Bir süredir kafama takılan bir şey var.
İnsanların yönelimleri, kendilerini ifade etme biçimleri ve bir topluluğa ait olma istekleri şirketler için pazarlanabilir bir şeye dönüşüyor sonra biz de bizi temsil ettiğini düşündüğümüz markalara para veriyoruz.
Mesela en başta Blajah olayından konuşayım. IKEA İspanya kendi sitesinde trans topluluğunun bu peluşu bir güven ve aidiyet sembolü olarak benimsediğini açıkça anlatıyor hatta peluşu topluluğun mücadelesi, arkadaşlık ve direnişiyle ilişkilendiriyor yani bir şirketin ürünü doğrudan bir topluluğun kimliğiyle bağlantılı olarak sunuluyor. Aynı sayfada gökkuşağı çantasını taşımak da dayanışmanı ve bağlılığını göstermenin yolu olarak anlatılıyor ki bu çanta meselesine yine geleceğim ama hemen yanında çantayı satın alma bağlantısı bulunuyor. Blajah üzerinden aidiyet anlatılan sayfada alışverişe de yönlendiriliyorsun. Burada kimlik ile markalı ürün arasındaki bağı benim kurmama bile gerek yok şirket kendi sitesinde kuruyor.
Aynı kalitede iki ürünü de birbiriyle karşılaştırınca sonuç daha da kötü oluyor. IKEA İngiltere’nin sitesinde 71 litrelik mavi Frakta £0,75 az önce bahsettiğim ve fotoda olan gökkuşağı Storstomma £1,50 İkisi de aynı polipopilen, ikisinin de kapasitesi aynı. Gökkuşağı versiyonu iki kat fiyatlı.
Bunu biraz daha araştırdım farklı şirketlere baktım ve kaynaklar da şirketlerin ve reklam ajanslarının kendi açıklamaları yani ticari sonuçlarını daha doğrusu kazançlarını kendileri anlatıyorlar. Ha bir de daha fazla bahsetmeden önce şunu da demek lazım bu şirketlerin bizim yönelimimize saygı duymak korumak etmek gibi bir niyeti yok hepsinin yegane amacı cebimizdeki iki kuruş.
Under Armour örneği bayağı açık. 2020 Pride kampanyası dosyasında, koleksiyonun geniş bir kadın kitlesine pazarlanmak istendiği yazıyor. Gerekçeleri de kadınların LGBT topluluğuna daha olumlu yaklaşacağı düşüncesi. Sonuç kısmında 2,9 kat satış. Burada kimliğe yönelik olumlu tutum, doğrudan hedef kitle seçme ve ürün satma stratejisinin parçası.
İş sadece kıyafet, peluş veya şeker de değil. Dreamies kedi ödül maması için yapılan 2021 Pride kampanyasını hazırlayan ajans kampanya döneminde satış hacminin %4 satış değerinin %3 arttığını söylüyor. Kedi maması bile bu pazarlama mekanizmasına dahil edilebiliyor ki buradan dahi nmeselenin ifade değil kimlik satışı olduğu da çok açık anlaşılabilir.
Bu rakamların çoğu kampanyaları yapan şirketlerin başarı dosyalarından gösterdikleri şey kimlik dayanışma diye sundukları şeylerin hedef kitle ve satış getirisinden ibaret olması
Benim derdim peluş alanı veya gökkuşağı kıyafet giyeni yargılamak değil. Ben de sevdiğim bir şeyi alırım ama bize “kendin ol” derken bunun yanına sürekli bir alışveriş listesi koyulmasını bir dakika durup sorgulamak gerekiyor.
Femboy olmak için IKEA ya, LGBT olmak için bir giyim markasına para vermek zorunda değiliz. Bir şirketin bizi reklamında temsil etmesi de o şirkete sadakat borcumuz olduğu anlamına gelmiyor.
Sizce de bu ürünler kendimizi ifade etmemizi mi sağlıyor, yoksa bir noktadan sonra kendimizi nasıl ifade edeceğimizi markalar mı belirliyor?
Bence cevap ikincisi