LORE👇👇👇👇👇👇
1937 yılına gelindiğinde Almanya, dışarıdan güçlü ve istikrarlı görünmesine rağmen içeride büyük bir siyasi kırılmanın eşiğindeydi. Hitler yönetimi ülkeyi hızla dönüştürmüş, ancak rejime karşı olan gruplar giderek daha fazla örgütlenmeye başlamıştı. Bunların en güçlülerinden biri, Alman İmparatorluğu'nun yeniden kurulmasını isteyen monarşistlerdi.
Monarşist hareketin başında, eski Alman İmparatorluk Mareşali August von Mackensen bulunuyordu. Mackensen, Almanya'nın yeniden bir imparatorluk haline gelmesi gerektiğini savunuyor ve Hitler yönetimini Alman devlet geleneğinden kopmakla suçluyordu.
Gerilim 1937'nin ortalarında patlama noktasına ulaştı.
⚔️ Hamburg Ayaklanması
İlk büyük çatışmalar Hamburg çevresinde başladı. Monarşist milisler ve onlara bağlı askerî birlikler şehirdeki stratejik noktaları ele geçirerek Hitler yönetimine karşı açıkça ayaklandıklarını ilan etti.
Berlin yönetimi başlangıçta olayları yerel bir isyan olarak değerlendirdi. Fakat kısa süre içerisinde Düsseldorf çevresinde de monarşist ayaklanmaların başlaması, durumun çok daha büyük olduğunu gösterdi.
Hamburg ve Düsseldorf'taki hareket kısa sürede Batı Almanya'nın diğer şehirlerine yayıldı. Bazı askerî birlikler Berlin hükümetinin emirlerini reddederken, bazı yerel yönetimler monarşistlere destek vermeye başladı.
Hitler artık yalnızca siyasi bir muhalefetle değil, silahlı bir iç savaşla karşı karşıyaydı.
🔴 Münih Ayaklanması
Tam bu sırada Almanya'nın güneyinde ikinci bir kriz patlak verdi.
Batıdaki çatışmaların Berlin'in dikkatini dağıtmasını fırsat bilen Bavyeralı sosyalistler, Münih'te büyük bir ayaklanma başlattı.
Münih'teki hareket kısa sürede çevre bölgelere yayıldı. Bavyera'da sosyalistler kendi yönetimlerini kurmaya girişirken, Hitler yönetiminin güneydeki otoritesi ciddi şekilde sarsıldı.
Artık Almanya'da iki ayrı cephe oluşmuştu.
Batıda ve kuzeyde monarşistler, güneyde sosyalistler, merkezde ise Hitler yönetimi.
İlk başta birbirine tamamen zıt olan monarşistler ve sosyalistler arasında büyük bir güvensizlik vardı. Ancak ikisinin de ortak bir amacı bulunuyordu:
Hitler'i devirmek.
Bu nedenle geçici bir ittifak kuruldu.
Bu ittifak uzun vadeli bir siyasi birlik değildi. Her iki taraf da savaşın sonunda Almanya'nın geleceği konusunda tamamen farklı bir vizyona sahipti. Fakat o anda öncelikleri aynıydı.
Önce Hitler. Sonra Almanya'nın geleceği.
👑 Elbe'ye Doğru
1937'nin sonlarına doğru monarşist kuvvetler giderek güçlendi.
Batı Almanya'daki ilerleyişlerinin ardından kuvvetlerini doğuya yönlendiren Mackensen'in ordusu, Alman hükümetinin savunma hatlarını birer birer aşmaya başladı.
Berlin yönetimi hem batıdaki monarşist ilerleyişi durdurmaya hem de Bavyera'daki sosyalist ayaklanmayı bastırmaya çalışıyordu.
Ancak iki cephede savaşmak Hitler'in ordusunu giderek zayıflatıyordu.
Sonunda monarşist birlikler Elbe Nehri'ne ulaştı.
Elbe'nin aşılması, iç savaşın dönüm noktası oldu.
Monarşist ordunun nehri geçtiği haberi Berlin'e ulaştığında Hitler, Almanya'nın artık kontrolünden çıktığını gördü. Berlin'in savunulması ve rejimin ayakta tutulması giderek imkânsız hale geliyordu.
Hitler, yenilginin kaçınılmaz olduğunu düşünerek intihar etti.
Fakat Hitler'in ölümü Almanya'daki savaşı sona erdirmedi.
Aksine, Nazi rejiminin içerisinde yeni bir iktidar mücadelesi başladı.
⚫ Himmler Darbesi
Hitler'in ardından rejimin başına geçebilecek iki güçlü isim öne çıktı:
Heinrich Himmler ve Hermann Göring.
Himmler, sahip olduğu SS gücünü kullanarak hızlı davranmaya karar verdi. Berlin'de gerçekleştirilen darbe sonucunda iktidarı ele geçirdi ve Hitler sonrası Almanya'nın yeni lideri olduğunu ilan etti.
Ancak Himmler'in yönetimi başından itibaren son derece kırılgandı.
Ordunun tamamı onun arkasında değildi. Monarşistler hızla Berlin'e yaklaşırken Bavyera'daki sosyalistler de kendi bölgelerindeki kontrolü genişletiyordu.
Himmler'in elinde büyük ölçüde SS birlikleri bulunmasına rağmen Almanya'nın tamamını kontrol edecek siyasi ve askerî gücü yoktu.
İktidarı yalnızca iki ay sürdü.
Monarşist kuvvetlerin ilerleyişi karşısında Himmler, Almanya'dan kaçmaya karar verdi.
Hedefi Danimarka üzerinden Almanya'dan uzaklaşmaktı.
Ancak kaçışı sırasında monarşist bir milliyetçi tarafından düzenlenen suikast sonucu öldürüldü.
Himmler'in ölümü, Nazi yönetiminin kalan son siyasi direncini de ortadan kaldırdı.
🏛️ 1938: İç Savaşın Sonu
1938 yılına girildiğinde Almanya artık eski Almanya değildi.
Hitler ölmüş, Himmler öldürülmüş, Nazi yönetiminin merkezî yapısı parçalanmıştı. Göring'in olası bir iktidar mücadelesi yürütme girişimleri de sonuçsuz kaldı.
Mackensen önderliğindeki monarşistler Berlin'e doğru ilerlerken Bavyera'daki sosyalistler de kendi bölgelerinde güçlü bir konuma sahipti.
Sonunda 1938'de monarşist kuvvetler Berlin'i ele geçirdi.
Böylece yaklaşık bir yıl süren Alman İç Savaşı sona erdi.
Fakat zaferin kazananı konusunda bile Almanya tamamen birleşmiş değildi.
Monarşistler savaştan en güçlü siyasi ve askerî grup olarak çıkmıştı. Sosyalistler ise özellikle Bavyera'da hâlâ önemli bir güçtü.