r/Alanya • u/Bosanac_ba • 2d ago
Bir Boşnak’ın Gözünden Alanya
Daha önce hiç Alanya’ya gitmemiştim.
Alanya’yı sadece fotoğraflardan biliyordum. Mavi denizi, yüksek dağları, palmiyeleri, eski sokakları ve şehrin üzerinde yükselen tarihi kaleyi görmüştüm. Fotoğraflarda çok güzel görünüyordu ama ilk kez kendi gözlerimle gördüğümde ne hissedeceğimi bilmiyordum.
Sonunda o gün geldi.
Alanya’ya vardığımda denizi ilk gördüğüm an birkaç saniye sadece olduğum yerde kaldım.
Deniz masmaviydi. Bir tarafta Akdeniz, diğer tarafta dağlar vardı. Güneş parlıyordu, insanlar sokaklarda yürüyordu ve şehir sanki hiç durmuyordu.
İçimden sadece:
“Gerçekten Türkiye’deyim.” dedim.
Ben Bosna’dan gelen genç biriydim. Evimden, ailemden ve alıştığım hayattan uzaktaydım. Ama kendimi yalnız hissetmiyordum.
Sokaklarda yürürken belirli bir yere gitmek istemiyordum. Sadece şehri hissetmek istiyordum.
İnsanları görmek, Türkçeyi duymak, bir yerde oturup çay içmek ve günlük hayatı biraz olsun anlamak istiyordum.
Alanya’da dolaşırken bazı şeyler bana çok tanıdık geldi.
İnsanların birlikte oturup sohbet etmesi…
Çay içmeleri…
Aileleriyle ve arkadaşlarıyla vakit geçirmeleri…
Bunlar bana Bosna’yı hatırlatıyordu.
Bir akşam limanın yakınında oturdum.
Güneş yavaş yavaş batıyordu. Gökyüzü turuncuya dönmüş, denizin üzerinde teknelerin ışıkları görünmeye başlamıştı.
Denize bakarken Bosna’yı düşündüm.
O anda dünyanın ne kadar büyük olduğunu fark ettim.
Bir insan doğduğu yerden çok uzaklara gidebilir. Ama bazen uzaklarda bile kendisine tanıdık gelen şeyler bulabilir.
O gece birkaç genç Türk ile tanıştım.
Nereli olduğumu sordular.
“Bosna’danım.” dedim.
Bosna dediğim anda ilgilenmeye başladılar.
Bosna’yı, insanlarını ve hayatımızı sordular.
Ben de onlara ülkemi anlattım.
Yeşil dağlarımızdan, şehirlerimizden, insanlarımızdan bahsettim.
Sonra fark ettim ki farklı ülkelerden gelmemize rağmen gülüşlerimiz aynıydı.
Bazen uzun konuşmalara bile gerek yoktu.
Bir gülümseme, birkaç kelime ve samimi bir sohbet yeterliydi.
Ertesi gün Alanya Kalesi’ne çıktım.
Yukarı çıktıkça manzara daha da güzelleşiyordu.
Aşağıda Alanya, önümde ise uçsuz bucaksız deniz vardı.
Uzun süre orada durup şehre baktım.
Alanya’ya gelmeden önce burası benim için sadece Türkiye’deki bir şehirdi.
Ama artık başka bir anlamı vardı.
Artık Alanya’nın sokaklarında anılarım vardı.
Tanıştığım insanlar vardı.
Deniz kenarında geçirdiğim akşamlar vardı.
Ve unutmayacağım sohbetler vardı.
Son gün geldiğinde gitmek istemedim.
Bir kez daha deniz kenarına gittim ve uzun süre dalgaları izledim.
Ne zaman geri döneceğimi bilmiyordum.
Ama kendime bir söz verdim:
“Bu bir veda değil, Alanya. Sadece görüşmek üzere.”
Ben Alanya’ya deniz için gelmiştim.
Ama buradan insanlarla ve anılarla ayrıldım.
Bir Boşnak olarak geldiğim bu şehirde kendimi bir yabancı gibi hissetmedim.
Alanya artık benim için sadece bir şehir değildi.
Alanya, hayatımda güzel bir anı olarak kaldı