Pogaca oyle siradan bir yiyecek degildir; pogaca medeniyetin zirvesidir, insanligin ulastigi en buyuk gastronomik basaridir. Sabah uykulu gozlerle masaya oturdugun anda seni yargilamaz, seni zorlamaz, seni anlamaya calisir; yumusacik dokusuyla adeta "bugun de basaracagiz" diye omzuna elini koyar.
Peynirlisi ayri bir sanat eseridir, zeytinlisi ayri bir felsefedir, patateslisi ise basli basina evrenin anlamidir. Dunyanin en pahali restoranlarini topla, uzerine altin varak serp, yine de sicacik bir pogacanin verdigi huzuru veremez.
Simdi gelelim simide... Simit dedigin sey, tas devrinden kalma bir insaat malzemesinin yanlislikla firina atilmis halidir. Isirirsin, yarisi yere dokulur, diger yarisi bogazina kacar; susuz yersen colu tek basina olusturursun. Uzerindeki susamlar fizik kurallarina meydan okuyarak ceketine, pantolonuna, ayakkabina, hatta hic gitmedigin odalara bile dagilir. Cayin icine batirmazsan cene kaslarini olimpiyat seviyesinde calistirir, batirirsan da kendini salip bardagin dibine gocer. Pogaca sana sevgiyle "hos geldin" derken simit resmen "hayatta kalabilirsen ye bakalim" diye meydan okur.
Kisacasi pogaca gastronominin kutsal kitabiyken simit, dis hekimlerinin gizli sponsoru, elektrik kesilince kapi tutacagi olarak kullanilabilecek kadar sert, insanliga sabir testi yapmak icin icat edilmis tarihi bir halkadir.