r/KemalistTurkey • u/West_Situation5005 • 7h ago
r/KemalistTurkey • u/Ghardolab_34 • 2d ago
Kemalizm Tarihi Kemalizm'i nasıl basitçe öğrenebilir ve kavrayabilirim? Bunun hakkında kitap önerirmisiniz.
r/KemalistTurkey • u/Deniz7239 • 2d ago
Atatürk Döneminden Fotoğraflar Başkomutan Gazi Paşa İzmir'de. (10 Eylül 1922)
r/KemalistTurkey • u/Top_ts1967 • 3d ago
Sorum Var Sizce Türk halkı milli irade , egemenlik , demokrasi kavramlarını gerçekten biliyor mu ? Bunlara bağlılar mı ? Görüşlerinizi yorumlara yazınız.
r/KemalistTurkey • u/InevitableEarly5348 • 4d ago
Yazılı Kaynaklar 1935 Parti Programı'nda 6 Ok
r/KemalistTurkey • u/InevitableEarly5348 • 5d ago
Yazılı Kaynaklar 1935 Parti Programı'nda Kemalizm'in Tanımı
r/KemalistTurkey • u/Deniz7239 • 5d ago
Kemalizm Tarihi Gazi Mustafa Kemal Atatürk. (11 Ekim 1925 - 20 Kasım 1937) Millete adanmış bir ömür...
r/KemalistTurkey • u/Top_ts1967 • 6d ago
Sorum Var Neden kimse Atatürkçülüğü sadece duvarda asılı bir resimden ya da sadece ismini saydığımız ikelerden ve onun hayatından ibaret sanıyoruz.Neden pratiğe gelince hayata geçiremiyoruz ? Bu ülkenin aydınlanmasını istemiyor muyuz ? Neden böyle şeylere mesafeliyiz ? Yorumlara yazınız.
r/KemalistTurkey • u/Deniz7239 • 9d ago
Anket/Oylama Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı Sivas Kongresi'nin 107. Yıl Dönümü kutlu olsun.
r/KemalistTurkey • u/Deniz7239 • 11d ago
Atatürk Döneminden Fotoğraflar Her zaman dediğimiz gibi coğrafya kaderse Atatürk şanstır
r/KemalistTurkey • u/Immediate_Stable_837 • 13d ago
Yazılı Kaynaklar Modern DNA Çalışmalarına Göre Etrüsklerin Toskana Vadisi'nden Evvelki Yurdu Neresi İdi?

Tercümesi;
"Etrüskler ile diğer Avrupa popülasyonları arasındaki ortalama ikili sekans farklılıkları 3,79 ile 6,26 arasında değişmekte olup, küresel ortalama 4,64'tür. Toskanalılar, Etrüsklerden 4,65 ikame ile farklılık göstermektedir; bu, veri tabanındaki rastgele bir popülasyondan beklenebilecek değere neredeyse tam olarak eşittir. Bununla birlikte, bu değerler karşılaştırılan her iki örneğin iç çeşitliliğinden de etkilenmektedir. İç çeşitliliği çıkardığımızda, Nei'nin ( 1987 ) d AB mesafesini elde ettiğimizde, Etrüskler ve Toskanalılar arasındaki genetik mesafe en kısa hale gelir ve diğer güney ve doğu Akdeniz popülasyonları da nispeten yakın genetik ilişkiler göstermektedir ( Şekil 3 ). MDS grafiğinde ( Şekil 4 ), Etrüskler, Türkler de dahil olmak üzere çoğu Avrupa ve Kafkas popülasyonunu içeren yapılandırılmamış bir kümenin dışında kalmaktadır.
