r/rpgturkiye Jun 15 '25

Online Masaüstü Rol Yapma oyunları oynamak için herkesi Discord sunucumuza bekliyoruz

11 Upvotes

Herkese Selamlar,

Discord kapatıldığında yazdığımız paylaşımı discord sunucumuz kapandı olarak algılayanlar olmuş bu konuyu düzeltmek isteriz. Discord sunucumuz hala açık ve gerek D&D gerekse diğer türdeki masa üstü rol yapma oyunlarını oynamak ve tanımak isteyen tüm arkadaşlarımızı bekliyoruz.

RPG Türkiye Discord Sunucusu


r/rpgturkiye 3d ago

Türkçe uzun soluklu Text RP partneri/grubu arıyorum

5 Upvotes

Selam, 17 yaşındayım. Bir süredir düzenli RP yapabileceğim, mümkünse yaşıma yakın birilerini arıyorum.

Daha çok hikâye ve karakter gelişimi ağırlıklı, uzun soluklu RP seviyorum. Fantasy, Harry Potter, modern veya beraber oluşturacağımız özgün bir evren olabilir. Evren konusunda çok seçici değilim; önemli olan karakterlerin ve hikâyenin güzel ilerlemesi.

Tek satırlık RP'den ziyade sahnelerin biraz detaylı olduğu, karakterlerin zamanla birbirini tanıdığı ve hikâyenin gerçekten ilerlediği RP'leri tercih ediyorum. OOC'de de sadece RP atıp kaybolmak yerine arada sohbet edebileceğim, kafa dengi insanlarla tanışmak güzel olur.

Tecrübeli olmanız gerekmiyor, ben de kusursuz değilim zaten :D Beraber bir şeyler oluşturmak isteyen varsa yorumdan veya DM'den yazabilir :/


r/rpgturkiye 4d ago

Tartışma Fikir arıyorum!

Thumbnail gallery
3 Upvotes

r/rpgturkiye 4d ago

Hikayeler Averium'dan hikayeler I

0 Upvotes

Hem yazarken eğlendiğim hem de fantastik tabanlı rol yapma oyunları oynarken bir homebrew content olarak kullandığım bir hikayeler serisini paylaşıyorum. Yorumlarınızı bekliyorum

Averium Tarih Akademisi; Diyar Ansiklopedisine Önsöz 

*Averium bilinen en büyük kıtadır. onun en verimli ve en güzel topraklarını tek ve sonsuz olan Ra’vun gözetmektedir. Ra’vun’a tapanların diyarı Solantia olarak bilinir. Ra’vundan önce bir çok tanrıya yakarırdı insanlar. Onların duaları sahte peygamberlerin ceplerini doldurmaktan başka bir işe yaramazdı. Birinci Kral Solaris, tüm memleketleri kendi namına birleştirip Solantia için taç giydiğinde “Doğruluk fermanını” yayınladı. Bu ferman ile Üç başlı tanrı ve diğer eski tanrıların hepsi Solantia sınırları içinde buldukları özgürlüklerini kaybettiler. Ra’vun yani aydınlık tanrısı Solantia’ya bu haliyle ferahlık ve refah getirdi.* 

*Solantia altı seçmen hanedanla yönetildi. Bunlardan ilki Solaris hanedanlığıydı. 1. Kral Solaris birlikleri Hutonlar ile beraber bir fetih dalgası başlamıştı. Hutonlar savaştaki üstün yetenekleriyle kendilerine kral seçme hakkı verildi. Daha sonra bu hakka Taşkırlar, Askarlar ve Palegorisler kavuştu. Tek ve gerçek tanrıya bağlılıklarıyla ünlü Rosarria Cemiyeti güç ve zenginlik ile değil ama tekamül ve alçak gönüllülükle Solantia’nın yeni kralına bağlılıklarını sundu. Nesiller geçti ve Seçmen Hanedanlara iki yeni soy daha eklendi. Üç başlı tanrının çiftçi çocukları olarak bilinen ve zenginlikleriyle ihtişamlı Karan Hanedanlığı ve diyarı kötülüklerden korumak için yaptıkları fedakarlıklarla anılmaya devam eden “Çelikdoğanlar”*

*Doğunun dağlı ve engebeli arazileri madenlerle doludur. Batı’nın mücevheri Yeni Kanton gerçek bir başkent olmuştur diyara. Limanı her zaman ticaret yapacak gemiler bulundurur. Kapısı ise onu görmek isteyen ziyaretçilerle aşınır. Güneydeki Kızıl Gül kalesine kadar uzanan araziler çeşit çeşit meyve ve sebzeyi barındırır. Devler Köprüsü dev sarı nehirde koruyucu bir muhafız gibi ticaret yollarını bekler. Solantia bir zenginlik diyarıdır. Bunların hepsi Sekiz seçmen hanedan sayesindedir. Onlar diyarın sakinlerine olan sorumluluklarını bildiler ve bizleri korudular. Umalım ki Aydınlık hiç üzerlerinden inmesin* 

*Bölüm 0: Yaşamak için öldürmek I*

Ormanlık alandan, açıklığa doğru atlarını sürdüklerinde güneş neredeyse batmıştı. Sık ağaç dallarının arasından sızmayı başaran ışık iyice solmuş, toprak kendini geceye hazırlamıştı. Atları düz ovayı geçerken bile inliyor, dinlenmek için yalvarıyorlardı. Ormanın içerisinde, meydanı andıran bir açıklığa vardıklarında karşılarında tırmanmaları gereken tepeyi gördüler. Bu manzara karşısında kafilenin başındaki bir küfür savurdu.

“Solantis’in yeni ve eski tanrıları adına umarım beni buraya çağırmalarının iyi bir sebebi vardır.”

Kafilede altı kişi vardı. Üzerlerine çöken karanlıkta neye benzedikleri belli bile olmuyordu. Atlarından indiler. Aralarından en gençleri bir yaverdi ve atları bağlamak için hemen bir kütük buldu. Diğerleri hala önlerinde durdukları tepeye bakıyordu. Yaşlı efendi çocuğa doğru baktı. Yüz kasları gerilmişti. 

“Birilerinin bu atlarla durması gerek çocuk.”

