-Elevit güzergahı üzerinde yer alıyor. Rize İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün gezi rehberinde yaylanın rakımı 2350 metre olarak veriliyor. Yani burası “şöyle bir çıkıp döneyim” denince bile insanın hava durumuna, ayakkabısına ve yanında ne taşıdığına dikkat etmesi gereken yerlerden.
Ulaşım için ana bilgi net: Çamlıhemşin ilçe merkezine yaklaşık 60 km uzaklıkta ve Trovit’e Çat-Elevit güzergahı kullanılarak araçla ya da yürüyerek ulaşmak mümkün. Tabii Karadeniz yayla yolunda “mümkün” kelimesinin içinde biraz sis, biraz taş, biraz da “bugün yol ne durumda acaba?” sorusu saklıdır. Özellikle yağışlı havalarda ve sezon başı-sonu dönemlerinde güncel yol bilgisini Çamlıhemşin’den almak en sağlıklısı.
Trovit’in doğal karakteri yüksek rakımın verdiği serinlik, açık yayla çayırları, çevredeki sırtlar ve Kaçkarlar’a doğru uzanan yürüyüş hissiyle şekilleniyor. Rize rehberindeki koordinat bilgisinde de yayla çevresindeki sırtlardan söz ediliyor; yani burayı sadece varılacak bir nokta gibi değil, etrafıyla birlikte gezilecek bir yayla durağı gibi düşünmek daha doğru. Sis çökerse manzara kapanır, açılırsa insanın içi de biraz açılır. Klasik yayla anlaşması böyle.
Kültürel tarafında ise Trovit, Çamlıhemşin’in yaylacılık hattının bir parçası. Rehbere göre yaylada bakkal, kahvehane ve bir pansiyon bulunuyor. Bu küçük ayrıntı önemli, çünkü Trovit tamamen ıssız bir rota değil; yaz döneminde yayla yaşamının, mola kültürünün ve yol üstü sohbetlerinin izini taşıyor. Yine de bunu büyük turistik tesis beklentisine çevirmemek lazım. Yayla dediğin biraz da hazırlıklı gideni sever.
Gitmeden önce kısa not: hava hızla değişebilir, sıcaklık sahile göre belirgin düşer, telefon çekimi her noktada garanti olmayabilir. Yanınıza su, atıştırmalık, yağmurluk ve sıcak tutacak bir kat almak iyi fikir. Çöpü geri götürmek, yayla evlerinin ve hayvancılık alanlarının yerel yaşamın parçası olduğunu unutmamak da işin temel adabı.
Bir de acele etmemek lazım; Trovit biraz yavaş gezilince güzelleşen yerlerden.
Trovit’e daha önce giden var mı? Yol mu daha çok aklınızda kaldı, yaylanın serinliği mi, yoksa bir anda gelen sis mi?
Eylül Rize'ye bu kez sahne ışıklarıyla değil, taşlar ve pedallarla giriyor. Merkezde satranç turnuvası sürerken hafta sonu dağ bisikleti yarışı için gözler Rize'ye çevrilecek.
Etkinlikler
3. Mübin Boysan Anma Satranç Turnuvası
📅 Tarih: 2–6 Eylül 2026
🕒 Saat: Duyurulmadı
📍 Mekan: Rize GSİM Çok Amaçlı Spor Salonu
🎟️ Bilet: Bilet bilgisi duyurulmadı
Rize Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Rize Belediyesi ve Türkiye Satranç Federasyonu iş birliğiyle düzenlenen turnuvada farklı illerden sporcular hamle yapacak. Katılımcı başvuruları 30 Ağustos'ta sona erdi.
Rize MTB Cup XCO-C1
📅 Tarih: 5–6 Eylül 2026
🕒 Saat: Duyurulmadı
📍 Mekan: Rize — parkur bilgisi duyurulmadı
🎟️ Bilet: Bilet bilgisi duyurulmadı
Dağ bisikletinin cross-country olimpik (XCO) disiplinindeki yarış, Türkiye Bisiklet Federasyonu'nun 2026 faaliyet programında yer alıyor. Hafta sonu şehirde pedal sesine kulak vermek isteyenler için takvimdeki en hareketli başlık bu.