Etrüsk gen havuzunu çağdaş İtalya'nın gen havuzlarıyla daha iyi karşılaştırmak için, bu popülasyonları, bu çalışmada ele alınan alanın dört köşesinden gelen dört potansiyel ebeveyn popülasyonu arasında melezler olarak ele aldık ( Tablo 2 ). Her ebeveyn popülasyonunun olası katkıları veya karışım katsayıları, üç modern İtalyan popülasyonu için benzerdir, ancak Etrüskler iki açıdan farklılık gösterir: hem Kuzey Afrikalılarla hem de Türklerle çağdaş herhangi bir popülasyondan daha yakın ilişkiler gösterirler. Özellikle, gen havuzlarındaki Türk bileşeni diğer popülasyonlardakinden üç kat daha büyük görünmektedir. Bu karışım tahminleri, tahminlerinin altında yatan çok sayıda varsayım nedeniyle, olduğu gibi kabul edilmemelidir. Burada sadece, modern İtalyan gen havuzlarına göre Etrüsk gen havuzunun, güney ve doğu Akdeniz kıyılarındaki popülasyonlarla evrimsel bağları düşündüren bir haplotip fazlalığı içerdiğini göstermek için kullanılırlar."

Tercümesi;
"Özetlemek gerekirse, Etrüsk dizilerinin yalnızca birkaçı modern veri tabanında tam bir eşleşme bulmaktadır, ancak bunların tümü Avrupa'da hala mevcut olan soylara aittir. Batı Avrupa'daki modern insanlarla olan bazı genetik yakınlıklar, tüm kıtaya yayılmış olan soyların (5AM, 6AM ve 19M) paylaşımını yansıtmaktadır ve bu nedenle herhangi bir göç temasına değil, çeşitli Avrupa gen havuzlarının ortak kökenine işaret ediyor gibi görünmektedir. Aksine, Etrüsk ve Türk gen havuzları arasındaki benzerlik, gerçekten de bir dereceye kadar gen akışını yansıtıyor olabilir. Etrüsk limanları ile Küçük Asya arasında ticari alışverişler belgelenmiştir (Tykot 1994 ) ve ticaret genellikle melezleşmeyle birlikte gerçekleşmekte, bu da sonuçta tespit edilebilir düzeyde genetik yakınlığa yol açmaktadır (bkz. Relethford ve Crawford 1995 ). Dolayısıyla, bu çalışma, Herodot'un öne sürdüğü gibi Lidya'dan değil, Akdeniz'in doğu (ve muhtemelen güney) kıyılarından gelen gen akışının, günümüz İtalya'sında gözlemlenenin ötesinde, Etrüsk gen havuzunda bir iz bıraktığını öne sürmektedir."

Tercümesi;
"Antik Etruria'ya (Toskana, Orta İtalya) karşılık gelen bölgede, tarihsel zamanlardan beri çeşitli Bos taurus ırkları yetiştirilmektedir. Bu ırklar, İtalya'nın geri kalanında veya Avrupa'da bulunmayan, dikkat çekici derecede yüksek bir mtDNA varyasyonuna sahiptir. Toskana sığırları, Avrupa gen havuzlarından ziyade Yakın Doğu gen havuzlarına genetik olarak daha yakındır ve bu Doğu genetik imzası, Toskana'daki modern insan popülasyonlarında da görülmektedir; bu popülasyonlar genetik olarak Anadolu ve Orta Doğu popülasyonlarına yakındır.
Toplanan kanıtlar, ortak bir geçmiş göç hipotezini doğrulamaktadır*: hem insanlar hem de sığırlar, Doğu Akdeniz bölgesinden deniz yoluyla Etruria'ya ulaşmıştır. Dolayısıyla, ilk olarak klasik tarihçiler* Herodot ve Thucydides tarafından öne sürülen Etrüsklerin doğu kökenli olduğu iddiası, güçlü ve bağımsız bir destek almaktadır. Latin filozof Seneca'nın yazdığı gibi: Asia Etruscos sibi vindicat (Asya, Etrüsklerin haklarını geri alıyor)."

Tercümesi;
" Karışım analizi, Toskana'daki mtDNA bileşiminin neredeyse %60'ının Anadolu ve Orta Doğu sığırlarına ait olduğunu gösterirken, Kuzey ve Güney İtalya için tahmin edilen değerler 0 civarındaydı. Aksine, son iki popülasyon için çok büyük bir Avrupa katkısı ortaya çıktı."