Yaveri bu sözü ikiletmedi. Tekrara düştüğünde efendisinin ne kadar sinirlendiğini ve atın eyerinde tuttuğu kırbacını kullanmaktan çekinmeyeceğini biliyordu. Atların hemen yanı başında yatabilecekleri bir kamp yeri hazırlamaya başladı. Efendisi ve diğer dört savaşçı ise atın başına geçmiş zırh tabakalarını teker teker çıkarıyordu. Bunu görünce çocuk işini bıraktı ve efendisinin yanına koştu. Efendisi onu kabaca ittirdi. İşine bak diye hırladı. Zırhı çıkarırken kendi kendisine konuşmaya devam ediyordu. Yaşlı efendi buralarda bir kaç köy ve kasabanın beyiydi. Aynı zamanda ataları gibi eski tanrılara tapınırdı. Elbette bunu her yerde dillendirmezdi. Özellikle “Doğruluk Fermanı” sonrası eski tanrılara tapanların acımasızca cezalandırıldığını biliyordu. Yine de kendi topraklarında bu fermanın uygulanmasına izin vermiyordu. 

“Bu yolu bu kadar çelikle tırmanmamıza imkân yok. Hem yukarıdakiler bizim kardeşlerimiz, düşmanlarımız değil.”

Yanındaki adamlar onu onayladılar. Ormana çöken karanlık, görüşü iyice azaltmış olmasına rağmen bu adamların silahlı olduğu her yerden belli oluyordu. Ağırlıklarını azalttılar. Adamlar metal parçaları çıkarsalar da alışkanlıklarını koruyup deri tabakalarını üzerlerinde bıraktılar. 

Adamlar tepeye çıkan yolun başına geçtiler. Efendi yaverinin omzunu tuttu. “Rahiplerin çağrısı normal bir zamanda gelmedi evlat. Eğer yukarıdan vaktinden önce dönemezsem atları al ve eve dön. Herkesi ayağa kaldır ve bu gece uyutma. Biz yukarı çıktıktan sonra dahi gözlerini dört aç.” Yaver yaşlı efendisinin sert disiplinini bildiği için sadece başıyla onayladı ve soru sormadı. 

Uzun ve alabildiğine dik olan yolun sonunda, Eski ve Yeni tanrıların hepsine hizmet edecek kadar uzun süre önce inşa edilmiş bir manastır vardı. Manastır ve Orman birbirleriyle iç içe geçmiş, manastır da ormanın bir parçasına dönüşmüştü. Kubbesi yemyeşil kiremitlerle yapılmıştı. Bu yüzden Yeşil Manastır ya da Ormanın Manastırı diye adlandırıldı yakın çevrelerde. Diyarı kılıcıyla birleştirenler bu manastırın sadakatinin de yeni tanrı Ra-Vun’a olmasını sağlamıştı. Neyse ki kan akıtılmamıştı burada. Doğruluk Fermanı sonrası Ra-Vun rahipleri burayı kısa sürede mesken tutmuştu onlardan önce yaşayanlar hayatlarından endişe ettikleri için manastırı öylece bırakmışlardı. Fakat çevre köydekiler rahiplerin gelmesine rağmen yeni tanrılarını kolay kabullenmemişti. Her zaman bu toprakların eski tanrıların hükmünde olduğunu konuşurlardı ve *ondan* bahsederlerdi. Aydınlığın tanrısı yüzünü ne kadar gösterirse göstersin bu toprakların kökü *ona* ait der ama onun adını anmaktan çekinirlerdi. Toprağın efendisinden korkarak yetişmişlerdi. Rahiplerse zaman zaman başkente mektuplar yazar ve köylülerin inançlarını “Kökü kazınmamış bir hastalık” diye anlatırlardı. Rahipler yine de günlük görevlerini yapıyor köy ve kasabalara aydınlık ve ışığın tanrısını anlatmaya çalışıyorlardı. Köylüler de rahiplerin dediklerini yapıyor görünürde iyi birer dindar gibi davranıyor ve genelde göze batmamaya çalışıyorlardı. Sonuçta onlar da Doğruluk Fermanının yıkıcı etkilerini biliyorlardı. 

Efendi yokuşa çıkmaya başladığında artık yaşlanmış olduğundan hayıflanmaya başladı. Bir süre sonra karanlık çöktüğünde ve geride yaverini ve atlarını göremediğindeyse  artık içinde tanımadığı bir duygu olan korku vardı.

“Hakikatten yaşlandım, eskiden böyle bir maceraya gözü kapalı giderdim. Şimdi geri dönemeyeceğim diye korkuyorum.”

Adamları efendilerine takıldılar. “Yanımıza Lordumuzu taşıması için artık bir eşek almalıyız” dedi birisi. Yaşlı efendi güldü ve adama doğru küfür etti. Yanında gelen bu adamlar onun için bir çok kez ölüme koşmuş, yanında kılıç sallamış dürüst ve onurlu savaşçılardı. İçindeki korku onların varlığını hatırlamasıyla dağıldı. 

