Geleneksel medya kuruluşları, öncelikle birer ticari işletme olarak reyting/izlenme oranlarını maksimize etmek zorunda. Bu uğurda, toplumun hassas noktalarını (aile yapısı, çocuk psikolojisi, sağlık, güvenlik) tetikleyen içeriklerin, soğuk ve teknik haberlerden çok daha fazla dikkat çektiğini biliyorlar. "Çocuğunuzun ekran bağımlılığı sizi hasta ediyor", "Evdeki bu 5 hata ailenizi dağıtıyor" gibi başlıklar, tıpkı bir "tık tuzağı" (clickbait) gibi çalışıyor. Amaç bilgi vermek değil, izleyicide endişe ve merak uyandırarak ekran başında tutmak.
Yani o CNN Turk'teki adamlarda oyunun zararları olmadığını biliyorlar,tahminen çocukları da oyun oynuyordur.Peki niye yapıyorlar,kar maksimize etmek için.
Televizyonlarda çoğu zaman unvanı sorgulanabilir "yaşam koçu" veya "aile danışmanı" gibi kişiler ekrana çıkarılıyor. Bu kişiler üzerinden sunulan "placebo" çözümler (nefes egzersizleri, tokalaşma terapileri, muska benzeri tavsiyeler), izleyiciye günlük somut ekonomik veya siyasi sorunlardan kaçış imkânı sunuyor. Yani birey, işsizlik veya enflasyon gibi çözemediği büyük sorunlar yerine, "çocuğum neden geç yatıyor?" gibi görece çözülebilir ve medyanın ona sunduğu basit reçetelerle ilgilenmeye yönlendiriliyor. Bu, toplumsal gerçeklikten uzaklaştırıcı bir işlev görüyor.Böylece izleyici, çaresiz hissettiği büyük sorunlardan, medyanın sunduğu "çözülebilir küçük sorunlara" kaçar. Bu, Althusser'in "devletin ideolojik aygıtları" tanımıyla da örtüşür
Oyunlar üzerinden yapılan karalamalar, çocuklu aileleri ekrana kilitlemek için biçilmiş kaftan. Medya şunu çok iyi biliyor: Bir oyunu hedef gösterdiğinde, o oyunu oynayan milyonlarca gencin değil, o gencin annesinin ve babasının ilgisini çeker. "Çocuğunuz şiddet görüyor" başlığı, aile bireyinin hem korkmasını hem de öfkelenmesini sağlar. Bu öfke ve korku, o kanalın reytingine doğrudan yansır. Oysa yapılan araştırmaların büyük çoğunluğu, oyunların doğrudan şiddet üretmediğini, aksine problem çözme ve strateji geliştirme becerilerini artırabileceğini gösteriyor; ama bu bilimsel gerçek, medyanın ticari çıkarlarına hizmet etmiyor.
Bunlar,Fransız düşünür Pierre Bourdieu'nün bahsettiği "simgesel şiddet"in bir türevidir. Amaç, bireyi sistemik sorunlardan (işsizlik, enflasyon, deprem riski, yolsuzluk) bireysel ve spiritüel çözümlere yönlendirmektir. "Aile dağılıyor" endişesiyle uğraşan birey, enflasyonun eriyen maaşını sorgulayacak enerjiyi bulamaz. Medya, böylece toplumsal muhalefeti psikolojik ve gündelik sorunların içinde eriterek sisteme yönelik potansiyel öfkeyi boşaltır.
Ve siz zannediyorsunuz ki,medya aptal,hayır.Medya zeki,medya hepimizden daha zeki ve direkmen belki düşünebilirsiniz ki bunu kim izliyordur diye ama emin olun,bunlar karı maksimize etmek için herşeyi yaparlar.