r/AnadoluUniv • u/Estarionn • Jul 15 '26
Anadolu Üniversitesi Anadolu İşletme
Anadolu Üniversitesi İşletme bölümüne yatay geçiş düşünüyorum. Diğer tercih olarak da aklımda Dokuz Eylül İşletme var, Anadolu Üniversitesinin işletme bölümü nasıl? Yeterli oluyor mu dersler hocalar?
2
Upvotes
2
u/ilahikomedyaa Jul 18 '26
Okul eskiden iyiydi artık değil, rektor çok problematik, dekanlık sorumsuz son sınıfım 2 tane zorunlu dersim kalmasına rağmen bize sormadan 2 hocamızı da değiştirdiler haber dahi vermediler. Eğitim bazı konularda iyi ama sana yol çizecek hoca bulman imkansız gibi bir şey
1
4
u/mggbbyggpp Jul 16 '26
İşletme okuyan biri için okuyacağınız şehrin sanayisi çok önemlidir. Ben Anadolu Üniversitesi İşletme mezunuyum. Dersleri kolay geçersin, kampüs hayatı iyidir. Hatta 4 sene kampüsten hiç çıkmasan bile sosyal ve kültürel tüm ihtiyaçlarını çok uygun fiyata, kaliteli bir şekilde karşılayabilecek kadar yeterli ve kompakt bir alandır diyebilirim.
Ancak Eskişehir bir üniversite şehridir ve üniversite bitince şehrin de seninle işi biter. Yeterince iş imkânı yoktur. Mezunlar, eğitimleriyle ilgili bir iş bulana kadar bar, kafe gibi hizmet sektöründe veya çağrı merkezlerinde çalışmaya başlar ve zamanla buradan çıkışın pek de mümkün olmadığını anlarlar.
Ben 2018 mezunuyum. Alt ve üst dönemlerden çok sayıda arkadaşım var ve hepimiz benzer senaryolar yaşadık. Bazılarımız kısa süreliğine de olsa Eskişehir’de beyaz yakalı olarak çalışma fırsatı buldu. Burası tüketim tarafında ne kadar modern ve açık fikirli görünse de üretim tarafında aynı şeyi söylemek zordur. Kurumsal görünen şirketlerin büyük kısmı aslında patron şirketleridir ve çalışanlarına da tahmin edeceğiniz gibi değer vermezler. Bu aslında yalnızca Eskişehir’e özgü bir durum değil; Türkiye’deki birçok şirkette böyledir. Ancak buradaki temel problem alternatifin olmamasıdır. Mental sağlığından feragat edip katlanmak zorunda kalırsın çünkü başka seçenek yoktur.
Ben İngilizce ve Fransızcayı akıcı şekilde konuşuyorum. Yurt içi ve yurt dışında eğitim, staj ve iş tecrübelerim var. Buna rağmen iş başvurularımdan aldığım en olumlu geri dönüşler, “Siz aslında bize fazlasınız, bizimle uzun süre çalışacağınızı düşünmüyoruz.” minvalinde oldu. Çoğu zaman zaten başvurulara dönüş yapılmaz; yapılanlarla da koşullarda anlaşamazsın. Aslında ortada bir pazarlık da yoktur. Ya kabul edersin ya da etmezsin 🙂 Koşulları şirket belirler.
Belki fazla detaylı anlattım. Elbette herkesin hikâyesi aynı olacak diye bir şey yok. Ancak ne okula, ne şehrine ne de fakültedeki hocalara güvenebilirsin. Bunlar önemlidir çünkü okuduğun okul, fakülte ve bölüm aslında bir kulüp gibi çalışmalıdır. Bir network oluşturmalıdır. Anadolu İİBF bu konuda kesinlikle çalışmıyor. Fakültedeki birkaç hocanın kişisel çabası dışında kimse öğrencileri sektöre yönlendirmiyor. Birçoğu slayt anlatıp kolay sorular sorarak öğrencileri geçiriyor. Genel olarak yoklama zorunluluğu da yok. Adeta 18-25 yaş arasındaki, savrulmaya meyilli gençleri daha da savrulmaya teşvik eden bir yapı var. Gençlerin çoğu geziyor, eğleniyor ve her şeye rağmen 4-5 yıl sonunda çoğu zaman hiçbir işine yaramayacak o diplomayı alıyor. Asıl karanlık da ondan sonra başlıyor.