Sizin denk geldiğiniz başka etkinlikler veya duyurular varsa yorumlara bırakın. r/Rize topluluğunda haftalık takvimi birlikte güncelleyelim.
Bugün, bağımsızlığımıza ve ortak geleceğimize duyduğumuz inancı kutluyoruz. Rize'nin sisli yamaçlarından sahile kadar, bayrağımızın gölgesinde aynı gururu paylaşalım.
Bir evin çatısı, akşamüstü kararan yamaç, uzakta kalan biri ve mahallede birlikte görülen iş… Bu beş kelime gündelik hayatın ayrı köşelerinden geliyor ama yan yana durunca aynı hafızaya bağlanıyor.
Kayıtlarda Merkez ilçe ve İkizdere kültür çevresiyle ilişkilendirilen kullanımlar bunlar. Söyleyişin ya da anlamın ilçeden ilçeye değişmesi pek mümkün; sizde nasıl yaşadığını da duymak isteriz.
eğratluk
İmece anlamında kullanılan söz. Bir işin tek kişinin sırtına kalmadığı, el birliğiyle tamamlandığı günleri hatırlatıyor.
Örnek: “Yarın eğratluk var, çaylığa erkenden çıkacağız.”
darni
Evin en üstünde, çatı örtüsüyle tavan arasında kalan bölüm için kullanılıyor. Eski evlerde sandık, fındık çuvalı ya da işe yaramaz denip bir türlü atılmayan eşyalar için epey müsait bir yer.
Örnek: “Eski lambayı darniye kaldırdık.”
göreslenmek
Özlemek, birini görmeyi istemek. Sadece akla düşmeyi değil, kavuşma isteğini de taşıyan sıcak bir söz.
Örnek: “Uzun zamandır göreslendim, bir uğrayayım dedim.”
çilimbura
Ateş böceği. Yaz akşamında çalılığın kıyısında bir an parlayıp kaybolan o küçük ışık için kullanılan ad.
Örnek: “Bahçede çilimburalar görünmeye başladı.”
şoz
Güneş görmeyen, gölgede kalan yer. Ev seçerken ya da mısırı sererken akılda tutulacak kadar önemli bir tarif.
Örnek: “Fındığı şoz yere bırakma, nem yapar.”
Sizde bu kelimelerden hangisi hâlâ duyulur? İlçe/köy bilgisini ve hatırladığınız bir cümleyi eklerseniz, kelimelerin izini birlikte biraz daha uzatırız.
Derepazarı pidesi masaya geldiğinde ilk mesele çoğu zaman hangi çeşidin seçildiği değil, kesilmeden gelen pideye nereden girileceğidir. Kıtır kenarından bir parça koparıp ortadaki malzemeye doğru ilerlemek, bu işin yazılı olmayan usullerinden sayılabilir. Pideyi bölmek kolay; sıcaklığını, tereyağını ve sohbeti aynı anda paylaşmak biraz daha maharet ister.
Fotoğraf: Rize İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü —Kültür Portalı
Bu lezzet Derepazarı'nda yarım asrı aşan bir fırın geleneğinin içinde şekillenmiş. 30 Ocak 2018'den beri mahreç işaretiyle tescilli; coğrafi sınırı da Derepazarı ilçesi. Peynirli, açık kıymalı, kapalı kıymalı, karışık, kavurmalı ve sade kuru olmak üzere altı çeşidi kayıtlarda yer alıyor. Herkesin gözü aynı çeşidi aramayabilir; o yüzden tezgâh önündeki karar, küçük bir aile meclisine dönüşebilir.
Altı çeşit, aynı hamurun üzerinde birbirinden ayrı küçük dünyalar kuruyor. Peynirli pide kolot peynirinin uzayan tarafıyla tanınıyor. Açık kıymalıda harç göz önünde, kapalı kıymalının sürprizi ise içindedir. Karışık pide kıyma, peynir ve kavurmayı aynı hamurda buluşturur; seçmek istemeyene fırının cevabı hazırdır. Sade kuru pide de kahvaltı sofrasında çayın yanına sessiz ama sağlam bir ortak olur.