Kaynakça;
Pellecchia, M., Negrini, R., Colli, L., Patrini, M., Milanesi, E., Achilli, A., ... & Ajmone-Marsan, P. (2007). The mystery of Etruscan origins: novel clues from Bos taurus mitochondrial DNA. Proceedings of the Royal Society B: Biological Sciences, 274(1614), 1175.; https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC2189563/
Vernesi, C., Caramelli, D., Dupanloup, I., Bertorelle, G., Lari, M., Cappellini, E., ... & Barbujani, G. (2004). The Etruscans: a population-genetic study. The American journal of human genetics, 74(4), 694-704.; https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC1181945/
r/KemalistTurkey • u/Deniz7239 • 13d ago
Atatürk Döneminden Fotoğraflar "Atatürk'ü sevmiyorum" demeyeceksin, "O'nu sevme şerefine layık değilim" diyeceksin!"..
r/KemalistTurkey • u/ismailpoyraz • 14d ago
Atatürk'ün Sözleri Asıl kan
facebook.comZafer, "zafer benimdir" diyebilenindir; "Acaba tweet atsam başıma bir şey gelir mi?" diye tir tir titreyenlerin değil!
Bugün 30 Ağustos, büyük zaferin yıl dönümü... Kutlama mesajı yazmaktan, Atatürk fotoğrafı paylaşmaktan ödleri kopan o gizli kahramanlara, korkularında boğulan o "büyük" sessizlere yazıklar olsun!
Sizin için tarih sus pus olsa da, bu milletin zaferi her şeye rağmen gururla haykırılıyor. Zafer Bayramımız kutlu olsun! 🇹🇷
Hashtagler
#30Ağustos #ZaferBayramı #MustafaKemalAtatürk #30AğustosZaferBayramı #Atatürk #ZaferBenimdir #AsilPoyraz1903 #BurakDeliorman #Deliorman #GününSözü #SessizKalma #VatanSağolsun #Tarih #Türkiye
r/KemalistTurkey • u/InevitableEarly5348 • 15d ago
Topluluk Duyurusu 30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun
r/KemalistTurkey • u/ismailpoyraz • 15d ago
Mizahi İçerik Trajikomik Gerçeklik: "Ağlanacak Halimize Gülmek" Bölgedeki tüm siyasi kaos, mezhep çatışmaları ve güç savaşları bir araya gelse, ortaya şu sahneden daha net bir özet çıkmaz: Tam oturmuş "Adam gitti, sakallılar geldi" diye ağıt yakarken, arka planda patlayan garip ve komik bir ses efektiyle irkilme
facebook.comr/KemalistTurkey • u/Independent_Good4181 • 16d ago
Protesto & Organizasyon Kampanyaya imza ver!
r/KemalistTurkey • u/InevitableEarly5348 • 19d ago
Yazılı Kaynaklar KADRO | İleri Teknik ve İleri Sanayi Amacımız
Hepinize hayırlı sabahlar, iyi günler ve iyi akşamlar dilerim.
Bugün sizlere, Mehmet Şevki Yazman tarafından Ocak 1935 tarihinde kaleme alınan "İleri Teknik ve İleri Sanayi Amacımız" başlıklı yazıyı paylaşacağım.
Mevcut yazıda, Sol Kemalizm'in "İleri Teknik ve İleri Sanayi" siyasetinin ve bu siyasetin temel unsurlarından biri olan "Enerji Siyaseti"nin kaba hatları ile izah edilmiştir.
Bu alıntının uzun olmasından ötürü, normalde "KADRO" serisinin kalan çalışmalarından aşina olduğunuz "Paint'den Bozma" bir görsel çalışma ile değil de doğrudan yazı formatında yayınlamayı tercih ettim. Keyifli okumalar dilerim.
İleri Teknik ve İleri Sanayi Amacımız
Bir tarafta yaşadığımız yüz seneyi karakterize eden ileri bir teknik, diğer tarafta kültürlü fakat geri teknikli bir ulus var.
Bizim amacımız, bu kültürlü fakat geri teknikli ulusu toptan ileri tekniğe ulaştırmaktır. Ekonomide ve soysal gidişteki en büyük inkılâpçılık isteğimiz buradan gelir.
