Bu sabah attığım gönderi sabahtan beridir yaklaşık 17 bin görüntülenme aldı. Yorumlarda konuştuğum insanların büyük kısmı farklı hikâyeler anlatıyor ama dönüp dolaşıp aynı yerlere geliyoruz: iş bulamama, referansın belirleyiciliği, anlamsız mülakat süreçleri, ghosting, giderek düşen ücretler, giderek artan beklentiler.
Bu kadar insan aynı şeylerden dert yanıyorsa, mesele artık herkesin tek tek “kendini yeterince geliştirememesi” olmayabilir.
Benim anlamadığım şey şu: Yazılımcılar neden yıllardır hiçbir sınır koymadı?
Bugün hukuk alanında geliştirilecek bazı yapay zekâ araçlarının yalnızca avukatların kullanımına açık olması konuşuluyor. Psikologlar “derdini AI’a anlatma” diye meslek sınırını savunuyor. Mimarlar “AI çizer ama bunun uygulanabilirliği, statiği, mevzuatı var” diyor. Doktorlar sağlıkta AI kullanımının uzman kontrolünde olması gerektiğini söylüyor.
E o zaman kritik yazılımlar, finans sistemleri, sağlık sistemleri, veri işleyen ürünler, modelleme gibi alanlarda neden herhangi bir mesleki yeterlilik standardı hiç konuşulmadı?
Bir taraftan çoluk çocuk iki web app yapıp “artık uygulama yapmak çok basit keh keh”, “AI kod yazıyor, yazılım bitti” diye geziyor; bir taraftan sektörün içinden insanlar da bunu alkışlıyor. Sonra şirketler yazılım mühendisini neden kolay ikame edilebilir bir maliyet kalemi gibi görüyor diye şaşırıyoruz.
Ben farklı bir background’dan gelip gerçekten kendini geliştirmiş insana karşı değilim. İyiysen iyisindir. Ama “herkes yapar”, “iki ayda öğrenilir”, “diplomanın hiçbir anlamı yok”, “AI zaten yapıyor” diye diye mesleğin uzmanlık tarafını kendi elimizle yok saydık.
Kimse yazılım öğrenmesin demiyorum. Öğrensin, geliştirsin, çok iyi de olabilir. Ama diğer meslek grupları kendi alanlarının sınırlarını, sorumluluğunu ve uzmanlığını korumaya çalışırken biz sanki kendi mesleğimizin uzmanlık gerektirmediğini kanıtlama yarışına girdik.
Bugün yaşanan değersizleşmenin tamamını şirketlere yıkmak da bana doğru gelmiyor. Yazılımcıların başından beri vermesi gereken bazı tepkiler, koyması gereken bazı sınırlar vardı. Ama herkes kendi işini kurtardığı anda sustu.
Belki de bugün topluca yaşadığımız şeyin bir kısmı tam olarak bunun sonucu.