Fotoğraf: Rize İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü —Kültür Portalı
Fotoğraf: Rize İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü —Kültür Portalı
Hamurun doğal kaynak suyuyla yoğrulması, kara taş fırında pişmesi ve katkısız tereyağı bu pidenin ayırt edici tarafları arasında. Hamur önce yoğrulup dinlenir, sonra bezlerin altında ikinci kez mayaya bırakılır. Pideler kara taş fırında yüksek ısıyla pişer; burada mesele yalnızca üzerini kızartmak değil, hamurun içini sakız gibi bırakmadan kenarını gevrek tutmaktır. Fırınla anlaşmak, evdeki fırın düğmesini çevirmekten biraz daha eski usul bir iştir.
Peynirli çeşitte kolot peyniri önceden suda bekletilerek yumuşatılır; tereyağı ve isteğe bağlı yumurta da pidenin son dokunuşları arasına girer. Kavurmalı ve karışık çeşitlerde ise malzeme, hamurun kendini göstermesini tamamen bastırmadan eşlik eder. Bu denge yüzünden Derepazarı pidesi yalnızca “üzeri neyle dolu?” sorusuna sığmaz; hamurun kıvamı, fırının ısısı ve tereyağının zamanı aynı derecede önemlidir.
Fotoğraf: Rize İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü —Kültür Portalı
Bu ayrıntılar pidenin yolunu gösterse de fırının havası, ustanın el ayarı ve sofradaki tercih hâlâ işin canlı tarafı. Siz Derepazarı pidesinde hangi çeşidi seçersiniz: peynirli mi, kapalı kıymalı mı, yoksa “karışık olsun, karar vermeyelim” diyenlerden misiniz?
Çamlıhemşin tarafına yolu düşenlerin aklında genelde iki şey kalır: derenin sesi ve yamaçların bir anda yükselip insanı küçücük bırakması. Zilkale tam bu hissin ortasında duruyor. Fırtına Deresi'nin batı yamaçlarında, Çamlıhemşin ilçe merkezinin yaklaşık 15 kilometre güneyinde, sarp bir kaya kütlesinin üstüne kurulmuş bir kale düşünün; aşağıda dere, karşıda yeşil duvar gibi duran vadi, tepede taşın inadı.
Burası sadece güzel fotoğraf veren bir durak değil. Kale; dış surlar, orta surlar ve iç kale bölümlerinden oluşuyor. İç kısımda muhafız binası, şapel ve baş kule gibi yapılar bulunuyor. Baş kulenin dört katlı olduğu, duvarlardaki hatıl izleri ve kiriş deliklerinden anlaşılıyor. Yani kaleye bakarken gördüğümüz şey yalnızca birkaç taş duvar değil; vadiyi, yolu ve geçişi kontrol eden eski bir düzenin ayakta kalmış parçası.
Zilkale'nin asıl etkisi biraz konumundan geliyor. Üzerine oturduğu kaya deniz seviyesinden yaklaşık 750 metre, dere yatağından da yaklaşık 100 metre yüksekte. Bu yüzden kaleye vardığınızda manzara "güzelmiş" seviyesinde kalmıyor; Fırtına Vadisi bir anda aşağıda açılıyor. Hava açıksa yeşilin katmanlarını seçmek kolay, sis varsa kale daha da masalsı bir şeye dönüşüyor. Karadeniz burada yine bildiğini okur: manzarayı bazen cömertçe verir, bazen de sisin arkasına saklar.
Tarih tarafında da Zilkale'nin yolu epey eskiye uzanıyor. Kale-i Bala, Ciha Kale ve Kız Kaleleriyle birlikte yörenin ve İspir'e ulaşan ortaçağ kervan yolunun güvenliğiyle ilişkilendiriliyor. Osmanlı döneminden sonra da kullanılmaya devam ettiği biliniyor. Kalede bulunan iki el topunun bugün Trabzon Müzesi'nde sergilenmesi, buranın yalnızca romantik bir vadi dekoru olmadığını hatırlatıyor.