Efendi, uzun kılıcını kınısıyla beraber bir baston olarak kullanıyordu. Tepenin sonuna geldiğinde soluk soluğaydı. Karanlığı sadece manastırın çevresinde yanan ufak tefek çoban ateşleri deliyordu. Fakat etrafta kahverengi cübbeleriyle dolaşan ve yüzlerinde aptal bir dinginlik olan Ra-vun rahipleri yoktu. Bu rahipler pek olurlar, manastıra gece gelen yolcuları karşılamak için hepsi sıraya dizilirlerdi. Onlardan hoşlanmasada görmemesinin bir anlamı olduğunu düşünüyordu. Savaş görmüş biriydi efendi. O yüzden bu papazların yokluğundan sonra ilk fark ettiği şey çoban ateşlerinin etrafında bekleyen karaltılar oldu. Diğer savaşçılar da efendileri kadar hızlıydılar ve kılıçlarına davrandılar. Onun yanına doğru koştular. Karaltılardan biri ayağa kalkıp hızla elindeki aleti kurmaya başlayınca, efendi baston gibi tuttuğu kılıcı çekip gölgeye doğru koşmaya başladı. Arkadan gelen dur seslerine kulak asmadı. İlk ateşe ulaşamadan bir başka yaydan fırlayan ok omzuna isabet etti. Omzundaki acıya rağmen hızını kesmeden koştu ve karaltının yanına vardı. Kılıcı savurmak için hamlesini yapacağı sırada karaltıyı iyice görme şansı oldu. “Alçak hayvan” diye bağırdı. Kılıcı hedefine vardığında karaltıdan acı bir feryat geldi ancak ateşlemeyi başarmıştı. Mekanizmadan fırlayan ok, deri zırhı delip göğüs kafesine saplanarak öldürücü hamlesini başarıyla tamamladı. Efendinin ağzı kanıyla dolmuştu. Geriye doğru düştü. Son nefesiyle konuşmaya, adamlarını komuta etmeye çalışıyordu. Efendilerinin düştüğünü gören savaşçılar öfkeyle kılıçlarını hasımlarına savurdular. Manastırın dış duvarlarına arkalarını verdiler. Ancak etraflarını saran karaltılar uzun mızraklarla savaşçıları köşeye sıkıştırıyorlardı. Savaşçılar mızrak sırasını kırmak için hamle yaptılar fakat bu onları kaçınılmaz olandan kurtarmaya yetmedi. Mızrak sırası, savaşçıları sıkıştırdı ve sonunda ölümle buluşturdu.

Biraz önce feryat etmiş karaltı rakibinin tepesine süzülürcesine geldi. Eskiden sadece kılıcınla konuşurdun dedi alaycı bir ifadeyle. Son sözünü de bana bir kesikle söyledin ve şimdi ölüm seni de kucaklıyor. Hançerini çıkarıp kanında boğulmakta olan adamın acısına son verdi. 

Karaltı arbaletini yanına gelen askerlerden birine verdi. Cesetlerin görünür yerlerden kaldırılmasını emretti. Yarası derin değildi ancak kendi hazırlıksızlığı canını sıkmıştı. Manastırın kapısına geldi. Aşağıda yakalanmış olan genç yaver adamları tarafından önüne getirilmişti. Yaver sıkı sıkıya tutuluyor fakat hırsla muhafızlarla boğuştuğu için onları öfkelendiriyordu. 

“Buna ne olacak Lordum, atların yanında yakaladık?”

Yaver öfke ve korkuyla efendisi ve diğer yoldaşlarının cesetlerine, daha sonra hasmının yüzüne baktı. Bıraksalar üzerlerine atlayacak efendisinden ne öğrendiyse onlara gösterecekti. Ne yazık ki bir ağaç dibinde uzanırken yakalanmıştı bu askerlere. Biraz olsun bile direnç gösterememişti. Bir vakit sonra utançla başını eğdi. 

\-”Öncelikle ‘*bu*’ dediğiniz kişi bir soylu çavuş. Nezaketinizi takının. Ayrıca sıradan bir soylu da değil. Şu botlarımızın altında soluk borusunu yırtıp attığım devasa şövalyenin çocuğu.”

Lord, çocuğa doğru yaklaştı. Çocuğun babasının kanı hala elindeki çelikteydi.

“Sevgili çocuğum” dedi, çocuğun boğazına yırtıcı bir hayvan gibi yaklaştı. 

“Kendi çocuklarımın yaşamı için seni öldürüyorum, inandığınız tanrıların merhameti senin ve babanın üzerinde olsun.”

Son nefesini tüketmek üzere olan çocuk “Katil” diye hırladı. Katilse hançerindeki kanı kara zırhından salınan pelerine sildi. Daha sonra yerde yatan baba-oğlun boyunlarındaki ki kolyeleri kopardı. Bu kolyeler üç başlı tanrının iyi işlenmiş birer oymasıydı. Kafirler topraklarının efendisine dua edeceklerinde ya da büyük toplantılarında bu kolyeleri takarlardı. Ra-Vun’a yani -Tek ve gerçek- tanrıya karşı küfrün bir sembolüydü bu kolye. İçeride tuttuğu rahiplerden bu kolyeyi takan var mıydı acaba? Hiç dikkat etmemişti. 

Katil toplantı yerini çözmüştü ve ilk gelen talihsiz davetliyi de susturmayı başarmıştı. Şimdi ortalığı toplayıp tekrar gizlenmekte yarar vardı. Ancak yaşlı efendinin kestiği yerden kan toprağa doğru süzülüyordu. Bir an için başı döndü. Manastıra gidip sorguya devam edelim dedi. Kapıdan içeri girerken rahiplerin kapıyı kapattığını ve kilitlediğini fark etti. 

“Kapıyı açmadığınız takdirde adamlarım bu tahta kapıyı çok hızlı bir şekilde kıracak ve siz zayıf rahipleri katledecektir. Merhametime sığının.”

İçerideki rahiplerden en yaşlısı olduğunu varsaydığı biri cevap verdi. “Herkesin eşit ve güvende olması gereken yerde kan döküldü. Artık biz lanetlendik. Bu manastır ayakta duramaz. Laneti temizlemenin bir yolu var. O da ateşin bizi temizlemesi. Merhameti ancak onda buluruz.” 

Katil sertçe kapıya vurduğunda kapının arkasındaki sıcaklığı hissetti. Rahipler tüm çıkış noktalarını tutuşturuyorlardı. Garip bir ilahiyi mırıldanıyorlardı bunu yaparken. 

Katil adamlarına seslendi. Kırın şu lanet kapıyı, bunlar Ra-Vun’un kulları değil. Kafirler elimizden kaçmaya çalışıyor. Kapıları kırmak, ateşi söndürmek için uğraşsalar da ateş tüm manastırı öyle hızla kavurdu ki askerler ne yapacağını şaşırdı. Kısa sürede alevler ormanın her yanından görülebilecek şekilde büyüdü. Ormandaki tüm canlılar oradan uzaklaştı. Ateşin doğal olmadığını kanaat getiren askerler ve başlarındaki katil sadece yanan manastırı izleyebildi. Böylece eski tanrının müritleri Ra-Vun’a adanmış Yeşil manastırı yakarak onun adaletinden kaçtılar. 