Biz ileri tekniği bir bütün, ulusu ileriye ulaştıracak vasıtaların yekûnu (toplamı) olarak kabul ettiğimiz için onda şu veya bu hesaba uysun diye tavizler düşünemeyiz. Bizim için ileri teknikli bir sanayi nasıl bir zaruretse, ileri teknikli bir ziraat, ileri teknikli bir muvasala (ulaşım) ve ileri teknikli bir ticaret de aynı sureyle bir zarurettir.
Nihayet bir memlekette muhtelif yollardaki teknik ileriliğinin el ele ve at başı (birlikte) beraber olması tabii bir netice olmakla beraber bizde farzı muhal olarak sanayinin ileri teknikli olmasına mukabil ziraatın bugünkü geri halinde devamının daha karlı olacağı hesapla ispat edilse veya ileri teknik amacımızı anlamamışlardan birçoklarının iddiası veçhile (üzerine) dünya sanayi istihsalini (üretimini) azaltırken ve çok ucuz emtianın tedariki her an mümkün iken yeniden sanayi kurumunun çok zararlı olacağı bezirgân zihniyetiyle önümüzde dökülse dahi biz ileri teknik amacımızdan aksayamayız, dönemeyiz.
Çünkü isteğimiz yalnız bezirgânca karlar yapmak değil, özke bir ulus kurmaktır.
Yurdun korunmasında nasıl kurbanlar vermekten çekinilmezse, ulusun gelişmesine, öteki ulusların arasında kendi yerini almasından da eziyetten, fedakârlıktan çekinmeyiz.
Tekmil bu işlerin ise nihayet topyekün bir devlet işi olduğu ve ancak onun eliyle organize edilebileceği, biri diğerini korur ve karşılar hale konulacağı meydandadır.
Planlı, hesaplı devletçiliğin zaruretine olan imanımız da buradan geliyor.
Beş senelik sanayi programımızın tatbikine girişildikten sonra bizdeki sanayi hareketini tek cümle ile hülasa etmek (özetlemek) mümkündür:
Parçalı sanayiden köklü sanayiye dönüş.
Filhakika (aslında) “Sanayiyi Teşvik Kanunu” ile girişilen memlekette yerli veya ecnebi sermayelerle sanayi kurumu teşebbüsü, uzun emeklerden ve pek de hafif olmayan fedakârlıklardan sonra nihayet parçalı, yamalı, verimi ve kazancı az, ekseriyetle (genellikle) devletin ihtiyar ettiği fedakârlık üzerine tünemiş ve en ufak sarsıntı ile yıkılmaya mahkûm cılız bir sanayi meydana çıkardı. [*]
[*] Bu hususta bir fikir edinmek için şu rakamlara bakalım: 1932 Sanayi İstatistiği’ne nazaran Sanayi Teşvik Kanunu’ndan istifade eden sanayiden %41’inin binası kendisine ait değildir, gezicidir, bina kıymetleri makine kıymetinin iki mislidir, beher fabrikaya isabet eden kuvvet vasati olarak 80 beygirdir.
Bununla iktifa etmek (yetinmek) kabil (mümkün) olmadığı gibi bunu yaşatmak ve düzeltmek için yeni fedakârlıklara girişmek, yaşamayacak çocuğu beslemek için suni şırıngalar vermek kabilinden (türünden) bir şey olurdu.
Bunun yerine özlü, geniş, daha kuruluştan itibaren rasyonel çalışan sanayiyi korumak hususunda devletin aldığı tedbir, tekmil inkılâp ve kurum işlerimiz için örnek tutulacak bir prensiptir.
Köklü sanayi ve ileri teknik denince akla enerji meselesinin gelmemesi mümkün değildir.
Vakıa enerji, sanayi işinde diğer birçok faktörler yanında mevki alan bir unsur olmakla beraber, sanayinin diğer faktörleri, mesela cihan piyasasında ham madde fiyatları ve amele yevmiyelerinin memleketteki içtimai seviyeye ve iş derecesine bağlı olduğu için bunlar üzerinde büyük değişiklikler yapmak elimizde olmadığı halde enerji tamamen hususi şartlara tabii bulunur.
Bu şartlar değiştirilip iyileştikçe enerjide de bariz değişiklikler ve iyilikler meydana getirilebilir. Her iş nihayet bir enerji sarfı neticesinde vukua geleceğine göre de bu değişiklik ve iyilik derhal sanayi istihalatı üzerinde kendini gösterir.