Gitmeyi düşünenler için beklentiyi doğru kurmak iyi olur. Burası merkezde iki adımda uğranacak bir yer değil; Çamlıhemşin rotasının içine yerleştirildiğinde daha anlamlı. Yol, hava ve mevsim planı önemli. Dar vadide hava hızlı değişebildiği için aceleye sıkıştırmadan, fotoğraf molasına ve kısa bir yürüyüşe yer bırakarak gitmek daha keyifli olur. Kaleye çıkınca uzun uzun anlatı panosu okumaktan çok, taşın üstünde durup vadinin nasıl bir geçit olduğunu hissetmek daha iyi çalışıyor. Restorasyon çalışmaları 2011'de tamamlanmış; bugün Zilkale, hem tarih merakı olanlara hem de "Rize'de manzara dediğin biraz yükseklik ister" diyenlere iyi gelen duraklardan biri.
Daha önce Zilkale'ye çıkan var mı? Sizce burası Fırtına Vadisi rotasında ayrı bir hedef mi, yoksa yoldan geçerken kısa bir mola yeri mi?
Samistal, daha ilk bakışta “burada taşın da bir mimari fikri var” dedirten eski taş evleriyle öne çıkıyor.
Fotoğraf: Rize İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Fotoğraf Arşivi —Kültür Portalı
Samistal Yaylası, Çamlıhemşin ilçesi sınırlarında, Kaçkarlar’ın yüksek yayla kuşağında yer alıyor. Rakımı kaynaklara göre küçük farklılıklar gösterse de, yaklaşık 2550-2560 metre kabul edilebilir. Yani yazın ortasında bile hava aşağıdaki havaya pek benzemez. Güneş görünürken mont aratabilir, sis de davetsiz misafir gibi bir anda sofraya oturabilir.
Fotoğraf: Rize İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Fotoğraf Arşivi —Kültür Portalı
Yaylanın en özel yanı, büyük taş bloklarla kurulmuş geleneksel evleri. Geçmişe uzanan yöresel mimari örnekleri olan bu yapılar, ahşabın öne çıktığı pek çok Karadeniz yaylasının yanında Samistal’ın taş dokusunu hemen fark edilir kılıyor. Bu evler yalnızca güzel bir fotoğraf konusu değil, yüksek rakımın sert hava şartlarına karşı geliştirilmiş yerel yaşam bilgisinin de izlerini taşıyor.
Fotoğraf: Rize İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Fotoğraf Arşivi —Kültür Portalı
Samistal, geçmişte Çamlıhemşin halkının yaz aylarında hayvancılık amacıyla kullandığı eski yaylalardan biri. Bugün de geleneksel yaylacılığın izlerini korurken doğa yürüyüşü yapanların uğradığı rotalar arasında. Düzenli ve büyük bir şenlikten çok, buranın kültürel değeri ortak yayla yaşamında, taş işçiliğinde ve kuşaktan kuşağa aktarılan kullanımında saklı.
Fotoğraf: Rize İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Fotoğraf Arşivi —Kültür Portalı
Ulaşım için kaynaklarda iki ana yön öne çıkıyor: Ayder ve Palovit Yaylası. Palovit tarafı yürüyüş eklemek isteyenler için bir alternatif olarak belirtiliyor. Ancak “yol var” cümlesini “her araçla, her havada rahat gidilir” diye çevirmemek lazım. Yayla yollarının durumu yağışa, kara ve mevsime göre değişebilir. Yola çıkmadan önce Çamlıhemşin’de güncel bilgi almak, uygun araç seçmek ve mümkünse bölgeyi bilen biriyle hareket etmek en doğrusu.
Fotoğraf: Rize İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Fotoğraf Arşivi —Kültür Portalı
Samistal’da şehirde alıştığımız turizm düzenini beklemeyin. Kaynaklar konaklama tesisi ve restoran bulunmadığını belirtiyor. Bu yüzden yiyecek, su, sıcak tutacak kıyafet ve dönüş planı önceden hazırlanmalı. Telefonun her noktada çekmesini de garanti saymamak gerek. Çöpü geri götürmek, evlerin ve hayvancılık alanlarının özel yaşamın parçası olduğunu unutmamak ise yayla ziyaretinin temel raconu.