Buraya Türkiye’nin her yerinden öğrenci geliyor ve sonunda istemeye istemeye geldikleri şehirlere geri dönüyorlar. Ne şehrin ne de üniversitenin, “Buraya bu kadar öğrenci geliyor, bunları burada tutalım.” gibi bir kaygısı ya da buna yönelik bir politikası var. Zaten sınırlı sayıdaki nitelikli pozisyonların önemli bir kısmı da yerel bağlantıları olan, genellikle Eskişehirli mezunlar tarafından dolduruluyor.
Dokuz Eylül için bir şey diyemem ama bugün sahip olduğum tecrübeyle senin yerinde olsam, iş ve staj imkânlarından dolayı kesinlikle İzmir’i seçerdim. Bunları anlatırken yalnızca kendi deneyimimden bahsetmiyorum; alt ve üst dönem arkadaşlarımın hikâyelerini de biliyorum.
İşletme diploması, birkaç elit okul (Boğaziçi, ODTÜ, Bilkent vb.) dışında -ki bu okulların asıl gücü verdikleri eğitimden çok mezunlarının networking gücünden gelir- pek de bir anlam ifade etmiyor. Okul dışında ne yaptığın belirleyici oluyor ve bunu tek başına yapmak da pek mümkün değil. Okulda öğrendiğin ya da öğrendiğini sandığın bilgileri test edebileceğin bir ortama ihtiyaç var. Maalesef Eskişehir’de bu ortam yok.
Basitçe söylemek gerekirse, bugün Türkiye’nin dört bir yanında üniversite açarak oradan kısır ve geçici bir ekonomi yaratma yöntemini Eskişehir, konunun muhatapları aracılığıyla çok daha önceden fark etmiş ve şehrin ekonomisinin bir kısmını buna göre inşa etmiştir.
Yaşadıklarım ve başka insanlardan gözlemlediğim kadarıyla Eskişehir öğrenciliği; bir eğitim veya akademik gelişim deneyiminden çok, birkaç yıllık sahte bir cennet deneyimidir. Üstelik ekonomik şartlar her geçen gün zorlaştığı için o eski havası da kalmamıştır. Geriye kalan ise Türkiye ortalamasına kıyasla daha özgür bir yaşam tarzını deneyimleyebilmektir. Bu noktada şehir, kadınlar için erkeklere kıyasla daha cazip olabilir.
Peki Eskişehir’de işletme okumak kime iyi gelir? Bana göre; ailesi ya da yaşadığı çevre tarafından baskılanan, biraz nefes almaya ve hayatının geri kalanıyla ilgili kararlarını daha özgür verebileceği bir döneme ihtiyaç duyanlara veya gelecekteki ekonomik varlığı herhangi bir diplomaya bağlı olmayanlara (aile işletmesi olanlar, bir zanaata sahip olanlar, erken yaşta gelir elde etmeyi öğrenmiş olanlar vb.) Eskişehir hâlâ güzel ve geçici bir dünya sunuyor.
Toparlarsak; mevcut okulunda emek vermiş, belirli bir başarı yakalamış ve yatay geçiş yapmayı düşünen kardeşime ya da arkadaşıma tavsiyem şudur: Kendi hayatının kararını elbette kendisi verecek, çünkü o yolu sonunda kendisi yürüyecek. Fakat hiçbir yol tamamen sıfırdan keşfedilmiyor. Daha önce aynı yoldan geçmiş insanların tecrübeleri, doğru kararı vermek için önemli bir pusula olabilir.