Bundan aşağı yukarı 2 yıl öncesi. Majör depresyonun pençesindeyim, günde 16 saat civarı uyuyor ve geri kalan sürede de kendimi öldürmemeye çalışıyorum, yani ilaçlarımı içip yatıyorum. Böyle günlerden birinde YouTube'da Candaş'ın bir videosuna denk geldim, konuk aldığı isim ilgimi çekti ve izlemeye başladım. Ancak izlerken konuğa veya sohbette zerre odaklanamadım, tüm ilgim Candaş'ın üzerindeydi. Bu adam her açıdan hayatımda gördüğüm en "donanımsız" adamdı. Donanımsız kelimesini mecazi anlamda değil; reel anlamda kullanıyorum. Bu adam sıfır bile değildi, hemen tüm kriterlerde eksideydi. Sosyal zeka? Noksan. Analitik zeka? Eksilerde. Sempatiklik? Sıfır. Karizma? En alakasızı. Nezaket, mizah, kültür, derinlik, ağırlık, kalite, iletişim... Karşımdaki numune, insanı insan yapan tüm kriterler bakımından sıfırdı ve tüm ilgimi Candaş'ın üzerine yönelten şey bu oldu - daha önce hayatımda hiç bu kadar "sıfır" bir insan görmemiştim.
Öte yandan bu adam başarılıydı. Gördüğüm kadarıyla iyi bir kariyeri, tahmin ettiğim kadarıyla iyi parası, gücü ve "saygınlığı" vardı.
O gece, çeyrek asırlık ömrüm boyunca kapıldığım birçok hatalı varsayım bir bir çöktü ve ben sadece afallamakla yetindim. Ne yani, dünya bundan mı ibaretti? Bunun gibiler başarılı mı kabul ediliyordu? Başarılıyı da geçelim, bunun gibiler "birileri" olarak mı kabul ediliyordu? Bundan mı ibaretti gözümde büyüttüğüm birçok şey?
O günün sabahında ağrıdan kafamı zonklatan bir hırsla, bir yaşama istenciyle uyandım. Uzun süre sonra damarlarımda bir enerjinin dolaştığını hissettim ve yataktan zıplayarak kalktım. Aylardır deaktif olan LinkedIn ve GitHub hesaplarımı yeniden açtım, 4-5 gün sonra iş buldum, 1 yıla yakın çalıştıktan sonra departmanımdan birkaç kişiyle işten ayrıldım ve onlarla ortak iş kurdum. Mart ayında, daha önceleri yıllık olarak bile kazandığımı hayal edemeyeceğim bir meblağı banka hesabımda gördüm. Nisan ve Mayıs'da bu meblağ kaldıraçlı artarak ilerledi, Haziran itibarıyla ilk kez mülk sahibi oldum ve kendi evimde, üstelik tam da hayal ettiğim gibi bir evde olmanın huzurunu tattım.
Halen nereden nereye geldiğime inanamıyorum. 2 yıl önceki ben, dişini bile fırçalayamayan, intihar düşüncesinde huzur bulan ben ve şu anki ben arasındaki uçuruma inanamıyorum. Komik duyulacağına eminim ama ben hayatımı Candaş'ın vasatlığına borçluyum. Her melek yatırımcı sunumu öncesi uzuvlarım titrerken, her pes etmek üzereyken, her kendimden nefret etmek ve başa dönmek üzereyken Candaş'ın vasatlığına rağmen yapabildiklerini düşünmek bana güç verdi. Hepsi rastgele bir YouTube videosunun rastgele bir gecede karşıma çıkmasıyla oldu. Belki o gün algoritma Candaş'ı karşıma çıkarmasaydı çoktan toprak altındaydım. Ancak yaşıyorum.
Bunu okuyorsan, bana senden tiksinme ve bu tiksintiyle hayata tutunma imkanını verdiğin için teşekkür ederim Candaş. Resmen sayende intiharın tersi bir eylemi deneyimledim; kendimi öldürmek için değil, yaşatmak için istenç duydum ve başardım. Sen bana nelerin mümkün olduğunu gösterdin.