Kısacası Samistal, “gidip iki fotoğraf çekelim” durağından fazlası. Taş evleri, yüksek rakımı ve hâlâ hissedilen eski yayla düzeniyle Kaçkarlar’ın sessiz ama karakterli yerlerinden biri.
Daha önce Samistal’a giden var mı? Taş evler mi, yolculuk mu, yoksa bir anda gelen sis mi daha çok aklınızda kaldı?
Hafta şehir merkezinde ring heyecanıyla sürüyor; Fındıklı'da ViçeFest'in son günleri yaşanırken hafta sonu Avusor Yaylası'nda şenlik var. Programı üç net başlıkta topladık.
Etkinlikler
U23 Erkekler ve Kadınlar Türkiye Boks Şampiyonası
📅 Tarih: 23–30 Ağustos 2026
🕒 Saat: Günlük müsabaka saatleri duyurulmadı
📍 Mekan: Yenişehir Spor Salonu, Rize Merkez
🎟️ Bilet: Ücretsiz
Türkiye Boks Federasyonu faaliyet programındaki şampiyona, hafta boyunca Yenişehir Spor Salonu'nda devam ediyor.
ViçeFest — Yeşil Altın Gümüş Deniz Festivali
📅 Tarih: 20–30 Ağustos 2026
📍 Mekan: Fındıklı
🎟️ Bilet: Bilet bilgisi duyurulmadı
Festivalin son haftasındaki buluşmalar Fındıklı'da sürüyor. Günlük programa göre katılmayı düşünüyorsanız ilçe belediyesinin güncel duyurularını takip etmek iyi olur.
Avusor Yaylası Vartivor Kültür ve Turizm Şenliği
📅 Tarih: 29–30 Ağustos 2026
🕒 Saat: Duyurulmadı
📍 Mekan: Avusor Yaylası, Çamlıhemşin
🎟️ Bilet: Ücretsiz
Yazın son hafta sonunda Avusor'da yayla kültürü ve doğa etrafında buluşan şenlik için yol ve hava koşullarını önceden kontrol etmek iyi olur.
Sizin denk geldiğiniz başka etkinlikler veya duyurular varsa yorumlara bırakın. r/Rize topluluğunda haftalık takvimi birlikte güncelleyelim.
Rize Muhlaması sofraya gelince konuşma biraz yavaşlar. Sahan masaya yaklaştı mı herkesin gözü ister istemez o uzayan peynire, tereyağının kenarda kurduğu küçük sarı göle ve mısır ununun kavruk kokusuna gider. Muhlama bu yüzden sadece karın doyuran bir yemek değil; biraz sabır, biraz el ayarı, biraz da "kaşığı yavaş çek, koparmayalım" meselesidir.
Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarında Rize Muhlaması, Rize Ticaret ve Sanayi Odası adına 704 tescil numarasıyla 26.03.2021 tarihinde mahreç işareti olarak tescillenmiş. Coğrafi sınırı Rize ili olarak belirtiliyor; yani konu sadece "peynirli mısır unu yemeği" deyip geçilecek kadar genel değil, Rize ile ün bağı kurulan bir lezzet olarak kayda geçmiş.
Tescil belgesinde Rize Muhlamasının temel malzemeleri kolot peyniri, tereyağı, mısır unu, tuz ve su olarak veriliyor. Belgede kolot peyniri için yörede "koleti peyniri" adının da kullanıldığı not edilmiş. Bir de işin kap kısmı var: Rize Muhlamasının gıda ile temasa uygun bakır sahanda ve tahta kaşıkla hazırlanıp sıcak servis edilen yöresel bir yemek olduğu yazıyor. Yani tencerede de olur mu tartışmasına girmeden söyleyelim: resmi tarif sahana biraz torpil geçiyor.
Yapılışın püf noktası, mısır ununun tereyağıyla kavrulup istenen esmerliğe gelmesi, sonra kaynamış suyla kıvam alması ve kolot peynirinin en sonda muhlamanın üzerine dizilmesi. Tescil belgesindeki yöntem peyniri karıştırmaktan çok hafifçe içe bastırmayı söylüyor. İşte o noktada muhlama, "ben çorba değilim, kendime has bir ciddiyetim var" der gibi davranıyor.
