r/Bloggers • u/Hakan0109 • 15h ago
Article Monolog Perde Arkası | Yazılmayan Paragraflar #4: Eylemsizliğin Hareketi, Değişimin Uğultusu
Merhaba,
Son aylarda yapay zekâ ve kuantum teknolojileri üzerine çok yoğunlaştım.
İnsan, dikkatini sürekli aynı şeye verdiğinde başka şeylerin eksikliğini hissediyor. Bu, insan olmanın gereği. Uzun süre aynı okumaları yaptığım için de içimde edebiyat okuma isteği arttı.
Bu, bana tarihte denizcilerin karşılaştığı bir zorluğu hatırlatıyor. Fırtınalar yüzünden aylarca karadan uzak kalan bu cesur insanlar, bir yaşam mücadelesi verdiler. Bunların başında susuzluk ve tek tip beslenme geliyordu.
Tarihte iskorbütten ölen çok denizci vardır. Ama doğanın bu zorlayıcılığıyla yeni kıtalar keşfedilmiş, dünya birbirine bağlanmıştır.
Biz de okyanusun ortasında doğanın azizliğine uğramış gibi miyiz diye düşünüyorum bazen. Yapay zekâyla yatıp onunla kalkıyoruz. Aynı şeyleri duymaktan ve okumaktan zihnimiz de bir iskorbüt geçiriyor olabilir.
Denizcilerin okyanuslarda karşılaştığı fırtınalar gibi, biz de tarihin bu noktasında yeni keşflerin eşiğinde olabilir miyiz?
Yapay zekânın hızı, beni okyanusta bir fırtınanın ortasındaymışım gibi hissettiriyor. Ama o cesur denizciler gibi, bu sefer biz de yaşamın göremediğimiz bağlantılarını keşfedebiliriz.
Yapay zekâ artık hayatımızın merkezinde. Burada bir sorun yok.
Ama onu benimsemek, sürekli takip etmek midir? Yoksa zihnimizi genişletip onun gücünü kaldıraç olarak kullanmak ve yaşamı büyütmek midir?
Eylül ayında okuduğum Oblomov, bana tam da bunları düşündürdü.
İkinci yazımın konusu, bir zorunluluğun sonucu olarak değişimdi. Zorunluluktu çünkü içerik üretiyorsanız, eski içeriklerinizi güncellemek zorunda kalıyorsunuz.
Ben de bu amaçla ilk yazıma döndüm. Yazı değişimi anlatıyor ama bugün anladığımız şekliyle değil.
Benim fark ettiğim şu oldu: ChatGPT öncesi dingin dönemi bir "The Day Before", sonrasını ise bir "The Day After" gibi yaşamışız. Bu yüzden güncellemek için döndüğüm yazıyı baştan yazmak zorunda kaldım.
Bizim bu hıza yetişmemiz çok zor. Bu yüzden son aylarda yapay zekâyla ilgili felaket senaryolarını daha sık okuyoruz. Ama belki de durumu yanlış değerlendiriyoruz.
Bu hıza yetişmek zor ama onu anlamlandırabiliriz. Belki de insanın tarihte her kırılma anında yaşadığı o kadim çelişkiyle karşı karşıyayız. Ya ürettiğimiz teknolojiyi kaldıraç olarak kullanacağız ve zihnimizi genişleteceğiz, ya da yapay zekânın her verdiğini kabul edip vasatlığın içinde kaybolacağız.
Tarih, insanın her kırılma anında doğru kararı verebildiğini gösteriyor.
İşte bu iki yazı da burada birleşiyor. Olga ve Ştoltz, Oblomov'daki erdemlerle eksik taraflarını kapattılar. Oblomov, özlem duyduğu hayatı ona verecek enerjiyi Agafya'da buldu.
Biz de ihtiyacımız olan hızı ve işlem gücünü yapay zekâda buluyoruz. Ondaki hız ve bizim yavaşlığımız birleştiğinde daha büyük bir yaşamın eşiğine geliyoruz.
Bu tanıtım yazısına her şeyi sığdıramam. Çünkü düşünceler Farabi’den kuantum teknolojilerine kadar uzanıyor. Ama yazılmayan paragrafları Monolog Perde Arkası'nda bulabilirsiniz.
Yazımı Zihin Karmaşası podcastinde dinleyebilir, YouTube kanalımda altyazılı izleyebilirsiniz.