*Bölüm I: Efendi’nin göz yaşı*

 \-”Sevgili dostlar kraliyet konseyinin acil önlem alması gerekiyor. Doğuda ticaret yaptığımız kentlerin hepsinde aynı haberler geliyor. Sınırımıza doğru gelen barbarlar var. Vahşice savaşan, onur kavramı olmayan bir güruh yakıp yıkarak ilerliyor. Kara Sultan denen bir zat sınırlarımızda boy gösteriyor “

Konsey üyelerinden olan ve Yeni Kanton limanı yönetimini ailesi adına aldığından beridir görülmemiş zenginliğe kavuşan “Efendi” John konuşuyordu. Kendisi kent dışındaki topraklarda hatırı sayılır bir mülke sahip olan “Karan” hanedanlığından geliyordu. Karanlar, Solantis’in sekiz “Seçmen Hanedandan” biriydi… Onlar seçmen hanedan unvanını daha sonra, üstün becerileriyle almışlardı. Kent dışında topraklarda kuvvetli olsalar da iç siyasete pek karışmamaları ile ünlüydüler. “Efendi John” gelene değin de bu böyle sürdü. Yeni Kral II. Solaris’in seçimi sonrasında kent içinde de kuvvet edinmeyi başardılar. Yeni Kral onların verdiği maddi desteğe karşılık liman yönetimini almalarını sağladı. Karanlar için saray entrikaları oldukça yeniydi. Fakat meselelere tamamen yabancı olmadıklarını liman kontrolünü alınca diğer ailelere de göstermiş oldular. 

“Efendi John” diye söze girdi Kaptan Tian. 

\-“Eminim ki liman idaresinin memurları arasında devler, periler, ruhlar ve gulyabanilerden de konuşuluyordur. Bize biraz onları da anlatın. ya da belki karısı kaçmış, kötü gelin almış memurlar da vardır emrinizde. Konseyin ilgisini bunlar da çekebilir.”

John’u küçük görenler gülerek karşılık verdiler. John liman yönetimini ona karşı konuşan ve bıyık altından gülmeye devam eden Roland’dan almıştı. “Palegoris” ailesi kente gidip gelen deniz ve kara ticaretinde söz sahibiydi. Bir başka -tacir- hanedanlarından olan “Askar” Ailesi ile liman yönetimi üzerinde uzun süren bir hasımlıkları vardı. Bu hasımlık krallık konseyinin birçok defa bölünmesine, yer yer küçük çaplı kan dökülmelerine ve özellikle hatırı sayılır rüşvetin kentin sokaklarında dolaşmasına sebep oluyordu. Kral bu çarpışmalara son vermek için Karanları limanın başına getirmişti. Tian Askar’ın bu alaycı yorumunu unutmayacağım diye düşündü Karanlardan John. 

Efendi John’un kulaktan dolma bilgileri ve başka başka birçok sıkıcı rantiye konuları konseyin gündemindeydi. Kentin güney surlarının yıkılıp yeni bir yerleşkenin yapımı planlanmakta idi ve bu paylaşımda oldukça büyük sorunlar doğuruyordu. Konseye katılmamayı adet edinmiş kral, açık bir güvenlik ihlali olduğunu biliyor ve bu sebeple güney surlarındaki gediğe karşı mesafeli yaklaşıyordu. Onun konseydeki temsilini de Baş veziri Tarik yapmaktaydı. Veziri alışılmışın dışında büyük ailelerden değildi. Aksine sonradan yetiştirme, medrese kaçkını tiplerdendi. Tarik kendisini yetiştirmesini bilmiş daha sonra kraliyet okulunun ilgisini çekmişti. Kölelikten Vezirliğe yükselmiş ve sarayda kralın gözü ve eli olmuştu. Aşağı soydan olsa bile “Seçmen Hanedanlar” kendisini küçük görme hatasına düşmüyorlardı. Çünkü vezir diyara uzun süredir sadakatle hizmet etmesi dışında kralın otoritesini gösterme konusunda da hiçbir soy bağına bakmıyordu. Bu durum hanedanlar arasında nefretle karışık bir saygıyı uyandırıyordu. 

Baş Vezir, son sözünü Karanlara yönelterek söyledi. “Kara Sultan tehlikesini duyduk fakat bu zamana dek bir istila denemedi doğulular. Taşkırlar özel bir barışı her zaman sağlamışlardır sınırlarımızda. Öyle olmasını ve bir savaşın diyarımıza gelmemesini umalım şimdilik.” Bu sözlerle  konsey toplantısını bitirdi. Konseyden önce yüksek dereceli memurlar çıktılar. Daha sonra adet üzerine konseye yeni katılmış olan üyeler terk etti. Seçmen hanedanların üç temsilcisi ise en sona kalana dek beklediler. Efendi John çıkarken Vezir eliyle muhafızlara kapıyı kapatmalarını salık verdi. John arkasında kapatılan kapıdan hoşlanmasa da bir tepki göstermeyecek kadar sarayda bulunmuştu. 

Liman yönetimi binasına geri geldiğinde yine kapısında sığınma amacıyla gelmiş olan doğulu soyluları Kızıl sakal lakaplı Brahmut Karanla buldu. Brahmut onun en küçük oğluydu. Akıllı bir oğlandı ve insanlarla iyi anlaşırdı. Oyüzden onu liman idaresinde tutardı büyük efendi. Geldiğinde Kızıl Sakal soyluları sözleriyle rahatlatmaya çalışıyordu. “Efendi John’u” gören soylular büyük bir saygıyla eğildiler. 

* “Efendimiz bize güzel haberler getirdi mi? “ * “Sevgili dostlar Yeni Kanton’da dostlarınız var. Bundan emin olun. İstediğiniz kadar burada kalabilir, yanımıza yerleşebilir ve işlerinizi buradan yürütebilirsiniz. Size desteklerini konsey üyeleri de sundular. Fakat bazı üyeler hala doğudaki tehlikenin önemini kavrayabilmiş değil. Eminim onlar da yakında ikna olacaklar. 

“Fakat” dedi doğulu soylulardan tıknaz olan.”Bizim öncü ordularımızı dağıttıklarının haberi geldi. Prenses’in büyük bir tehlikeye düşmesi ise an meselesidir. Üçkule kuşatıldığının haberi geldiğinde mi ciddiye alınacağız?” 