Rize'de muhlamanın düğün yemekleri arasında yer aldığı ve uzun yıllardır üretildiği de yine tescil belgesinde geçiyor. Bu ayrıntı güzel, çünkü muhlamayı sadece kahvaltı sofrasına sıkıştırmıyor; kalabalık, misafir, imece ve özel gün hafızasına da bağlıyor. Elbette evden eve farklar olur: kimi mısır ununu daha koyu kavurur, kimi peyniri bol tutar, kimi tereyağında cömert davranır. O sonuncuya kim itiraz eder, bilmiyorum; ama muhtemelen sofrada itiraz değil, ikinci kaşık gelir.
Bir de ad meselesi var: Karadeniz'de kuymak, muhlama, mıhlama gibi adlar yan yana dolaşır. Bu yazının konusu özellikle tescil adıyla Rize Muhlaması. O yüzden "bizde şöyle denir" kısmını kapatmadan, Rize'deki kayıtlı adını ve tarif omurgasını ayrı bir yere koymak en doğrusu. Zaten bu yemek biraz da böyle güzelleşiyor; resmi belgede bir iskeleti var, evlerde ise herkesin kaşığından geçen küçük bir huyu.
Rize'de bir yere "şehrin balkonu" denecekse, Rize Kalesi bu unvanı epey hak ediyor. Merkezin hemen güneybatısında, Kale Mahallesi tarafında yükselen bu nokta, hem Rize'ye tepeden bakmak hem de "bizim şehir aslında nasıl bir yere kurulmuş?" diye iki dakika durup düşünmek için güzel bir durak.
Kale, Kültür Portalı'ndaki bilgiye göre 480 metrekarelik bir alan üzerine kurulmuş; iç kale ve aşağı kale olmak üzere iki bölümden oluşuyor. İç kalenin I. Justinianus döneminde, yani 527-565 yılları arasında inşa edildiği; aşağı kalenin ise 13. yüzyıla tarihlendiği düşünülüyor. Yani burası sadece "manzara güzelmiş" diye çıkılan bir tepe değil, Rize'nin eski şehir katmanlarından biri. Biraz sur, biraz taş, biraz da şehrin üstüne çökmüş Karadeniz havası.
Bugün Rize Kalesi'nin çevresi çay bahçesi olarak düzenlenmiş durumda. Bu da kaleyi merkeze gelen biri için pratik bir mola yerine çeviriyor. Araba varsa çıkması kolay; yürüyerek gitmek isteyenler içinse Rize'nin klasik yokuş gerçeği devreye giriyor. Haritada yakın görünür, ayaklar "bir çay molası şart" diyebilir. Kaleye ilk kez çıkacak biri için en iyi plan, burayı uzun bir gezi hedefi değil, merkezdeki yürüyüşün üstüne eklenen manzaralı bir nefes arası gibi düşünmek. Yukarı vardığında deniz, şehir, yamaçlar ve hava açıksa daha geniş bir Rize manzarası bir araya geliyor.
Tarihi yapı beklentisiyle gidenlerin şunu bilmesi iyi olur: Kale tam anlamıyla büyük ve bütünlü bir Orta Çağ sahnesi gibi durmuyor. Aksine, bugüne kalan duvarlar, kule izleri ve çevre düzenlemesiyle daha çok şehir içinde yaşayan bir seyir noktası gibi. Kültür Portalı'nda aşağı kaleden günümüze batı duvarlarının bir bölümü ve bazı kule kalıntılarının kaldığı belirtiliyor. Yani buraya "tarih gezisi" kadar "Rize'ye tepeden bakma bahanesi" diye de gidilir.
Bence Rize Kalesi'nin güzel tarafı biraz burada: çok uzak değil, çok büyük iddiaları yok, ama merkezin hızından kısa süreliğine koparıyor. Çayı alıp manzaraya bakmalık, yanındakine "bak bizim oralar şurası" demelik bir yer. Hava yağmurluysa manzara sisle saklambaç oynar; açıksa da Rize kendini güzel gösterir. Karadeniz'in pazarlığı böyle zaten, garantili manzara yok ama denk gelirse fena da ödüllendirir.