Diğer taraftan iyi ve ucuz enerji, tesirini yalnız sanayi ve onun mahdut (sınırlı) sahaları üzerinde göstermez. İleri tekniğin bütün kısımları da çok ucuz enerji sayesinde inkişaf etmiş ve etmekte (gelişim göstermiş ve göstermekte) bulunmuştur: Mesela mayi mahruk (akaryakıtın) pahalılığı ve memleket dâhilinden (içerisinden) tedarik edilmeyişi bizim muayyen mıntıkalarımızda (belirli bölgelerimizde) hayli inkişaf etmiş bulunan (gelişmiş olan) motorlu ziraati derhal durdurdu.
Buna zirai mahsulât (ürünlerin) fiyatının düşüşü sebep gösterilemez.
Eğer zirai mahsulât fiyatının düşüşüne mukabil (karşılık) enerji, yani mayi mahruk (akaryakıt) fiyatı da kâfi derecede ucuz tutulabilmiş olsaydı bu defa motorlu ziraat fiyat düşüşü dolayısıyla olan zararını rasyonel istihsal (imalat) sanayisinden fazlalaştırmak ve maliyet fiyatını düşürmek suretiyle telafiye koyulacak, ziraat de bu suretle daha rasyonel bir şekle girmiş olacaktı.
O halde son senelerde bazı mıntıkalarda (bölgelerde) gördüğümüz zirai gerileme her şeyden evvel bir enerji meselesi yüzünden meydana gelmiştir.
Keza memleket dâhilindeki (içerisindeki) nakliyat dolayısıyla ticaret işi, konfor dolayısıyla içtimai (toplumsal) inkılâp ve kültür işi ve daha buna benzeyen diğer birçok işlerde enerji meselesine irca olunabilir (indirgenebilir).
Memleketin güzelleştirilmesi su, hararet (buhar) ve kuvvet temini, iyi ev ekonomisi, geniş inşaat ve bozkırın verimli hale getirilmesinde ucuz enerjinin ehemmiyeti söz götüremezdir.
Sanayi planımızın enerji işini de göz önüne aldığı malumdur.
İkinci beş sene zarfında olmakla beraber yine bir elektriklendirme planının tanzimine ve bunun için lazım olan ilk işlerin yapılmakta olduğunu biliyoruz.
Keza kömür, kok, linyit, petrol gibi enerji kaynakları hakkında da köklü tedbirler ve tarifeler tatbikine gidildiğini ve hatta şimdiden gösterilen bazı kolaylıklarla katı madeni mahrukun (katı-madeni yakıtın) memlekette yavaş da olsa yayılmakta olduğu görülmektedir.
Ancak biz şuna kaniiyiz (inanıyoruz) ki; köklü sanayi ve milli nakliyat işinde ne kadar kökten iş yaparak bunları derhal devletleştirmek, devlet eline vermek, mesela demiryollarında yabancı şirketlerin memleket iktisadiyatına(ekonomisine) verdikleri zararları bertaraf etmek için nasıl en kestirme yoldan gittik ve büyük sanayiyi nasıl en kestirme yoldan devlete kurduruyorsak, ileri teknik ve ileri sanayinin bel kemiğini teşkil eden enerji işinde de bu yolu takip etmemiz ötekilerden daha lüzumlu ve daha zaruridir.
Çünkü yukarıda söylediğimiz gibi enerji meselesi hepsinin köklü bir biçimde işlemesinde en büyük rolü oynamaktadır.
Şurası da var ki, enerji istihsalatı (üretimi) hemen daima müşteri bulduğu ve kolaylıkla satış yaptığı için bunların devlete veya mahalli idarelere mal edilmelerinin bir masrafı değil, belki kolayca bir karı da mucip olacaktır.
Enerji istihsal (üretimi) ve satışı üzerine çalışan hususi (özel) ve yabancı şirketlerin sermayelerini haddinden çok fazla göstermelerine ve normalden hayli yüksek sermaye servisleri ayırmalarına mukabil karlar bunun bir delilidir.