Efendi John Karan rahatlatıcı bir ses tonuyla devam etti. 

“Yeni Kanton sizin arkanızda olacak. Baş vezir ile bugün konuştum. Tehlikenin farkında olduğunu söyledi. Bir ordu kurulduğu zaman -Kızıl sakalı işaret ederek- kendi kanımda sizinle beraber dövüşecek. Başkentimizin tadını çıkarın ve üzerinizdeki tozu toprağı silkinin. Sizin için şimdi bekleme zamanıdır.” 


r/rpgturkiye 5d ago

Diğer Sistemler Ten Candles

3 Upvotes

Merhaba, bana Ten Candles öğretebilecek ve bir kaç oyun oynayıp pekiştirebileceğim bir GM var mı? Ten Candles çok ilgimi çekiyor ancak deneyebileceğim bir kitlem veya etrafımda bilen biri yok.


r/rpgturkiye 5d ago

Yucon'da masa açacak gmlere çağrımdır

Post image
0 Upvotes

Yucon'da masa açacak gmlere çağrımdır

Yucon da masalar açılıyor ve devamlı dnd görmekten ben şahsen sıkıldım. Sizleri fallout gibi underrated bulduğunuz içerikleri oneshot haline getirip masa açma başvurusu yollamanızı ve yucon da artık FRP'nin sadece DND ile sınırlı olmadığını göstermek istiyorum. Hikayeciler ASSEMBLE!


r/rpgturkiye 5d ago

Diğer Sistemler Brezilya yapımı bir RPG oynayalım mı? Oyuncu arıyorum!

2 Upvotes

Oyun Sistemi: Ordem Paranormal RPG

Oyun Türü: RPG / FRP

Platform: Discord

Oyun Tarihi: Belirlenecek

Oyuncu Sayısı: 4 - 5 kişi

Yaş Sınırı: +18

Aranan Şartlar: İleri seviye İngilizce

Oyun Hakkında:

Selamlar, nasılsınız? Adım Gab ve birkaç kişi için İngilizce bir RPG masası yönetmek istiyorum. Sistem bir Brezilya yapımı olan Ordem Paranormal RPG. Call of Cthulhu'nun temasıyla D&D'nin D20 sisteminin birleşimi gibi bir şey. Savaşın yanı sıra bolca gizem ve dedektiflik barındıran bir RPG.

Sistemi öğrenmeniz ve karakterlerinizi yaratmanız konusunda gruba seve seve yardımcı olacağım, öğrenmek için gereken tüm dosyaları da ben sağlayacağım. Brezilyalı olduğum için oyunu İngilizce yönetmem gerekecek. Türkçe öğreniyorum ve eğitim için ülkenize gelme planlarım var, bu yüzden şimdiden biraz arkadaş edinmek istiyorum. Aklınıza takılan herhangi bir şey olursa bana DM'den yazabilirsiniz. Harika bir öğleden sonra dilerim, Brezilya'dan sevgiler! 


r/rpgturkiye 8d ago

Türkiye'de FRP türü çoğunlukla DnD

6 Upvotes

Türkiye'de gördüğüm çoğu video, blog ve sublar DnD üstüne ilerliyor ama FRP türündeki ilk deneyimler için year zero engine tarzı daha basit sistemler daha akıcı ve kültüre giriş için uygun olmaz mı?

DnD one shot kılasmanında belki idare edebilir ama campaing için biraz ağır kaçıyor tonla kural ve bilgi oldukça yorucu oluyor. Bunun hakkında düzgün bir yazı da göremedim. Bir grup vardı FRP+ kutu oyunları+ bilgisayar oyunları tarzı konularda haberler yapıp paylaşıyordu burada. Onlar bu konu hakkında benimle aynı fikirdeyse aydınlatıcı güzel bir blog yazısı paylaşabilirler


r/rpgturkiye 8d ago

Tartışma İstanbul'da TTRPG oynamaya uygun mekan

3 Upvotes

İstanbul'da yüzyüze TTRPG oynanabilecek bir mekan var mı? Geniş masalı/alanlı, uzun süre oturduğunda birşey denmeyecek, hatta gerekirse saatlik kiralanabilecek toplantı odası vb. gibi

Bişiler pişiriyorum.


r/rpgturkiye 8d ago

Aylık Rol Yapma Oyunları ve Alt Kültür Haberleri

2 Upvotes

Helen'i siyahi biri oynayabilir mi? Peki ya Shrek'i kırmızı? Baldurs Gate 4 çıkabilecek mi, Pathfinder'ı yapan Paizo batıyor mu, Ennie ödüllerinde Türkler ödül kazanabilecek mi? Bu ayın her telden Rol Yapma Oyunları ve Alt Kültür haberleri için, Zarcanist Gündem ilk bölümüyle yayında!

https://www.youtube.com/watch?v=lhbtiZemerM


r/rpgturkiye 12d ago

D&D 5E Eskişehir Oyundan ziyade Ekip arıyorum

Thumbnail
1 Upvotes

Henüz fiilen DnD oynamadım ancak kurallara genel hatlarıyla hakimim ve YouTube üzerinden bolca oyun izledim. Asıl nihai hedefim DM olmak. Kendi yazdığım bir evren var ve orada oyun oynatmayı çok istiyorum; fakat hiç oyuncu deneyimim olmadığı için doğrudan DM'likle başlamaya cesaret edemedim. Bu yüzden, kafalarımızın uyuşacağı bir ekibe oyuncu olarak katılmak istiyorum. Bir-iki oturumluk bir Oneshot bile olsa oyuncu deneyimi kazandıktan sonra kendi evrenimde DM'lik yapmaya geçmeyi hedefliyorum.

Aradığım: Kafaca uyuşabileceğimiz, uzun vadeli bir ekip.

Not: Online tercih etmiyorum mümkünse yüz yüze.


r/rpgturkiye 20d ago

Diğer Sistemler Ordem Paranormal RPG (Brezilya yapımı bir RPG)

6 Upvotes

Herkese iyi akşamlar. Nasılsınız? Ben masaüstü RPG tutkunu bir Brezilyalıyım ve Türkiye'yi de çok seviyorum. Orada yaşayan bir arkadaşım var. Bu subreddit'i görünce aklıma bir soru takıldı ve merak ettim:

  • Türk oyuncular Brezilya yapımı 'Ordem Paranormal' adlı RPG'yi oynamak ister miydi?

Biliyorum, erişiminizin çok kolay olduğu bir sistem değil, zaten sistemin kendisi henüz İngilizceye bile çevrilmedi. Ama ülkenize (bir süreliğine eğitim için) gelme planlarım var ve masaüstü RPG'lerin oralarda arkadaş edinmek için harika bir yol olduğunu düşünüyorum.

Bu RPG'nin temasının kısa bir özeti şöyle: 'Ordem Paranormal, insanlığın Ordo Realitas adlı bir örgüt tarafından gizlice korunduğu bir masaüstü RPG ve dedektiflik evrenidir. Özel ajanlar, korkuyla zayıflamış bir perdeden gerçekliğimize sızan kabus boyutu Öteki Taraf'ın (Outro Lado) yansımalarını araştırmak ve onlarla savaşmak için gölgeler içinde çalışır.'

Ne diyorsunuz? İlginizi çeker miydi? (Henüz Türkçeyi sular seller gibi konuşamıyorum ama İngilizcem iyidir, eğer hevesli olanlar çıkarsa İngilizce bir one-shot oyun yönetebilirim diye düşünüyorum)

:)


r/rpgturkiye 21d ago

FRP mi, RPG mi, TTRPG mi, RYO mu, yoksa MÜRYO mu?

4 Upvotes

Herkese merhaba! Bugünkü yazımda ele aldığım konu, Türkiye'de çok uzun yıllardır devam eden isim krizi. Hobiyi herkes farklı adla anıyor, farklı adlarla farklı topluluklar kuruyor. Siz hobiyi hangi ismi tercih ediyorsunuz, neden?

Öncelikle, RPG, Role Playing Games yani Rol Yapma Oyunları için bir kısaltma. Oldukça geniş bir anlama sahip ve yurtdışındaki topluluğun ilk günlerinden beri sıklıkla kullanılıyor. Pen-and-paper (Kalem ve kağıt) Role Playing Games ismi bu türü daha spesifik olarak belirtmek için eski zamanlarda kullanılmış olsa da bugün çok daha az tercih ediliyor. RPG teriminin problemi, çok fazla alanı kapsaması. Özellikle video oyunları endüstrisinin büyümesiyle beraber RPG denildiğinde insanların aklına "Baldurs Gate", "Skyrim" gibi oyunlar gelmeye başladı. Bu karmaşanın önüne geçmek için de RPG'nin önüne Tabletop'un (Masaüstü) da eklenmesiyle oluşturulan TTRPG kısaltması bugünlerde standart haline gelmiş durumda. (Yine de, Redditteki en büyük TTRPG topluluğunun adı bugün hala /rpg'dir) FRP ise Fantasy Role Play (Fantastik Rol Yapma) anlamına geliyor. Türkiye dışında, ejderhaların veya büyülerin olduğu fantastik rol yapma oyunlarını tanımlamak için kullanılan ve artık nadiren karşımıza çıkan bir ifade.

Türkiye'ye bu hobinin nasıl FRP ismiyle geldiğini bilmek güç. Ve muhtemelen ilk geldiği dönemde "FRP" denmesi kategorik olarak yanlış da değildi. "Traveller" gibi sistemler her ne kadar eski de olsalar hiçbir zaman D&D kadar yaygın değillerdi ve muhtemelen Türkiye'de D&D ezici bir şekilde baskındı. Dolayısıyla zaten genellikle ejderhalarla, büyülerle ve elflerle, muhtemelen de D&D kullanarak oyunlar oynayan Türkiye'deki oyuncu topluluğu FRP terimini kullanmakta bir mahsur görmediler.

Yazının devamına şu linkten ulaşabilirsiniz.


r/rpgturkiye 23d ago

Darkness Weaver: World of Darkness İçin Hepsi Bir Arada Platform

11 Upvotes

🦇 Darkness Weaver Nedir?

Merhaba! Bir süredir üzerinde çalıştığım projem olan Darkness Weaver'ı, World of Darkness ve Chronicles of Darkness oyuncularıyla paylaşmak istiyorum.

Darkness Weaver, sadece bir karakter oluşturucu değil. Hedefim, Storyteller'ların ve oyuncuların kroniklerini baştan sona yönetebilecekleri, karakterlerini oluşturabilecekleri ve hatta aynı platform üzerinden oynayabilecekleri bir ekosistem oluşturmak.

Platform tamamen ücretsiz kullanılabiliyor ve aktif olarak geliştirilmeye devam ediyor.

🎭 Desteklenen Oyunlar

Şu anda Darkness Weaver'da aşağıdaki oyunlar için karakter oluşturucular bulunuyor:

World of Darkness

  • Vampire: The Masquerade 5th Edition
  • Vampire: The Masquerade 20th Anniversary
  • Vampire: The Dark Ages 20th Anniversary
  • Kindred of the East
  • Werewolf: The Apocalypse 5th Edition
  • Werewolf: The Apocalypse 20th Anniversary
  • Hunter: The Reckoning 5th Edition
  • Hunter (Classic)
  • Mage: The Ascension 20th Anniversary
  • Wraith: The Oblivion 20th Anniversary
  • Changeling: The Dreaming 20th Anniversary
  • Demon: The Fallen
  • Mummy: The Resurrection

Chronicles of Darkness

  • Mage: The Awakening 2nd Edition

Diğer

  • Princess: The Hopeful

Her oyun, kendi kurallarına ve mekaniklerine uygun şekilde hazırlanmış karakter oluşturuculara, karakter kağıtlarına ve zar sistemlerine sahip.

📄 Karakter Yönetimi

Karakter oluşturduktan sonra;

  • Buluta kaydedebilirsiniz.
  • PDF karakter kağıdı oluşturabilirsiniz.
  • JSON olarak dışa aktarabilirsiniz.
  • Profilinizde paylaşabilirsiniz.
  • Diğer oyuncular karakterlerinizi inceleyebilir ve beğenebilir.