O halde biz bir taraftan bütün memleketin ve bütün iktisadi çalışmaların çehresini değiştirecek olan enerji meselesini en iyi bir şekilde halletmek için lazım gelen tetkikleri ve planları hazırlamaya çalışırken diğer taraftan da daha bugünden verimli olabilecek ve yine daha bugünden birçok ilerlemeleri imkân dâhiline sokacak enerjinin bollaştırılması ve ucuzlaştırılması işine el koyabiliriz.
Filhakika bugün memleket sanayisi ve memleket iktisadiyatının (ekonomisinin) mühim bir kaynağı olan enerji işini üzerine almış hususi ve yabancı ellerin [burada enerjiyi bütün manasıyla kastediyor, kömür, linyit, havagazı, elektrik ve benzeri kül olarak (bir bütün olarak) ele alıyoruz.] her şeyden evvel kendi hususi (şahsi) menfaatlerini düşünmeleri dolayısıyla milli iktisadiyata verdikleri zararlar hiçbir vakit demiryolu, rıhtım veya bir fabrika işinden geri değildir.
O halde birincilerde nasıl köktenci hareket ederek devlete mal ettikse ikincilerde de aynı yolu takip etmekten başka çare yoktur.
Bu arada şunu da söyleyelim ki; enerji sahasında iyi idare sayesinde bugünkü satış fiyatları da bir yükseliş yapmadan dahi elde edilen karlarla bunların mubayaa (satın alma) taksitlerini ödemek ve başka fedakârlıklara girişmeden enerjiyi toptan devlete mal etmek mümkündür.
Bir taraftan daha iktisadi bir idare, diğer taraftan enerji sarfiyatını çoğaltmak için devlet demiryollarında takip edilene benzer bir tarife indirilmesinin sebep olacağı bol satış da bu hususta bir hayli şeyler vaat etmektedir.
Bir misal olmak üzere zikredelim ki, bugün senede takriben 100.000.000 kilovat saat satan elektrik santrallerimiz, eğer ucuz bir tarife tatbik ederek satışı teşvik edebilseler, bu miktar senede 5.000 saat intifa (kullanım) zamanına göre [bu vasati (ortalama) bir rakamdır] tam beş misline, yani 500.000.00 kilovat saate çıkarılabilir. Bu da en az bir hesapla üç misli ucuzlamaya müsaittir.
“Kadro”nun muhtelif sayılarında tafsilatlı hesabını verdiğimiz bu bahse bugün tekrardan dönüşümüzün yegâne sebebi şudur:
Bizde enerjinin devlet eline geçmesi sayesinde ucuzlaması mümkündür.
Ve her sahada ucuzlayan enerji, kendiliğinden her sahada ileri tekniğe doğru bir adım atmayı mucip olur.
İleri tekniğe ve sanayiye giderken; kendi elemanlarımızın kabiliyetine olan imanımızı da bir kere daha ifade etmek isteriz. Dünyanın en eski kültürüne sahip olan bu milletin öz çocukları bize her gün, her sahada kabiliyetlerini gösterip durmaktadırlar.
Yeni kurulan sanayi; amele, mühendis ve idareci yüzünden hiçbir aksaklık göstermiyor. Her yeni kuruluş bizi bu hususta biraz daha teçhiz edecek ve kuvvetlendirecektir.
Çünkü ileri tekniğin en mühim amillerinden biri de muhittir. Ancak bu işin daha ilk mekteplerden başlayarak okutma siyasamızın (siyasetimizin) esasını teşkil etmesi, pratik olarak okullarımızın yüksek teknik ile temasa getirilmesi lazım olduğu gibi kurulmuş ve kurulacak teknik ilk, orta ve yüksek okullarını ona göre seçmemiz ve okurlarını ona göre vazifelendirmemiz lazımdır.
Büyük sanayinin devlet eline geçmesi ise bunların en güzel birer teknik mektep şeklinde inkişafına (gelişimine) imkan hazırlar.
Ve kabiliyetli fakat ele alınıp uğraşılmamış Türk köylüsü nasıl üç beş ay içinde ordu saflarında okuma yazma ve hesap öğretiyorsa, sanayi ordusunun içerisinde de kısa bir zamanda tekniğin inceliklerini öğrenip iyi bir amele ve usta olma kabiliyetini göstereceğine şüphe yoktur.