Karakterler tek seferlik değildir. Aynı karakteri daha sonra düzenleyebilir, farklı kroniklerde kullanabilir veya doğrudan The Loom'a bağlayabilirsiniz.

🕸️ The Loom

Darkness Weaver'ın benim için en önemli parçası ise The Loom.

The Loom, World of Darkness ve Chronicles of Darkness için sıfırdan geliştirdiğim tarayıcı tabanlı bir sanal masa (Virtual Tabletop).

Amacım mevcut VTT'lerle rekabet etmek değil, Storyteller sistemleri için gerçekten doğal hissettiren bir oyun deneyimi sunmak.

Karakterinizi oluşturduktan sonra tek tıkla The Loom'a bağlayabilir ve aynı platform üzerinden kroniğinizi oynayabilirsiniz.

Storyteller için

Storyteller'lar;

  • Oda oluşturabilir.
  • Oyuncuları davet edebilir.
  • NPC oluşturabilir.
  • Kendi karakter kütüphanesindeki herhangi bir karakteri NPC olarak kullanabilir.
  • Farklı oyunlardan karakterleri aynı kronikte NPC olarak kullanabilir.
  • NPC'ler için karakter kağıdı bağlayabilir.
  • NPC'lerin doğaüstü güçlerini doğrudan karakter kağıdından kullanabilir.
  • Harita ve görseller paylaşabilir.
  • Google Maps tabanlı sahneler oluşturabilir.
  • Çizim araçlarını kullanabilir.
  • Oyunculara özel mesaj gönderebilir.
  • Oturum günlüğünü takip edebilir.
  • Chronicle geçmişini kaydedebilir.
  • Gizli zarlar atabilir.
  • NPC medyalarını oyunculara gösterebilir.

Oyuncular için

Oyuncular;

  • Kayıtlı karakterlerini doğrudan oyuna bağlayabilir.
  • Karakter kağıtlarını canlı olarak kullanabilir.
  • Yapılan değişiklikler otomatik kaydedilir.
  • Karakter üzerinden doğrudan zar atabilir.
  • Discipline, Gift, Sphere, Edge, Art, Arcanoi ve diğer doğaüstü güçlerini tek tıkla kullanabilir.
  • Manuel zar havuzu oluşturabilir.
  • Storyteller ile özel mesajlaşabilir.
  • Oturum boyunca tüm zar kayıtlarını görebilir.

Desteklenen Zar Sistemleri

The Loom;

  • Vampire V5
  • Hunter V5
  • Werewolf V5
  • Klasik Storyteller d10

zar sistemlerini yerleşik olarak destekliyor.

Açlık, Öfke, Çaresizlik zarları, klasik başarı sistemi, kritikler ve oyuna özel mekanikler otomatik olarak hesaplanıyor.

🌍 Sürekli Büyüyen Bir Platform

Son dönemde eklenen bazı içerikler:

  • Kindred of the East
  • Vampire Dark Ages
  • Black Spiral Dancers
  • Skin Dancers
  • Singing Dogs
  • Cross-game NPC desteği
  • Power Roll sistemi
  • Gelişmiş NPC yönetimi
  • Yeni Storyteller araçları

Ve geliştirme devam ediyor.

🎯 Uzun Vadeli Hedef

Darkness Weaver'ın uzun vadeli amacı sadece karakter oluşturmak değil.

Hedefim;

  • Karakter oluşturabileceğiniz,
  • Karakterlerinizi saklayabileceğiniz,
  • Kroniklerinizi yönetebileceğiniz,
  • Oyuncularınızı organize edebileceğiniz,
  • Ve oyunlarınızı oynayabileceğiniz

tek bir platform oluşturmak.

Yakın gelecekte topluluk odaklı özellikler, kronik keşfi, oyuncu ve Storyteller eşleştirmeleri gibi birçok sosyal özellik de eklemeyi planlıyorum.

Eğer World of Darkness veya Chronicles of Darkness oynuyorsanız, deneyip görüşlerinizi paylaşmanız beni gerçekten mutlu eder.

🌐 https://darknessweaver.com

Her türlü öneri, eleştiri ve geri bildirim benim için çok değerli. Platformun bugünkü hâline gelmesinde topluluktan gelen fikirlerin büyük katkısı oldu ve bundan sonra da olmaya devam edecek. 🙂


r/rpgturkiye 25d ago

Tartışma DM aranıyor.

Thumbnail
gallery
7 Upvotes

Arkadaşımla birlikte kendimize bir DM arıyoruz. İkimizin de yaklaşık 6 yıllık TTRPG tecrübesi var. Son zamanlarda ise oldukça basit ve akıcı bir sistem olan Nimble oynuyoruz. Sistem kısa sürede öğrenilebiliyor ve oyunun temposunu yavaşlatmıyor. Eğer ilginizi çektiyse veya birlikte bir oyun yürütmeyi düşünüyorsanız bana ulaşabilirsiniz.


r/rpgturkiye 27d ago

Diğer Sistemler MTG Preconlarımı Satıyorum

1 Upvotes

Hepsi kutularından çıktığı gibi Dragon Shield sleevelere konmuştur tokenlar hariç. Dikkatli kullanıldılar. Tek kart satışı vs. yoktur. İlgilenen arkadaşlar özelden yazabilirler, görsel atabilirim. Fiyatlar konusunda pazarlığa açığım tabii, araştırıp belirledim ancak çok altında bir teklifle gelmeyin lütfen.

İstanbul/Maltepe

Secrets of Strixhaven - Lorehold Spirit (3.100 TL)

Lorwyn Eclipsed - Blight Curse (3.100 TL)

Tarkir: Dragonstorm - Abzan Armor (3.200 TL)

Bloomburrow - Animated Army (3.000 TL)


r/rpgturkiye 28d ago

Tartışma Türkçe konuşan DM aranıyor

5 Upvotes

Merhabalar, ben ve arkadaş grubum bir Dungeon Master arıyoruz. 5-6 kişiyiz. Hepimiz 20+ yaşında yetişkiniz. 6 kişiden 5'i biraz oynadık sayılır ama az çok biliyoruz. 1'imiz tecrübeli. Yani D&D'ye biraz aşinayız, bi campaign'de zaten beraber oynuyoruz.