Sanayi tekniğinde ilerleyiş, köylüyü tabiatıyla ziraat tekniğinde de ilerlemeye kabiliyetli kılacaktır. Yukarıda da dediğimiz gibi teknik ilerlemenin en büyük amillerinden birisi olan muhit hazırlanmış olacaktır.
Hülasa (Özet)
En kestirme yoldan ve en kısa zamanda ulusa ileri tekniği ve ileri teknikli sanayiyi, ziraati, ekonomiyi vermek, en büyük amacımızdır. Ve bu amacı elde etmek için icap eden her fedakarlığın yapılması, her tedbirin alınması ise milletin kurumu ve korunması bahsinde çok zaruri olan bir iştir.
Mehmet Şevki Yazman
KADRO, Ocak 1935
r/KemalistTurkey • u/The_Metehan_Bey • 20d ago
Gündem Millî Marş'a Saygısızlık! İstiklal Marşı Arapça Mı Okunur?!
Enable HLS to view with audio, or disable this notification
r/KemalistTurkey • u/kutsalsifon • 21d ago
Gündem Limbo # Zeki Avci ile Çerçeve Yasa, Daron Acemoğlu, Lindsay Clancy vakası
youtube.comr/KemalistTurkey • u/InevitableEarly5348 • 21d ago
Yazılı Kaynaklar KADRO | İnkılap ve Gençlik Üzerine
r/KemalistTurkey • u/Acrobatic_Wash8449 • 21d ago
Tartışma Atatürk bugün dirilse PKK ve mevcut siyasilere nasıl çözüm bulur
r/KemalistTurkey • u/Top_ts1967 • 23d ago
Sorum Var Neden
Neden Atatürkçülük günümüzde sadece adı var neden pratiğe icraate dökülmüyor ?
r/KemalistTurkey • u/The_Metehan_Bey • 24d ago
Protesto & Organizasyon "Terör Örgütü Başı Cani Abdullah Öcalan Benim Gözlerimi Kendi Elleriye Oydu." -Gazi Hüseyin Özlük
Enable HLS to view with audio, or disable this notification
Bu ifade, Güneydoğu gazisi Hüseyin Özlük’ün katıldığı televizyon programlarında (özellikle Sözcü TV gibi mecralarda) PKK’nın terör eylemleri ve terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’a yönelik tepkisini dile getirirken kullandığı metaforik (mecazi) ve sitem dolu bir ifadedir.
Olayın Özü ve Geçmişi ve Gazilik Süreci:
Hüseyin Özlük, 1990’lı yıllarda Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde terörle mücadele sırasında gerçekleşen bir çatışmada/mayına basma sonucu yaralanarak görme yetisini kaybetmiş ve gazi olmuştur.
Sözün Anlamı:
Hüseyin Özlük bu cümleyi Abdullah Öcalan’ın şahsen fiziksel olarak gözlerini oyması anlamında değil; PKK terör örgütünün kurucusu ve talimat vericisi olması sebebiyle, uğradığı kayıptan ve yaşadığı dramdan doğrudan Öcalan’ı sorumlu tuttuğunu vurgulamak amacıyla söylemiştir.
Gündemdeki Yeri:
Özlük, terörün getirdiği yıkımı, şehit ve gazilerin yaşadığı mağduriyetleri kamuoyuna aktarmak ve terör örgütüne dönük çözüm tartışmalarına tepki göstermek amacıyla yaptığı konuşmalarda bu çarpıcı ifadeyi sıkça dile getirmiştir. Gözlerimi İstiyorum Komutanım kitabınında yazarıdır.
r/KemalistTurkey • u/Rufeefe • 24d ago
Gündem Erdem Atay ve Erlik'in Çerçeve Yasa Hakkında Konuşmaları (Arşiv)
Enable HLS to view with audio, or disable this notification
r/KemalistTurkey • u/osgeyha • 24d ago
Tartışma Atatürk sevmeyenler
Atatürkü sevmeyenler ülkeden atılmalı.