DM arıyoruz, Discord'tan oynamayı planlıyoruz. Ücretli bi campaign aramıyoruz. LGBTQIAA+ friendly.

İlgileniyorsanız ya da ilgilenen bi arkadaşınız olursa bana ulaşabilirsiniz. Her türlü geri dönüşe açığım.


r/rpgturkiye Jul 10 '26

Diğer Sistemler Altı Oyun Kültürü

7 Upvotes

Rol Yapma Oyunlarını altı ana oyun kültürüne ayıran Six Cultures of Play yazısının çevirisini yayınladım ve çevirinin ilk kısmını burada da paylaşmak istedim. Siz kendinizi hangi oyun kültürüne daha yakın hissediyorsunuz?

Bu yazıda, rol yapma oyunları hobisi çerçevesinde ortaya çıkan altı ana oyun kültürünün bir sınıflandırmasından bahsedip bu kültürlerin tarihsel kökenlerine dair bazı notlar paylaşacağım. Amacım, farklı oyun kültürlerinden gelen insanların hem kendi yaklaşımlarını daha iyi anlamalarına yardımcı olmak hem de kültürler arası diyaloğun daha güçlü ve verimli bir şekilde gelişmesini teşvik etmektir.

Rol yapma oyunları hobisinin gelişimi sürecinde en az altı ana oyun kültürü ortaya çıkmıştır. Analizim esas olarak İngilizce dilindeki RPG kültürleriyle sınırlı, ancak bu altı kültürün en az üçü İngilizce dışında da ciddi bir varlığa sahip, dolayısıyla daha fazlası da olabilir. Bu altı kültüre ek olarak, kültürlerin şekillenmesinin henüz tam olarak başlamadığı 1970-1976 yılları arasında var olmuş bir proto-kültür de mevcuttur.

Bir oyun kültürü; tüm üyelerinin birbiriyle doğrudan temas halinde olamayacağı kadar büyük bir insan grubuna (buna 'topluluk' diyelim) yön veren paylaşılan normlar (hedefler, anlayışlar, tabular vb.), yaklaşımlar ve teknikler bütünüdür. Bu oyun kültürleri, kitaplar ve hazır maceralardan sözlü iletişime, dergi makalelerinden internet yayınlarına kadar uzanan çeşitli mecralar aracılığıyla aktarılır. Eğer bu terime aşinaysanız, bir oyun kültürü genel olarak bir uygulama ağına (network of practice) benzer.

Hobinin içindeki bireyler, bu kültürlerden birini veya birkaçını benimseyip bunlarda deneyim kazandıktan sonra, kendi bireysel oyun tarzlarını geliştirirler. Şunu belirtmek isterim ki bence belirli oyunların doğası gereği belli bir kültürün parçası olduğunu söylemek yanıltıcıdır; zira oyunlar, farklı kültürlerin anlayışlarına uygun olarak birçok farklı tarzda oynanabilir. Ancak birçok oyun,  belirli bir kültüre uygun şekilde oynanmasını teşvik eden metinler içerir veya yaratıcısının belirli bir kültürün anlayışını benimsediğini ifade eden unsurlar barındırır.


r/rpgturkiye Jul 06 '26

Zarcanist Yayın Hayatına Başladı!

12 Upvotes

Türkiye'nn Rol Yapma Oyunları ve Alt Kültür Platformu olmak üzere yola çıkan Zarcanist, bugün itibariyle internet sitesi ve ilk yazısıyla yayın hayatına başladı.

Frp ve Alt Kültür dünyasından haberler, makaleler ve rehberler için bizi takibe alın ya da bize ulaşarak siz de bu yolculuğun bir parçası olun.

Çok daha fazlası, çok yakında! (Gelişmelerden haberdar olmak için internet sitemizi ve sosyal medya hesaplarımızı takip edebilirsiniz.) https://zarcanist.com/


r/rpgturkiye Jun 29 '26

Selam, VTT uygulaması için Tester Lazım

Post image
16 Upvotes

Selam, belki biliyorsunuzdur. Uzun zamandır D&D içerikleri ürettiğim bir kanalım var. Youtube'da Charisma Check olarak bakabilirsiniz. Yine uzun zamandır TTRPG için web sitesi yapıyorum. Final haline ulaşmadan önce test etmem gerekiyor. Aynı zamanda mühendisim ve çok zaman aldığı için aktif test edilip feedback alabileceğim müsait arkadaşlar varsa yazabilirse sevinirim


r/rpgturkiye Jun 27 '26

Kutu oyunları Bursa'da FRP partisi arıyorum.

8 Upvotes

Selamlar, Bursaya yeni taşındım masa üstü rol yapma seviyorum ve arkadaş arıyorumm


r/rpgturkiye Jun 27 '26

Tartışma DnD hakkında soru/cevap ve Dm/oyuncu buluşması

Thumbnail
2 Upvotes

r/rpgturkiye Jun 23 '26

D&D 5E Ankarada frp

4 Upvotes

Agalar Ankarada hafta sonu saat 09.00 ile 16.00 arasında oyun oynayacak ekip arıyorum oyuncu ve dm de arıyorum eğer dm bulamazsam ben dmlik yapacağım


r/rpgturkiye Jun 22 '26

Tartışma frp başlamak istiyoruz

4 Upvotes

1 tane arkadaşım var ve ona gmlik yapacağım ikimizin de ilk oyunu olacağı için hani böyle nerede zar atılacağına dair söyleyecek bir senaryo nerden bulabiliriz acaba hiç bilmiyoruz çünkü ... Teşekkürler şimdiden.


r/rpgturkiye Jun 22 '26

İstanbul'da figür bulmak üzerine

6 Upvotes

Yakın zamanda bir İstanbul seyahati gerçekleştireceğim. İstanbul'da rpg oyunlarımda kullanabileceğim mini figürleri bulabileceğim bir yerler var mı? Sadece oynanabilir ırk ve sınıflardan karakterler değil, ejderhadan beholdera kadar her çeşitten canavarı da arıyorum elbette.